Anasayfa » Etiket Arşivi: edebiyat

Etiket Arşivi: edebiyat

Denizin Çağrısı: Aganta Burina Burinata! | Neslihan DEMİRHAN

“Ben söylerim, sen dinlersin Birden filizlenir düşünceler Silinir dünya, açılır kapılar sonsuzluğa Aganta Burina Burinata”* Yaşar Kemal’in “Bizden Nobel’e aday düşününce aklıma ilk o geliyor.” dediği, Nazım Hikmet’in “Cevat Şakir hepimizden büyük şair.” diyerek bahsettiği Halikarnas Balıkçısı’nın 1946 yılında yazmış olduğu ilk romandan bahsedeceğim bu yazıda. Aganta Burina Burinata, gemi derin sulara yelken açmadan hemen önce verilen son komut. Bir ...

Devamını Oku »

ÇİLE | Seda BAŞTAŞ

geçmişimin söküklerinden bir çile yapıp hayata verdim, ömrümü yeniden örsün diye kaç çile ederdi bir ters bir düz hatıralarım bunu hiç hesaplayamadım bir kaçışın ardından gelin bohçamda öksüz kalan porselen tabak gibiydim durdukça eskiyordu ruhum kırkbeşlik plaktan Zeki Müren dinlerken modası geçmeyen sevgiler düşledim “ah bu şarkıların gözü kör olsun” diyordu tam o sırada karanlık bir şiir, şaşı bir ezgiyle ...

Devamını Oku »

Yokluğunun Gölgesinde | Yusuf GÜLER

Yokluğunda demlenmeyi öğreniyorum, Acemi gelin çayı gibi, Her seferinde ağır gelerek. Gölgesine sığındığım, Zamanın ardında ilerledikçe Tavşan kanı kesiliyorum. Acemi cesareti sarıyor beni, Sonumun ne olacağını unutuyorum. Kendimi kanıtlamaya kalkışarak bir çilingir sofrasına kuruluyorum. Kötü anıların tebessümü, Güzel anıların özlemine karışıp beyazlaşan rakı ardından yudumlanıyorum. Ama istek ve cesaret anlaşmaz oluyor. Birini hep bir adım önde, Diğerini hep bir adım ...

Devamını Oku »

Saye-i Güzeşte (Geçmişin Gölgesinde) | Fırat ÇİÇEK

Ağır bir ağrı gibi mevsim. Sen ey karanlık! Son yaprağı ölümse papatyanın, Biraz sarısını konuşalım. Sarısını ömrümüzün, Hem de ta orta yerinden. Rengini gökyüzünün griliğine, Denizin kor mavisine yaklaştırıp Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr, Işıksız ruhumu sallar da durur.* Tıpkı yüreğimin zihnime kaptırdığı pembe hisler gibi. Gövdemden halince derimi atan, Döşümü kanatan bir kalbim var. Şimdi ise göğsümde bir güvercin ...

Devamını Oku »

GÜNCE | Ersin KURT

Karanlık geceme süzülen Bembeyaz bir ışık hüzmesi gözlerin, Kara sularıma sızıyorsun topluma inat. Kabuğunu kıramazsın ama Bir gelsen göreceksin. Buralarda kıymetim bilinmiyor, Çalışıyorum ve şiir yazıyorum yalnızca; Hepsi bu! Evin ortanca çocuğu, Son sürat mayısı kovalama telaşında. Oralarda da muzur mu nisan? İnsan aklına geldikçe özlemiyor. Sevmeye görsün, Aklından hiç çıkmıyor bir güzel bakış… Buralarda hepimiz yazı karşılama telaşına düştük. ...

Devamını Oku »

Bambaşka Bir Hikayenin İçindeyiz: Doğu Yücel Röportajı | Sevginur DİKİN

“Ben mutlaka bir şeylerin değişeceğini düşünüyorum. Kapitalizmin dayatması olan ve teknolojik gelişimimize uygun olmayan ‘Her gün işe gelmelisiniz’ anlayışı bile şimdiden yıkıldı, bu bile tek başına yaşam kültürümüzde birçok şeyi değiştirecek. Kültür sanat ve edebiyat penceresinden bakarsak ben daha klasik yapıdaki anlatıların tekrar önem kazanacağını düşünüyorum.” cümleleri yazar Doğu Yücel’e ait.  “Düşler, Kabuslar ve Gelecek Masalları”, “Hayalet Kitap”, “Varolmayanlar”, “Kimdir ...

