Anasayfa » RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ » Engelliler Haftası Özel: Emrah Elban Röportajı | Aycan SERCAN

Engelliler Haftası Özel: Emrah Elban Röportajı | Aycan SERCAN

“ENGEL, İNSANIN İÇ DÜNYASINDADIR.”

Emrah Elban, sanattan spora, iş dünyasından aile yaşamına kadar pek çok alanda yer alan engelli bir birey. Bağcılar Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı’na antrenörlük yapan Emrah Elban ile toplumsal yaşamda engelli bir birey olmak üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Hadi gelin, “Engel insansın iç dünyasındadır. O engeli aştıktan sonra kişi istediği her şeyi başarabilir.” diyen Emrah Elban’ın engelli bireylere ilham olabilecek muazzam mücadelesini okuyalım.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Emrah Elban,1985 Bitlis doğumluyum, evliyim, üç kızım var. Bedensel engelli bir bireyim, iki bacağım yok. Emrah Elban hayatın her noktasında bulunmaya çalışan gerek sanat gerek spor gerekse iş yaşamında yer alan bir birey.

Bir gününüz nasıl geçiyor?

Virüs ile mücadelenin olmadığı zamanlarda hafta içi erkenden iki kızımı okula bırakıyorum, iş yerime geçip günlük mesaimi bitirip sporcularla buluşuyorum. Günlük antrenmanlarımızı gerçekleştiriyoruz. Hafta sonları ise müsabakalar oluyor, bu yüzden bazen şehir dışında oluyoruz takım arkadaşlarımla. İki haftada bir deplasmana çıkıyoruz. Tabii bu virüs olayı başladıktan sonra tüm zamanımı çocuklarımla geçiriyorum. Bu süreçle hayatımda birçok şey değişti. Çocuklarıma ne kadar az zaman ayırdığımı fark ettim. Bugünlerde bu açığı kapatmaya çalışıyorum.

Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı’na antrenörlük yapıyorsunuz. Basketbola başlama süreciniz nasıl oldu?

Spor yaşamımda hep vardı. Çocukluğumda tekerlekli sandalye olmadığı için her yere ellerim aracılığıyla gidiyordum. Arkadaşlarımla sürekli ellerimle top oynardım. Dolayısıyla kollarım kuvvetlendi. Bir arkadaşım aracılığıyla ilk kez atletizmle ilgilendim, daha sonra basketbol oynamaya başladım. Yaklaşık on iki yıldır basketbol yaşamımın içinde. İlk yıllarda takım kaptanlığı yaptım, beş yıl önce de antrenör olarak takımımızı yönetmeye başladım. Engelli bireylerin de antrenör olabileceğini göstermek adına beş yıldır da engelli basket takımına antrenörlük yapmaktayım. Süper ligde mücadele ediyoruz.

Size ilham veren basketbol oyuncuları var mı?

Spor hayatımda ilk başladığım zamanlarda Aytaç Ercan, Özgür Gürbulak, Ferit Gümüş bana ilham veren oyunculardan. Ben oyunculuk kısmından ziyade antrenörlüğü hedeflediğim için, engelli sporunu insanlara nasıl ulaştırabiliriz işte bunun için antrenörlük kısmında ilerliyorum.

Karşılaştığınız zorluklar karşında verdiğiniz mücadelede sizi ne motive ediyor?

Benim hayatımı bir telefon ve bir park şekillendirdi. Şöyle; bir tanıdığımız bir engelli bireyle karşılaşıyor ve kendisine “Benim bir arkadaşım var, kendisine yardımcı olabilir misin” diyerek kişinin benimle iletişime geçmesini sağladı ve ben hayatıma büyük katkısı olan engelli bir birey olan Fatma Şahin ile bu sayede tanıştım. Kendisi de yıllarca koşup kas hastası olduktan sonra eve kapanan ancak sonrasında engelli bireylerin yaşamına olumlu etki yaratmak için mücadele ediyor. Fatma abla ile yaptığım bir telefon görüşmesi ile yaşamım için mücadele etmeye başladım. Bizler yaşama acı çekerek, mücadele ederek devam edebiliriz. Ben yaşadıklarımı insanlara nasıl aktarabilirim şimdi de bunun için çabalıyorum.

Günümüzde engellilerin ve engelli olmayanların engelliliğe bakış açılarını nasıl değerlendiriyorsunuz, bu konu hakkındaki düşünceleriniz neler?

Şöyle ki geçmiş zamanda bize, engelli bireylere rol model olacak pek kimse yoktu. Çünkü hem engelli bireyler görünür değildi hem de topluma çıkabilmiş engelli bireyler de engellilik durumlarını kullanarak insanları maddi ve manevi açıdan sömürüyordu. Bu durumda toplumda engelliliğin acınacak bir durum algısı oluşturdu. Temelde baktığında toplumdaki engelli bireye bakış açısını yine engelli bireyin kendisi oluşturmuş. Bu insanlar engelliliklerini göstererek kitap benzeri şeyler satıyorlar sokakta, diğer insanlar da satın alarak sözde sevap işliyorlar. Geçenlerde mesai bitmiş eve gitmek için arabama yönelirken bir kişi gelip para uzattı bana. Maalesef toplumda böyle bir algı mevcut. Ben engelli bireylerin kendi kendilerine yetebileceklerini göstermek istiyorum sadece.

Geleceğe dair hedefleriniz neler?

