Anasayfa » RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ » Kürt Müziğine Yeni Görünüm: Diljen Ronî Röportajı | Aycan SERCAN

Kürt Müziğine Yeni Görünüm: Diljen Ronî Röportajı | Aycan SERCAN

”Doyamadığımız her şey kişiliğimizin ve işimizin bir parçası haline gelir.”

Diljen Ronî, Kürt müziğine modern görünüm getiren müzisyenlerden biri. Albümlerinde farklı tarzlara yer veren sanatçı ile müzik tarzları üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

 

Bir söyleşinizde, “İnsana dair her şey Diljen Ronî’nin yansımasıdır.” diyorsunuz, Diljen Ronî yaşamında ve müziğinde nasıl bir yol almış?

Diljen Ronî, Kürt coğrafyasında dayatılan yaşamın içinde yoğruldu. Kısıtlı imkanlar, yoksulluk, yoksunluk ve direnişin olduğu bir bölgede çocuk oldum. İmkanları nispeten daha iyi olan bir şehirde gençlik yıllarım geçti. Bu göçün sebebi de eğitimimizi sürdürebilmekti.

Belki o dönemlerin izi vardır doktorluğu seçmemde. Yaşadığımız yerde her şey gibi doktor da eksikti. Bu nedenle doktor olduktan sonra önce kendi memleketimde uzun süre görev yaptım.

Çocukluğumda bir heves olan müzik ise üniversite yıllarımda tutkuya dönüştü. Enstrümanlarım zaman içinde en iyi yol arkadaşlarım oldu. Müzik aynı zamanda dilime sahip çıkma biçimiydi.

Aslında hep söylediğim gibi, doyamadığımız her şey kişiliğimizin ve işimizin bir parçası haline geldi. Ben müzikte ve doktorluk mesleğinde kendimi tamamlarken bir taraftan da tüm insanlığı yaşıyorum. Doktorluğum sayesinde insanların en gerçek hallerine tanıklık ederken müziğimle bu gerçeği başka bir fona taşıyorum.

Klasik Kürtçe şarkıları Reggae, Rock, Pop gibi pek çok tarzda yorumluyorsunuz. Bu tür girişimler sanatçıya özgünlük getirebilir mi, bu konudaki düşüncelerinizi merak ediyorum.

Bir müzisyenin tek bir tarzı da olabilir, birçok tarzı da deneyebilir. Bence bu müzisyenin kaliteli olup olmadığının bir göstergesi değil. Fakat ben yeni şeyler denemeyi seviyorum. Denemenin yanı sıra farklı tarzları dinlemekten de hoşlanıyorum. Bunu da müziğime yansıtıyorum.

Müzik yaparken size ilham veren şeyler neler oluyor?

Aslında ilham dediğimiz şey sanki acıyla eşit. Eğer o anda kasvetli bir ortamdaysanız, işler biraz ters gidiyorsa, duygusal bir dönemden geçiyorsanız daha kolay üretiliyor sanki. Tabii bu herkeste aynı mıdır bilemem. Ama benim için en verimli dönem diyebilirim.

İkinci albümünüz “Du Demsal (İki Mevsim)” içinde yer alan “Tu yi(Sensin)” parçasını  raggae tarzında okumak nasıl bir deneyimdi?

“Tu yi” ilk reggae denememdi. Çok heyecan ve keyif vericiydi doğrusu. Zaten çok keyifle dinlediğim bir tarzdır ve muhtemelen ilerde yeni denemelerim olacak.

Farklı tarzları denemeniz ve bazen de bu tarzları harmanlamanız dinleyici kitlenizi nasıl etkiliyor?

Hem birbirinden farklı müzik dinleyicisine ulaşıyorum. Hem de bu sayede kendimi kısıtlamıyorum. Herkesle ayrı ayrı buluşacak bir ortak noktamız oluşuyor.

Bu konuda aldığınız yorumlar nasıl oluyor?

Farklı tarzları denemenin hem güzel bir tarafı var hem de zorlayıcı bir tarafı. Önceleri benden pop, rock tarzda şarkılar dinlemeyi seven dinleyicilerim klasik Kürtçe parçaları, geleneksel türküleri okuduğum zaman kızıyordu. Aynısını diğer dinleyici kitlem de yaptı. Bir taraf sadece geleneksel okumamı isterken bir taraf da modern tarzdan vazgeçmememi istiyordu. Ama sonunda bu duruma alıştılar sanırım. Her albüm farklı tarzda olunca bu durum artık pek yadırganmıyor.

Bir röportajınızda “Kürtler, Kürtçe rock’ı dinlediğinde daha çok özümseyecek çünkü kendi anadilidir” diyorsunuz. Bir tarzı benimsemenin altında muhakkak pek çok faktör vardır. Bir müzik tarzının benimsetilmesinde dil ne derece önemlidir?

İllaki. Şöyle açayım bu konuyu: insan anlamadığı bir dilde şarkı dinlerken sadece müziğe kulak verir. Melodi ruhunuza hitap ediyorsa dinlersiniz ve şarkının sözleriyle alâkası olmasa bile o şarkı size bir şey hissettirir. Sözleri anlamadığımız için oluşan o boşluğu kendi öz duygunuzla doldurursunuz.

Zaten bir dili bir başka dile çevirirken bile anlam kaybı yaşanabiliyor. Anlayarak dinlemek bu nedenle çok önemli.

Bizim coğrafyamızda rock müzik o kadar da eski bir tarz değil. Yeni bir tarz ve insanlar yavaş yavaş benimsiyor. Bu yeni tarzı insanlara yabancı olduğu bir dille sevdirmek çok daha zor. Ki bizim coğrafyamızda müziğin notası acıdır. Rock, bu açıdan insanımıza çok fazla hitap etmiyor. Bir de dilini anlamazsa tamamen kendine uzak hissedecek. Dil, burada en azından rock müzikle bağ kuracağı önemli bir faktör bence.

Son olarak henüz yolun başında olan müzisyenlere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Müzik, zor ve çetrefilli bir yol. Günümüzde her alanda olduğu gibi müzikte de ‘her zaman her şeyin en fazlası’ bekleniyor. Hep yeniye açık olmalarını ama gerçekten sevdikleri ve istedikleri şeyi yapmalarını tavsiye ederim. Sayılar, bir işin iyi veya kötü yapıldığının değerlendirmesi değil. Tavsiyem, dinlenmeler, tıklanmalar vs. hiçbirine takılmadan, bu işi gerçekten keyif aldıkları için yapmaları olur.

Aycan SERCAN

aycansercan483@gmail.com

Aycan SERCAN

Aycan Sercan, 1996 yılında Siirt'te doğdu. Yalova Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü son sınıf öğrencisi. 2020 yılı itibariyle Leyli Sanat ailesinin bünyesinde sanatın çeşitli dallarında üretim yapan sanatçılar ile röportajlar gerçekleştirmektedir.
Aycan SERCAN

Bir yorum

  1. Diljen Roni yi Nesrin parçasıyla tanırım. Ve çok severim o parçasını. Sanırım çalışmalarını sevdiğiniz bir sanatçının fikirlerini biyografisini okuduğunuzda sevdiğiniz eserleri daha bir anlam kazanıyor. Önce tu yi parçasını dinledim. İlk reggae denemesiymis ne desem hakkını da vermiş hani. Lakin Nesrin her daim en iyisi olacak nazarımda. Şarkıları sesi yolu daim olsun. Röportaj ile bize bu keyfi verdiğin içinde Canem Aycan çok teşekkürler kalemin insanlarla iletişimin daim olsun. Sohbetinize sağlık 👏👏

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up