Devamını Oku »

Bugün ve Yarın: Uyku Hali | Ufuk KADIZ

10 Ekim 2016. İlk yazım. Kafamdan öyle düşünceler geçiyor ki… Söylemek isteyip de yutkunduğum, yazarak rahatlayacağıma inandığım sonsuz kelime küme halinde dönüyor etrafımda. Ne yazarsam mutlu ederim sizi? Ne yazarsam güzel vedalaşırız? Ne yazarsam içiniz rahat, kafanızda soru kalmadan geçip gidersiniz sayfamdan? Bu cümleleri karanlık saatlerde döküyorum, yazmaya en elverişli olanlarından. Gündüzleri gezer, tozar, günlük işlerimizi halleder; geceleri düşünülmeye fırsat ...

Devamını Oku »

Engelliler Haftası Özel: Emrah Elban Röportajı | Aycan SERCAN

“ENGEL, İNSANIN İÇ DÜNYASINDADIR.” Emrah Elban, sanattan spora, iş dünyasından aile yaşamına kadar pek çok alanda yer alan engelli bir birey. Bağcılar Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı’na antrenörlük yapan Emrah Elban ile toplumsal yaşamda engelli bir birey olmak üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Hadi gelin, “Engel insansın iç dünyasındadır. O engeli aştıktan sonra kişi istediği her şeyi başarabilir.” diyen Emrah Elban’ın ...

Devamını Oku »

Göçebe Mutluluk | Çiğdem SUDE

Emir, gözlerini açınca tavanda asılı duran lambayı gördü. Birkaç dakika ona bakarak ayılmaya çalıştıktan sonra yataktan kalktı. Günlük rutinini yerine getirmek için mutfağa gitti. Mutfakta kendisine bir tost yaptıktan sonra alelacele evden çıktı. Emirle birlikte gitmek zorunda olan biri vardı. Çünkü o emire sadıktı. Ama onu gören yoktu. Yolda tostunu yedi. Arabanın camından şehrin her yerini istila eden o gökdelenleri ...

Devamını Oku »

Caz Müzisyeni Kağan Yıldız’la Çok Özel Röportaj | Aycan SERCAN

“Caz, bizim kültürümüze yabancı bir müzik olmasına rağmen bazı özellikleri ile müziğimize oldukça yakındır.”  Dünyaca ünlü caz festivallerinde sahne almış olan caz müzisyeni Kağan Yıldız ile caza dair merak edilenler üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Merhaba, ilk olarak klasik sorumla başlamak istiyorum. Kağan Yıldız yaşamında nasıl bir yol almış? İlkokuldan sonra konservatuvara girmem yolun başlangıcıydı diyebiliriz ve bu başlangıç, müzik ...

Devamını Oku »

ÇOCUK | Taner ARSLAN

Çocuktun, büyüdün. Hiç büyümedi içindeki çocuk… Herkesi, her şeyi; dağları, taşları, yıldızları sığdırdın içine. Sevmeleri, Özlemleri, hasreti, acıyı sevdin. Bir kendi içine sığmadın, bir ruhuna… Kendine yetemedin çocuk. Hayata sorular sorup cevap bekleyensin hâlâ. Tutuşturmuş geceleri gidensin hâlâ. Özleyensin, Bekleyensin, Koşansın hâlâ… Dağları, dağları sevensin hala! Sen hiç büyüme çocuk! Sen, hayallerini ve dizlerindeki yaralarını sevensin. Sevgiden başka neyin var ...

Devamını Oku »

SEL | Rênas ROZ

“Sen; kötü biten kısa bir öyküsün..” Bütün öyküler ağır… Hatta yalan, yalan kadar ağır… Oysa daha karanlıktaydı, gece gibi… Yeni yeni aydınlığı tanımaya başlamıştı gözleri. Beklediği gün ne zaman gelecek diye sorardı güneşe. Karanlığın içinde, nasıl da konuşabiliyordu sıcak sarı, bu çelişkiye kendisi bile şaşıyordu. Ama güneşte çelişkiyi seviyordu onun gibi işte. Yüzünü bir yere dönmeye korkuyordu hep. Çünkü yüzünü ...

