About Time: Yaşayacak Tek Bir Hayatımız Var, Yaşamaya Cesaret Et! | Duygu BİLGİN

About Time - Film Görseli

About Time: Yaşayacak Tek Bir Hayatımız Var, Yaşamaya Cesaret Et!

(Az da olsa spoiler içerir.)

Öncelikle yeni yılınız kutlu olsun. Umarım güzelliklerin peşinizden geldiği, sizi bulduğu, hâli hazırda bulduysa bırakmadığı; kendinizi gerçekleştirdiğiniz güzel bir sene hatta nice seneler olur.

Yeni bir yıla girmişken ve bazı şeyleri geride bırakmışken düşünelim: Neler öğrendik? Neleri değiştirmek isteriz? Neler güzeldi? Neler daha farklı olabilirdi? Hangi hataları yaptık? Hayatımıza neler kattık? Neleri bıraktık? Nelerden vazgeçtik? Ya da nelerden vazgeçemedik? Bırakmamız gereken şeyler nelerdi? Tutunmamız işe yaradı mı? Ben şahsen yeni yıla kendime bu soruları sorarak girdim. 2020’nin bana kattığı ve öğrettiği bir çok şey oldu. Bazen bıraktım bazen direndim, bazen sıkıldım, bazen neden diye sordum. Bolca evde kaldım. 😊 Düşünmek için çokça zaman harcadım.

Tüm bunları düşünürken bu sorularla da bağlantılı olduğunu düşündüğüm, zamanda yolculuk yapabilen bir adamın hikâyesini ve yaptığı seçimleri anlatan bir filmle yılın ilk yazısına başlamaya karar verdim. Filmimizin adı “Zamanda Aşk”. Yönetmenliğini Richard Curtis’in üstlendiği film; içerisinde aşkı, hüznü, yapılan hataları, akışa bırakmayı, kontrol etme güdüsünü ve seçimleri konu alır. Kahramanımız Tim, 21 yaşına geldiğinde ailesinde yer alan erkeklerin zamanda yolculuk yaparak geçmişe gidebildiğini öğrenir. İlk başta buna inanmaz ancak denediği anda yapabildiğini görür. Bu saatten sonra da dönüştürmek ve değiştirmek istediği bazı anlara geri dönerek o anları tekrardan yaşar. Bu hakkını hayatının aşkını bulmak için kullanır. Buralarda neler yaptığının detayına girmeyeceğim. Ancak geçmişte yaptığımız şeyleri olduğu gibi kabul etmeyerek daha iyisine dönüştürme fikri yaşadığımız hangi şeyi gerçek kılar? Hangi seçimimiz aslında o gerçekliğin temelini inşa eder? Haydi birlikte düşünelim. Değiştirmek istediğimiz, utandığımız, yargıladığımız anların tekrardan yaşanma şansı olsa ve bunları dönüştürsek artık asıl olan değiştirdiğimiz hâli midir yoksa diğeri mi? Filmi izlerken hep bu soruyu sordum kendime. Ben hangisini yapmak isterdim diye de düşündüm. Yaşamıma kısa bir göz gezdirdim. Değiştirmek istediğim anlara kısa bir yolculuk yaptım. Bu anların her birini dönüştürsem hayatıma yapacağı kelebek etkisini tahmin etmeye çalıştım. Belki değişecek ve beni etkileyecek çok şey olacak evet ama ben o zaman hangi ben olacağım bundan emin olamadığımı fark ettim. Sonrasında bu anları iyisiyle, üzüntüsüyle, her hâliyle sevmenin ve bana kattıklarını, beni dönüştürdüğü şu anki hâlime odaklanmanın daha iyi hissettirdiğine karar verdim kendi içimde. 🙂

About Time - Film Görseli

Olan oluyor, olmakta olan da oluyor. Yani olması gereken oluyor. Aslında her birimiz kendi zamanımızda seyahat ediyoruz ve bu sırada çeşitli seçimler yapıyoruz. Bunları o ana gidemeden de değiştirme gücü her birimizin içinde. Böyle bir farkındalık oluştu benliğimde bir yerlerde aniden. Bir şeyleri değiştirmek için zamanın tam da o anına gitmeme gerek yok sanki. Ne dersiniz? Tam da şu anda ve kendi zamanında yapabiliriz istediğimiz dönüşümü. Şu andan başlayarak dönüştürebiliriz ve bu bizim elimizde. Bunun için belli bir cinsiyete de tabi olmamız gerekmiyor. Filmde yapılan yolculuğun sadece ailenin erkek çocuklarına özgü olması beni düşündüren noktalardan biri. Tim’in kız kardeşinin böyle bir özelliği yok. Bu kısmı sorguladığımı belirtmek isterim. Bir de geçmişe yolculuk yapabilen ve yapamayan iki kardeş arasında yaşamlarının kalitesi, hissettiği mutluluk vb. konularda gözle görülen bir fark mevcut. Sonunda ikisi de kendi yolunu buluyor. Kendilerini buluyorlar.

About Time - Film Görseli

Filmin sonunda Tim artık olanı olduğu hâliyle yaşamaya başlar, yaşamı bir de bu hâliyle ele alır. Tim artık olanı olduğu gibi kabul edebilmeye başlar. Bence burası yaşamaya asıl cesaret edebildiği noktadır. Olanı kabul etmenin ve bunu yaşamaya cesaret etmenin yaşam olarak, yaşamak olarak tanımlandığını düşünüyorum. Cesaret etmek aslında her şeyiyle, zorluklarıyla, mutluluklarıyla, üzüntüleriyle, hayal kırıklıklarıyla birlikte adım atabilmek. Bir sonraki eylem için hâlâ cesaret edebilmek. Yaşayabilmek.

Zorlu bir yılın ardından hâlâ yaşamaya cesaret edebilen ve umut edebilen o yanımıza tutunalım. Tutunuyoruz da aslında. Bunun farkında olalım.

Yaşamaya cesaret ettiğimiz ve bu cesareti elden bırakmadığımız nice yıllara!

Gelecek ay görüşmek üzere!

Duygu BİLGİN

duygubilgin@hotmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Shares