Anasayfa » RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ » Gezgin-Yazar Armağan Portakal ile Röportaj | Aycan SERCAN

Gezgin-Yazar Armağan Portakal ile Röportaj | Aycan SERCAN

Ne kadar çalışırsanız çalışın günün sonunda yaptığınız iş, bir firmanın klasöründe rafa kalkar.

Armağan Portakal, topraktan beslenen bir çiftçi. Yol arkadaşı Banu Özkan Tuzluyurt ile Anadolu’yu karış karış gezen bir gezgin. Aynı zamanda Pencere ve Tesadüf kitaplarının yazarı. Son kitabı “Doğma Yavrum Dünya Çok Kalabalık” ise naif bir protestonun çığlığı niteliğinde…

Şimdi Armağan Portakal’ı biraz daha yakından tanıyalım.

 

1- Armağan Portakal yaşamında nasıl bir yol almış?

Emek değerli oldu benim için. Benim çağımın çocukluklarında, oyuncaklarda emek yoğundu. Bağlar, yapıştırır, diker, böler; zıplar, düşer, kalkar, top sektirir, uçurtma yapar, uçurur, lastik atlar, ot toplar, çiçeklerden taç yapar, ağaçlara tırmanırdık… Bizim nesil bu yüzden emeğin değerini daha iyi anlayabilir. Büyük Lego kutum vardı, konseptli olanlardan. Bir dünya kurduğum zaman bir hafta bozmadan oynardım. Çünkü ne kadar zahmetle yaptığımı bilirdim, iyice keyfini alana kadar bozmaya kıyamazdım.

Çalışma hayatımda da pazarlama kariyeri yaptım. Ne kadar çalışırsanız çalışın günün sonunda yaptığınız iş, bir firmanın klasöründe rafa kalkar. Size ait değildir. Ben hep bana ait somut bir üretim arayışında oldum. Bu yüzden fotoğraf çektim, blog yazdım, kitap yazdım… Şimdi bütün bu sürecin nirvanası dediğim çiftçilik yapıyorum.

2- Son kitabınız, Doğma Yavrum Dünya Çok Kalabalık’ı yazmaya nasıl karar verdiniz ve bu yazım sürecini bizimle paylaşır mısınız?

Benden çok sonra ve benden çok uzakta, benden izler kalsın istediğim için kitap yazıyorum. Uzak yerlerde, uzak zamanlarda bir kütüphaneden benim sözlerime ulaşılsın istiyorum. Bugünlere ve hayatımıza dair notlarım tanıklık etsin istiyorum. Doğma Yavrum Dünya Çok Kalabalık öykülerimde naif protestolar vardır. Sesim yüksek değildir ama satır aralarında sert anlamlar vardır. Bana göre tabi…

Kadınlarda, çocuklarda, etnik gruplarda, tabiatta, adaletsiz izler bırakıyoruz maalesef. Bunların notunu düşmek istedim. Ve en çok özlediğimiz çocukluk anılarıyla harmanlayarak. Yani çocuktuk hayat bize güzel görünüyordu, büyüdük ve gerçekler…

3- Yazarken size ilham veren şeyler neler oluyor?

İlham benim çok sevdiğim hatta değer verdiğim bir kelimedir. Anlamlıdır. Genellikle haklı değerini görmez. İlham küçümsenir. Evet ben de biliyorum çalışmak çok ve çok önemli. Fakat, ilham bu çalışmaya yön veren, el veren ışıktır. Başıma gelen, etrafımda olan insan hikayelerinden ilham alıyorum.

4- Kitabınızda “küçük kızların kahramanları olur” diyorsunuz, sizin çocukluk kahramanınızı öğrenebilir miyiz?

Sevgili babam… Bir kadın olarak yaşım büyüdükçe kahramanım annem oldu.

5- Kitaptaki öyküler farklı şehirlerde geçiyor ve aklıma, Banu Özkan Tuzluyurt ile “2 Kadın Anadolu’da” adını verdiğiniz gezileriniz geliyor. Banu Hanım’la gezi anılarınızı kitaplaştırma gibi bir planınız var mı?

İki Kadın Anadolu’da, çok severek yaptığım bir proje. Çok nitelikli, içi dolu ve gerçeğe hizmet eden. Ve Banu ile daha nitelikli hale geliyor. Birbirimizi tamamlıyoruz. Her şehirden büyük haz, gurur ve heyecanla ayrılıyoruz. Yazılarımızı bloglarımızda yayınlıyoruz. Korona günleri nedeniyle İki Kadın Anadolu’da hikayelerimizi anlatmak üzere Instagram’da canlı yayına başladık birlikte. Yazılarımızı gözden geçirdiğimizde ciddi bilgi içerdiğini fark ettik. Genelgeçer ve popüler seyahat yapmayı sevmiyoruz. Rehberle geziyoruz mutlaka. Bu da ortaya çıkan yazı ve videolarımıza yansımış. Kitap konusunda teklif gelirse, memnuniyetle değerlendiririz.

6- Son olarak kitap yazmak isteyenlere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Çok değerli yazarlarımızla tanıştım, konuştum, arkadaş oldum. Onlardan öğrendiğim ortak bilgi “yazma disiplini”dir. Her gün mutlaka başına oturmalısınız. Bazen üç cümle bazen on sayfa yazarsınız ama disiplin şart. Yazmak için önce okumak gerektiğini söylerler.

Ben şunları da eklemek istiyorum. Yazmak büyük bir ciddiyet, sorumluluk. Büyük bir sadakat. Yazmak, insanın kendisiyle yüzleşmesi. İnsanlık yaşam çizgisinde bir iz. Bir meseleniz olmalı. Aktarmak, dikkat çekmek istediğiniz bir fikriniz olmalı. Sizi buna yönlendiren itici bir güç. Bunlar hep sizinle ilgili, içsel hareketler. Cesaret lazım. Yaranmak için değil var olmak için yazmalısınız.

Aycan SERCAN

aycansercan483@gmail.com

Bir yorum

  1. Ne güzel demiş yazmak büyük sadakat. Mesele tam olarak bu . Az ve öz röportaj doygunluk verdi kaleminize sağlık diyor ikinizi de tebrik ediyorum. 👏👏👏👏

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*