Devamını Oku »

BİHUZUR | İbrahim Aram GEREKLİ

Gri bir gün! Var ile yokun arası. Bantlamışlar güneşin ağzını, Rüzgara bile fidye istiyorlar. Secdeye duruyor kalbimde, bu kara gökyüzü bile… Kokuna müebbetim vermişler sevgilim! Temyizi infaza gider bu aşkın. Gözlerin, bir baş soğan, bir tutam karanfil koymuş bavuluna. Bulamayayım istiyor kendimi. Kırsam bütün zincirleri, bulsam mevkini, Denizler taşar imkansızım! İptal olur tüm seferler. “Nerden baksan tutarsızlık” işte! “Gecenin ardı ...

Devamını Oku »

Geç Kalınmışlık Vesvesesi | Bengisu ÖZKES

göğümde kuş uçmaz, uçtuğunda yoktum gönlümdeki garabet gözlerime mani oldu halbuki esti geçti devran boyu, dediler epey de süzüldü sendeki gafil heyecanla gündüzün telaşı, gecenin vurdumduymazlığıyla göğümde kuş uçmuş, sesini bile duymadım düşünceler derya derinlerime duvarlar ördü halbuki kayıtsız bekleyenin vardı, dediler kalabalık seni yuttu, cıvıltıyı sağır duydu malum heves de uykusunda kedere boğuldu göğümde kuş uçarsa tüyü havada salınsın ...

Devamını Oku »

Mnemosyne Affetsin | Derya BOZ

Durup durup konuşuyorum kapı koluyla. Kapı kolu kör, ben dilsiz. Açmazlar… Kilitler bilincini kaybetmiş. Anlayacağın sonsuz bir boşluk, Anlayacağın yersiz yurtsuz, Anlayacağın o ki sevgilim, Cesaret kan yoluyla bulaşmıyordu. Ve biz toplumda bir belirsizliğe baş koymuş deliler olarak fişleneli çok olmuştu. Şimdi bu söylediklerimi unut. Belki uyanınca tanımazsın beni. Bütün o masallarda, hikâyelerde, şiirlerde gözle görülmeyen birileri var. Yazdığın tüm ...

Devamını Oku »

Ağaç Kokusunda Uğultu | Ayşe TÜRK

Bahçeler kurusa da kurutulsa da çimenlikler, Son kuruluktan çiçeklenecek çimenler. Biliyorum mesafelerin uzaması, Çimenliklerin kurumuş haline benzeyecek. Her adımda, her bakışta Görmediğim yüzünün can kaymasına neden olan dokunuşunu kovalıyorum. Görebilecek bir sihir var aramızda. Durmadan düş ile kovalamam bundan. Çünkü son kuruluk her daim özlemin son damlasına benzer. Bitmiştir o kuruluk canı. Düşleri açar, düşler içinde yüzünü kovalarım. Nefes nefese ...

Devamını Oku »

Korona Günlerinde Veba’yı Yeniden Düşünmek | Serap TUNÇ

Veba, bilinmeyen bir zamanda -çünkü anlatılan olay net bir tarih olmamakla beraber 194…’lı yıllarda- Cezayir’de Oran kentinde gerçekleşen bir salgını, vebayı anlatır. Ancak şurası çok önemli bir noktadır: Bu kitap her ne kadar bir şehrin başına gelen ölümcül veba felaketini anlatsa da aslında buradaki önemli konu, insan varoluşunun sınırlarını anlamak ve kabul etmektir. İşte bu bize özellikle ölümle karşı karşıya ...

Devamını Oku »

Uçur Ruhunu Maviye | Barış YILMAZ

Çek ellerini gözlerinden. İnanmak zorundasın artık Başka bir dünya yok. Çık kabuğundan. Alışmayı çoktan geçtin. Sessizleşince uçmaktan vazgeçiyor mu kuşlar? Sönüyor mu yanan ateş? Susuyor mu kafandaki sergüzeşt? Baksana usanmıyor doğmaktan Güneş, Vazgeçmiyor gelmekten Ay, Papatya bile direniyor, tek tek canından verdiği halde yapraklarını. Ocak ayı gözlüyor yolunu aralığın, Aralık ise kasımın, Yoldaş yolunun, Hasret gözlerinin. Gölgen hep elinden tutmuş ...

