Anasayfa » SİNEMA » Karanlığın Getirdiği Korku: REC | Utku KADIZ

Karanlığın Getirdiği Korku: REC | Utku KADIZ

Filmimiz “REC”, İspanya’da bir televizyon programı muhabiri Angela Vidal’in kameraman arkadaşı ile itfaiye merkezine konuk olması ve orada bir geceyi kayda almasıyla başlar. Muhabirimiz ve kameraman arkadaşımız bu süreç içerisinde itfaiyeciler ile röportaj yapar, binadaki bazı yerleri tanıtır ve çalışan kişilerin eğlencelerine dahil olur. Gecenin devamında ise merkeze bir ihbar gelir ve hep beraber ihbarın verildiği apartmana doğru giderler. Apartmanda garip seslerin duyulduğu ve bazı anormalliklerin olduğu söylenir. Bunların sebebinin ise bir virüs olduğu bilinmektedir. Ekibimiz apartmanın içerisine girdikten sonra ise filmin temposu tamamen değişir.

2007 yılında vizyona giren İspanya yapımı bu filmin genel olarak tek bir binanın içerisinde geçmesi, bize resmen kapalı bir alanın içinde sıkışmışlık hissini veriyor ve filmdeki karakterler gibi o çaresizliği yaşattırıyor. Filmi tek bir kameradan izlememiz ise tamamen filmin vermiş oldukları ile yetinmemize sebep oluyor. Yani kameraman ne görüyorsa biz de onu görüyoruz ve o miktarda korkuyoruz. Aynı şekilde film içerisinde kayıt alınmasını zorlaştıran bazı unsurlar da bizi aynı derecede rahatsız ediyor. Muhabirimiz Angela ve kameraman Pablo arasındaki diyaloglar ise genelde “Burayı da çek, asla kamerayı kapatma!” şeklinde geçiyor. Angela bunları demese bile kameramanımızın çekeceği zaten belli. Filmde seçilen apartman bu tarz bir proje için biçilmiş kaftan desek yeridir. Yanındaki apartmanların arasında sıkışıp kalması ve virüsün sadece bu apartmanda olması ise bir kez daha kapalı alanda sıkışıklık hissini tattırıyor. Apartman sakinleri ise bize tekrardan yalnız olmadığımız hissini, o kalabalık ortam havasını fazlasıyla veriyor.

Filmin korku kısmına gelecek olursak, olayların büyük bir kısmının karanlık ve düşük ışıkta geçmesi korkutma unsuru olarak zaten büyük bir etken. Belli başlı zaman aralıklarıyla gördüğümüz virüslü insanlar ise bir anda karşımıza çıkıyor ve kameramanın kadrajından gördüğümüz için ekstra korkunç bir hale geliyor. Virüslü insanların yüz tasarımları ve makyajları da oldukça başarılı yapılmış. Aynı şekilde virüslü hale gelen bu insanların çıkarttıkları sesler ise psikolojik olarak oldukça etkili. Bizi aşırı derecede rahatsız ediyor ve tabii ki bunlar diğer karakterlerin de sesleriyle birleşince toplu bir korku cümbüşü ortaya çıkıyor. Filmin ilerisinde hikâyeye dahil olan şeytani etkenler ise korkunun miktarını arttırıyor ve filme farklı bir açıdan yaklaşmamızı sağlıyor.

Filmin son sahneleri bize efekt olmadan ne kadar iyi korku yaratılabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Öncesine kadar parça parça yaşanılan gerilim, son sahnede nefesleri tutturuyor ve izleyiciyi yerinden kıpırdatmıyor. Bu açıdan filmin öncesinden çok etkilenmeyenler için de etkileyici bir sona bağlanılıyor ve biraz da olsa düşünceleri iyiye yöneltiyor.

Aynı ortam ve aynı olay üzerinden anlatılan devam filmi ise ilk filmdeki tedirginliği, gerilimi olduğu yerden devam ettiriyor ve korkuyu tekrardan iliklerimize kadar hissettiriyor.  Sonrasında gelen diğer “REC” filmleri, ilk iki film kadar bağlantılı olmuyor ve ister istemez bizi bu filmlerin o etkileyici havasından koparıyor.

Diğer korku filmlerine bakınca az bütçeyle yapılmış ancak kendince güzel şeyler başarmış bu ilk film, size korku ve gerilim dolu dakikalar yaşatacak düzeyde. Eğer hala izlemediyseniz “REC” filmi sizlere tavsiyemdir.

Utku KADIZ

utkukadiz02@gmail.com

6 yorum

  1. Ben korku filmlerini izleyemem sanırım fazla önyargılıyım. Metni beğendim önyargılarımı kırıp bu filmi izleyeceğim mutlaka. Kalemine yorumuna sağlık 👏👏👏 iki kardeş bize sinema şöleni yaşatma emeğiniz taktire şayan 👏👏👏

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up