Anasayfa » SİNEMA » İnsan Değerlidir: MARMOULAK | Derya KURTULUŞ

İnsan Değerlidir: MARMOULAK | Derya KURTULUŞ

İnsan değerlidir, insan olduğu için.”

İnanç birçok farklı şekilde yaşanabilir. Bir fikri, düşünceyi savunmak onu sahiplenmek de inançtır. Ancak inanç deyince aklımıza genelde dini anlamda inanmak gelir. Sizinle hakkında düşüncelerimi paylaşmak istediğim bu filmde temelde dini inanç üzerinden bir anlatım söz konusu olsa da iyiliği ve doğruluğu bulma yolunda bir inancı bize anlatmaktadır. Karşınızda Kamal Tabrizi’nin Marmoulak filminin kendimce yorumu.

Rıza, hırsızlık suçundan hapishaneye atılmış bir mahkumdur. Dine inancı olmayan ve bir suçlu olan Rıza bu özellikleriyle tam bir anti kahramandır. Film boyunca onun bu suçlu olma durumundan kaçışını ve inancının nasıl iyi yönde evrildiğine şahit olacağız.

Filmin ilk sekansı Rıza’nın hapishanede geçirdiği zorluklar üzerinedir, aynı zamanda burada gösterdiği davranışlar ve başına gelen olaylara tanıklık ederek onunla iyice tanışmış oluruz.

İran İslam Cumhuriyeti, adından da anlaşılacağı üzere İslam dini üzerine yönetimini kurmuş bir ülkedir. Bu filmde de başta Rıza’yı sorgulayan cezaevi müdürü devleti temsil etmektedir. Buna bağlı olarak mesleğini, insanları cezalandırmak olarak değil de onları kötüden iyiye yönlendirerek cennete gitmelerine yardımcı olan bir doktor olarak tanıtır. Ancak filmin ilerleyen bölümlerinde cezaevi müdürünün davranışlarının sözünü ettiği gibi olmadığını görürüz. Farklı olaylar içerisinde, Rıza’yı hücreye kapatmak için geçerli nedenler oluşturmaktadır.

Rıza’nın hapisten kurtulmasına neden olacak ilk dönüm noktasıysa yaralanması sonucu hastaneye yatırılması olur. Burada odasını bir hocayla paylaşmaktadır. Hocayla yaptığı sohbetlerden de dine karşı herhangi bir inanca sahip olmadığını görürüz. Buradaysa İslam inancını temsil eden hoca, elinden geldiğince Rıza’ya da bunu aşılamaya çalışır. Bulunduğu durumdan dolayı kendini tıpkı o kurtardığı güvercin gibi hisseden Rıza’ya Hoca: İnsan sayısı kadar Allah’a ulaşmanın yolları vardır. Yani Allah kulunun yüzüne tüm kapıları kapatmaz. Umutsuz olma.” cümlesiyle yol gösterir.

Hastaneden taburcu olacağı vakit, Rıza kendi bildiği şekilde kendine bir kapı açar ve hocanın giysilerini çalarak hastaneden aynı zamanda hapishaneden kaçmış olur.

Dışarı çıkması itibariyle giydiği cüppe ona bir itibar kazandırmış ve insanların ona bakış açılarında farklılık meydana getirmiştir. Bundan sonraki sahnelerde de aslında din üzerine kurulu bir ülke de olsa uluslararası, kültürel ve ahlaki yozlaşmanın İran’da da kendini gösterdiğine tanık oluruz.

Rıza’nın hastaneden çıktığında bindiği aracın sahibi, onu kullanarak yasal olmayan bir yoldan gider, sonrasında tren garındaki gençler Rıza ile dalga geçer. Arkadaşının evine geldiğindeyse izlediği televizyon programlarında da aslında hocalığın artık eskiden bildiğimiz gibi sadece din ve ahlak üzerine öğütler veren, yol gösteren bir elçi olmadığını, bu halinden evrilerek günümüz dünyasına ayak uydurduğuna tanık olur.

Filmin çoğu yerinde dine inandığını söyleyen birçok kişinin davranışlarında çelişkiler olduğunu görürüz. Örneğin trende aynı odayı paylaştığı adamlardan birisi cemaatle namaz kılmasının ardından hocaya geçici nikahla ilgili sorular sormaya başlar. Bir başka sahnedeyse hocalık yapacağı mahallede tanık olduğu, bir bakkala geceleyin yapılan saldırıdır. Saldırganlar, hocanın farkında olsalar da onu umursamadan ve gündüz gösterdikleri davranışların aksine saygısızca davranırlar. Burada bazı insanların dini göstermelik olarak yaşadıklarına dikkat çekmek istenmiştir.

Filmin genelinde anlatılmak istenen şey günümüzde insanların inançlarına yeterince bağlı olmadıkları ve görevlerini olması gerektiği gibi yerine getirmemeleridir. Bunu ilk olarak hastanedeki hocanın: İnsanlar her şeyi marketten alır. Ancak dost satan marketler olmadığından dost satın alamazlar ve yalnızlık çekerler. Eğer bir dost istiyorsan, gönlümü al. Sordu: Peki gönül almak nedir? Cevap verdi: İnsanlarla yakınlaşmak demektir. Bu ise günümüzde tamamen unutulmuş bir şeydir. Tekrar sordu: Bunu nasıl yapabilirim? Cevap verdi: Sabırlı olmalısın. Hem de çok.” sözlerinden anlayabiliriz.

Film boyunca kahramanımız ülkeden kaçıp özgürlüğüne kavuşmak adına sahip olduğu zihniyetini koruyarak ilerlese de başına gelen durumlar onu iyi biri olma durumunda bırakmıştır. Bu durumları, baştaki hocanın da dediği gibi Allah’a ulaşmanın farklı yolları olarak görebiliriz. İnsanlara yardım etmek, onların duygularını ve sorunlarını paylaşmak, çevrede olup bitenlere karşı duyarlı olmak gibi birçok şey. Ayrıca filmde Rıza karakterinin her ne kadar amacından vazgeçmese de karakter olarak nasıl da iyiye doğru evrildiğini görürüz. Başta inancı olmadığını dile getiren ve hırsızlık yapan bu karakter, sonradan -başta rol gereği bir takım öğrenilmiş şeyleri insanlara anlatsa da- kendi iradesiyle onlara iyi öğütlerde, telkinlerde bulunarak yol göstermeye çalışır. Her seferinde yaptığı iyiliklere dayanak olarak hocanın ona söylediği “İnsan sayısı kadar Allah’a ulaşmanın yolları vardır.” cümlesini kullanmasıyla İslam’ı temsil eden hocanın doğru yolu gösterdiğine de işaret etmektedir.

İnsan önce kendine ve sonra insanların iyi olabileceğine inanmalı. Giysiler, isimler, insanları itibarlandırmamalı. İnsanı, insan olduğu için sevmeli ve değer vermeliyiz.

Güzel günler dilerim, kendinize çok iyi bakın.

Derya KURTULUŞ

deryak211@gmail.com

Bir yorum

  1. Güzel bir anlatım olmuş. İzlenesi bir film . Yorumuna kalemine sağlık 👏👏👏👏

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*