Devamını Oku »

Reis Bey – Tiyatro Serisi VII | Neslihan DEMİRHAN

Evde kaldığımız şu günlerde herkes vakit geçirmek için pek çok uğraş arayışında. Kitap okumak, mutfakta farklı tarifler denemek, dizi-film izlemek aşağı yukarı herkesin hobisi olma yolunda ilerliyor. Peki bu dönemde evde oturarak tiyatro izleyebilir miyiz? Elbette bir tiyatro salonunda, karanlıkta, koltukların arasından canlı sahneye bakmanın verdiği hissi yaşatmasa da YouTube’a yüklenmiş tiyatro oyunları mevcut. Bunlardan biri T.C. Kültür ve Turizm ...

Devamını Oku »

Kızıl Gece | Fırat ÇİÇEK

Ji bo bîranîna Hêlîn Bolek (Helin Bölek anısına) Aynı daldaydık, gayrı düştük. Hiç ayrı düşmedik Ama beni de unutmasınlar. Aramızda yüzyıllık, köhne bir şehir. İnsan kurtçukları ise kaygısızca gülüyor. Alacakaranlıksa yüz milyon yıldır uzakta şimdi… Sol kasığımdan vurdular. Bırak gülsünler, kendilerine boyun eğemediklerim. Bin kıvılcım düşer önce, Büyür yavaş yavaş. Olmasın hiç, Baş koyup da kendilerine baş verdiklerin. Son istasyonun ...

Devamını Oku »

Göçemem Kuşları | Kerim KARAYEL

göçemem kuşu ihtiyarlar ailemizin ki bu dubasıdır rıhtımda geminin koşarak gelmek için uçarak varılan o uzak asya’da, at sürerek mezarlık çiçekleri koparmaya gelmek gelmez sanırdım aklın ucuna göçemem kuşu, vakit tamam demiş bu ben bir soyum devamıyım demek veya soyum devam demek çocuklara ölmek, kalanlar içinmiş başucuna bir ağaç diktim hatırlar göçebe kuşlar Kerim KARAYEL kerim.karayel@gmail.com

Devamını Oku »

Tiyatro İzlenimleri: Yangınlar | Tibet TEBÜKTEKİN

Batılı olmayan ülkelerin tiyatro oyunlarını hiç izlemişliğim yok sanırım. Edinburg Festivali’ne gitmek lazım aslında. Orası pek cümbüşlüymüş. Ama satın alma gücü paritem yetmez, 1 queen kim bilir kaç lira, İBB sen çok yaşa. Neyse. Yangınlar bir Lübnan oyunu ve dozajı yüksek arabesk içeriyor. Normalde Araplar Türkler kadar arabesk değillerdir diye düşünürdüm ama öyle değilmiş. Oyun boyunca sergilenen vıcık vıcık drama, ...

Devamını Oku »

Gezgin-Yazar Armağan Portakal ile Röportaj | Aycan SERCAN

Ne kadar çalışırsanız çalışın günün sonunda yaptığınız iş, bir firmanın klasöründe rafa kalkar. Armağan Portakal, topraktan beslenen bir çiftçi. Yol arkadaşı Banu Özkan Tuzluyurt ile Anadolu’yu karış karış gezen bir gezgin. Aynı zamanda Pencere ve Tesadüf kitaplarının yazarı. Son kitabı “Doğma Yavrum Dünya Çok Kalabalık” ise naif bir protestonun çığlığı niteliğinde… Şimdi Armağan Portakal’ı biraz daha yakından tanıyalım.   1- ...

