Der Himmel über Berlin’de Var Olmanın Farklı Biçimleri | Meltem ÖZKAN

Der Himmel über Berlin film görseli.

Der Himmel über Berlin’de Var Olmanın Farklı Biçimleri | Meltem ÖZKAN

Der Himmel über Berlin film görseli.

Der Himmel über Berlin (Wings of Desire) Film İncelemesi

*Spoiler içerir.

Çocuk henüz çocukken şu sorulara sıra gelmişti:
Neden ben benim de sen değilim,
Neden buradayım da orada değilim?
Zaman ne zaman başladı ve uzay nerede bitiyor?
Güneşin altındaki yaşam sadece bir rüya mı?
Gördüklerim, duyduklarım, kokladıklarım sadece dünyadan önceki dünyanın bir görüntüsü mü?
Gerçekten kötülük var mı?
Gerçekten kötü insanlar var mı?
Nasıl olur da ben olan ben olmadan önce var değildim ve nasıl olur da ben olan ben, bir zaman sonra ben olmayacağım?

Çocuk daha henüz çocukken ıspanağı, bezelyeyi, sütlacı ve karnabaharı ağzında geveleyip dururdu ama şimdi hepsini yiyor, üstelik mecburiyetten değil.

Çocuk henüz çocukken bir keresinde yabancı bir yatakta uyandı.
Şimdi tekrar tekrar uyanıyor.
Bütün insanlar güzel görünürdü, şimdi ise sadece bazıları.
Cenneti gözünün önüne getirebiliyordu, şimdi ise tahmin ediyor.
Hiçliği düşünmezdi, bugün ondan ürküyor. (Peter Handke, Çocuk Olmanın Şarkısı)

Der Himmel über Berlin Film Afişi

Wim Wenders’ın yönettiği 1987 yapımı Der Himmel über Berlin bir meleğin insana dönüşümü gibi rüyavari bir olay üzerinden insan olmayı, gerçekliği ve gerçekliğin sınırlarını, etkilemeyi ve etkilenmeyi, çocuk olmayı ve büyümeyi mercek altına alıyor. Yukarıda bir kısmını alıntıladığım şiir filmin başlangıcında melek Damiel tarafından yazılmaya başlanıyor ve bundan sonra şiir film boyunca bize eşlik ediyor. Bu yazıda bu şiire yer vermek istememin sebebi şiirde bahsedilen dönüşümlerin Damiel’ın insan olma tercihiyle birlikte yaşadığı dönüşüm ile paralellikler içermesi. Filmde Damiel ve Cassiel; Berlin üzerinde gezinen, insanları izleyen ve onların düşüncelerini duyan, kendi zihinlerinde bir nevi bir sürü insanın zihnini barındıran iki melek olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu iki meleği yalnızca çocuklar görebiliyor. Filmin kurgusu içerisinde adeta melekler ile çocuklar bir kategoride, insanların geri kalanı ise başka bir kategoride konumlandırılmış durumda. Bu anlamda, yukarıdaki şiirde aktarılan eski/çocukluğa ait düşünceler ile şimdiki/yetişkinliğe ait düşünceler arasındaki zıtlık, melekler ile insanlar arasındaki zıtlığı çağıştırıyor. Filmde melekler ve insanların farklı gerçeklik algıları, çocukluk ve yetişkinliğe dair farklı algılayış biçimleri arasındaki ayrıma benzer nitelikler taşıyor. Melekler renkleri algılayamıyor, nesnelere dokunamıyor, fiziksel anlamda bir varlığa sahip olamıyorlar. Yani varoluş biçimleri açısından insanlarla kıyaslandıklarında -tanrıvari özelliklerini bir yana koyarsak- bazı eksiklikleri var. Çocukların kendilerine özgü gerçeklik algısı ise meleklerde olduğu gibi bir eksiklik olarak değil, daha ziyade benzersiz bir perspektif olarak sunuluyor. Çocuklar yetişkinlerin görmediklerini görüyor ve etraflarındaki dünyadan onların alamadıkları tatları alıyorlar.