Açıkçası gelecek hedefleri kuran biri değilim. Yaşamımda önüme çıkan fırsatları değerlendiriyorum ve hayatımı buna göre şekillendiriyorum. Bir örnek vermem gerekirse okula hiç gidemedim. Tüm eğitimimi uzaktan almak zorunda kaldım. Hayat insanlara bazı fırsatlar verir, sonrası kişinin bu fırsatları görüp görmediğiyle ve nasıl değerlendirdiğiyle ilgilidir. Bende fırsatları değerlendiriyorum, böylelikle yaşamımda bir başarı elde ettim. Çoğu insan hayatını monoton bir şekilde, evden işe, işten eve şeklinde sürdürmektedir. Daha önce de dediğim gibi yaşamın birçok alanında yer alıyorum. Bu durumda beraberinde fırsatları getiriyor.

Toplumda engelli bireylerin karşılaştığı problemler neler?

Geçmiş yıllardaki engelliler ile günümüzdeki engellilerin yaşadığı sorunlar oldukça farklı. Günümüzde engeli olan bireyler daha fazla imkana erişebiliyorlar, en önemlisi normal okullarda eğitim görebiliyorlar, diğer insanlarla kaynaşma şansı yakalıyorlar. Benim çocuk olduğum yıllarda maalesef bunlar yoktu. Şu örneği vermek istiyorum; okula gitme imkânım yoktu, daha doğrusu babam okula kayıt yaptırmak için gittiğinde kurum yöneticisi engelli bireyleri, kendi ihtiyaçlarını gideremedikleri gerekçesi ile kabul etmediklerini söyleyip Ankara’da bulunan farklı engellere sahip bireylerin bir arada tutulduğu okula yönlendirmiş. O okulda engelli bireyler eğitim alsa da sosyal yaşamdan izole edildiği için oraya gitmedim. Fakat günümüzde bu tür problemler pek yok. Sadece toplumdaki bazı bireylerin empati eksikliğinden kaynaklanan birtakım sorunla karşılaşıyoruz. Engelliler için ayrılan park yerlerinin işgal edilmesi ya da parkta çocuğunu oynatan bir kadının çocuğuna beni göstererek “Bak! Yaramazlık yaparsan bu amaca gibi olursun.” demesi gibi problemlerle karşılaşıyoruz. Ama bu problemleri çözmek bizim elimizde, ben parktaki o kadın ve çocuğunun yanına gidip kendi bedensel engelimin yaramazlıkla bir ilgisi olmadığını anlatıp bu şekilde bilinçlendirmeye çalışıyorum.

Bir diğer problem ise yaşadığımız binaların genellikle engelli bireylere uygun şekilde inşa edilmemesi ile ilgili. Örneğin babam iki engelli çocuğa sahip olmasına rağmen inşa ettiği apartmanı asansörlü yapmamış. Ev almak için baktığım çoğu binada rampa yok mesela olanlar ise işlevsel değil, bırakın engelli bireyi, sağlıklı bir birey bile o rampadan çıkamaz.

Engelliler haftasındayız, yaşama karışamayan ya da bunu tercih etmeyen engelli bireylere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Tabii ki. Kendi yaşadığım deneyimlerden yola çıkarak şunları söylemek istiyorum. Kendimi ve içinde bulunduğun engellilik durumunu çok sorguladım ve analiz ettim. Engelli birey doğuştan veya sonradan bir engele sahip olduğu zaman hayata, iki sıfır yenik başlar. Hayata iki sıfır yenik başlamak kolay değil ama kendinde olan eksikliği kabul edip “ben bu engeli aşabilirim, istediğimi yapabilirim” dedikten sonra, yani kendinle ilgili problemi çözdükten sonra iki sıfır skorla yer aldığın hayatta iki bir oluyorsun. Daha sonra engelleri aştığını görüp bunu ailene kabul ettirip “Evet, ben engelli olabilirim ama normal yaşamın içinde kendime yetebilirim.” deyip ailenin desteğini aldığın zaman da skor iki iki oluyor. Sonrası kişinin sosyal yaşama adapte olup engelliliğini topluma kabullendirmesi kalıyor. Bunu başardıktan sonra skor üç iki olup öne geçiyorsun.

Eve kapanmayıp bir şeylerin mücadelesini vererek var olduklarını gösterdikleri takdirde engelli bir birey yaşama diğer insanlarla eşit şartlarda katılabiliyor. Elbette söylendiği kadar kolay değil. Hiçbir şey yapmayıp eve kapanmak da basit olan insanların işidir. Engelli bireyler olarak yaratılışımızdaki eksiklikleri değil de fazlalıkları gördüğümüz taktirde mücadelemizi sürdürebiliriz. Her engelli bireyin kullanabileceği fırsatları olduğunu düşünüyorum. Yeter ki bu fırsatları görüp değerlendirsinler.

Aycan SERCAN

aycansercan483@gmail.com

Aycan SERCAN

Aycan Sercan, 1996 yılında Siirt'te doğdu. Yalova Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü son sınıf öğrencisi. 2020 yılı itibariyle Leyli Sanat ailesinin bünyesinde sanatın çeşitli dallarında üretim yapan sanatçılar ile röportajlar gerçekleştirmektedir.
Aycan SERCAN

Bir yorum

  1. Engel dediğimiz kafamızın içinde. Onu hem kendimiz de hem başkalarında durmadan bahane haline getiriyoruz. Bizlere bunun olmaması gerektiğine inanan ve mücadelesini devam ettiren Emrah Elban’ı tanıttığın için teşekkür ederiz. Bizlere büyük bir örnek gösterdin. Kendine inan ve yoluna devam et diyen her mücadele, yaşamda kendini gerçekleştirmeye devam edecektir. Bu hisler bana ve ve okuyan herkese inanç aşılayacaktır. Tebrikler 👏👏👏

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up