Filmin temel dönüm noktasını Damiel’ın trapez sanatçısı Marion’a duyduğu ilgi neticesinde –belki de Marion tarafından fiziksel olarak algılanmak istediği için- ölümsüzlüğünü bırakıp yere, insanların arasına inmesi oluşturuyor. Damiel, melek olarak yaşamının “göstermelik” olduğunu söylüyor. Buna karşın insan olmak onun için “gerçek” bir yaşamı ifade ediyor. Bu noktada filmin bana çağrıştırdıklarından hareketle insan olmaya dair iki tür arzudan söz edebilirim: İnsan bir yandan hiçbir şeye müdahale etmemek ve böylece hiçbir sorumluluk duymamak isterken bir yandan dünyada bir değişiklik yaratmayı, kendine dair bir etki bırakmayı arzular. Bu açıdan baktığımızda yok olmayı istemek de var olmayı istemek de insan deneyimine içkindir. Bu fikri filme uygularsak meleklerin yaptıklarının sorumluluklarından azade olmaları bakımından yokluğa yakın durduklarını söyleyebiliriz. Bütün bunların yanı sıra, bana biraz öyle geliyor ki insan uzun süre bir etkide bulunmadığında kendi varlığından şüphe eder hâle gelebilir. Meleklerde gördüğümüz yokluğa yakınsama hâli insanlar tarafından hissedilen bu şüphenin katıksız veya baskın olarak hissedildiği bir duygu durumu olarak düşünülebilir. Damiel’ın yaptığı tercih, bu durumu geride bırakıp kendince daha gerçek bir varoluş kazanma yönünde oluyor.

Damiel’ın yaptığı tercih üzerinden meleklerin ve insanların dünya algısı üzerinde biraz daha durmak istiyorum. Daha önce meleklerin eylemlerinin sorumluluğunu taşımadığından bahsettim. Ancak aynı zamanda dünyaya ve insanlara yönelik tanrıvari bakışlarına ve bu nedenle zihinlerinde insana ait birçok düşünceyi barındırma zorunluluklarına da değinmiştim. Bu düşünsel yük insan olmanın materyal zorlukları ve gündelik kaygılarından farklı fakat bir o kadar da zorlayıcı bir ağırlığa işaret ediyor. Bu bakımdan insan olmanın Damiel için özgürleştirici bir niteliğe sahip olduğu da söylenebilir. Daha önce bahsettiğim ikili arzu sistemi aslında burada gördüğümüz gibi iç içe var oluyor. Özgürlük ile sorumluluk, gerçeklik ile rüya, var olmak ile olmamak birbirine girmiş halde karşımıza çıkıyor.

Der Himmel über Berlin benim için her şeye rağmen umut dolu bir film. Filmin ortalarında Damiel’ın yaşamının son anlarına şahit olduğu adamın zihninden geçenler (aynı yukarıdaki şiir gibi) hayata dair elementleri bir araya getiriyor ve onları yorumlamaktan ziyade oldukları gibi aktarıyor: Mississippi deltası, Albert Camus, sabah güneşi, bir şelalede yüzebilmek, yan odada uyuyan kişi, pazar gününün sakinliği, gece uçağı… Ölmekte olan bir insanın zihninden geçen bu sözcüklerin ölümle hiçbir alakası yok. Damiel’ın filmin sonunda defterine yazdığı cümle de insan olmaya dair eşsiz bir özelliğe işaret ediyor: “Ve şimdi hiçbir meleğin bilmediğini biliyorum diyebilirim.” Bütün bunlar hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir atmosferde gerçekliğin sınırlarını yeniden çiziyor ve hayali de gerçeği de insan olmaya dair kılıyor.

Meltem ÖZKAN

meltemozkan43@gmail.com

1 Yorum var: "Der Himmel über Berlin’de Var Olmanın Farklı Biçimleri | Meltem ÖZKAN"

    Bu filmi izlemiştim harika bir filmdi sanırım tekrar izleyeceğim. Hem de bu gece izleyeceğim. Kalemine yorumuna sağlık ????

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*


Shares