Devamını Oku »

İnsanlık Yolu | Barış YILMAZ

Yolunun başındayım insanlığın. Yürümeye başladım, Yamacımda melekler… Gözlerimin çölü kupkuru, Dimdik yürüyorum yaşam umarcasına. Yolunun ortasındayım insanlığın. Karnımda hafif kelebekler uçuşuyor, Kötü huylu bir sancı gibi… Uzaklarda yerde yatan kalpler var üstelik. Yolunun ortasını geçtim insanlığın. Melekler uzaklaşıyor benden… Hafif bir yorgunluk hayal kırıklıklarından, Gözlerimin çölü yeşillenmeye başladı. Yolunun sonuna doğru insanlığın. Yürümeye devam ediyorum, Yamacımda siyah maskeli, taştan kalpli ...

Devamını Oku »

Gökten Üç Elma Düştü: Yakup Efe Röportajı | Ufuk KADIZ

Daha önce yapmış olduğum röportaj serisine devam etmeye karar verdim ve bugün sizlerle Manisa’da tanıştığım değerli bir arkadaşımı tanıştırmak istiyorum, Yakup Efe. Leyli Sanat sayesinde tanışık olduğum Melihat Hanım’ın hazırlamış olduğu bir kısa belgesel projesi için yakın zamanda Manisa’da bulundum ve çekimler için gittiğimiz hastanede çalışan Yakup Bey ile bir gün içerisinde sıkı bir sohbet geliştirdik. Kendisi çalışmanın dışında kalan ...

Devamını Oku »

Taş ve Keder | Malik Enes GÜMÜŞLÜ

-I- Ahşap bir kapı açtın bana ve oturup anlattın bir bir Cenin ne, güz neden, rahman kim… /Bu sırrı bir zarfta saklayacağım./ Yüzümün çizgilerinde gezdirdin ellerini, hatırlattın bir bir Akşam kimden, rivayet kimden, sürgü kimden… /Bu ah’ı bir suda yıkayacağım./ -II- Bir gülü kalbinde özenle büyütüyorsun diyedir Bunca yük, bunca iz, bunca düğüm… /Bu ayeti bir saksıda yetiştireceğim./ Göğüs kafesinde ...

Devamını Oku »

“İçimizdeki Şeytan” Üzerine Bir İnceleme | Serap TUNÇ

Kimi zaman okuduğumuz kitapların arkasındaki gerçekliğe, ne yazık ki derinlikli bir araştırmaya girmeden vakıf olamıyoruz. Kitabın son sayfasını da okuyup derin bir nefes alıp arka kapağı kapatarak kitap üzerinde düşüncelere dalıyoruz. Karakterleri, olayları ve duyguları belleğimizin süzgecinden geçirip tekrar tekrar düşünüyoruz. Ancak kurmaca diye bilip okuduğumuz eserlerin gerçek hayatta yaşanmış olma ihtimali -hatta belki de bunun birilerinin ölümüne sebep olmuş ...

Devamını Oku »

Veda Havası | Fırat ÇİÇEK

Daha doyamamışız yaşamasına, Öyle ki Uzak şarkılardır benim ağzımdaki. Kıyıların ıslak kumundan Sütü çoktan çekilmiş Kuşlara belki birazcık dönerdim yüzümü. Belki de biraz daha fazlası… Kapıda dikilen incirin harlı lekesine bulanmış İlkbahara söyleyin, Kurumuş suyu artık kuyunun. Ayrık bir yumak duruyor ellerimde, Büsbütün yitiriyorum seni, Dört yaprağı apayrı bir yoncayı anımsatırcasına. İki kuşak ölmesem yasını tutacak kim bilir bu insanlar. ...

Devamını Oku »

Bir İstanbul Rotası 6: Heybeliada Devam Gezisi | Neslihan DEMİRHAN

Başlıktan da anlaşılacağı üzere daha önce yazmış olduğum Heybeliada gezisinin devamı niteliğinde olan bu yazıyı yine bir bahar öncesinde yazmayı uygun buldum. Gezip görmek için tek günün yetmediği Heybeliada’nın müze, kilise ve diğer yapılarını bu gezi yazısında göreceğiz. Ada vapurları ile ulaşımı sağladığımız bu gezide, iskeleden iner inmez yönümüzü sola çevirip cadde boyu ilerlerken ileride beyaz bir yapı görüyoruz. Deniz ...

Devamını Oku »

PARANORMAL AŞK | Nudem ROJAR

I Yağmurlu bir nisan akşamıydı gözlerine uğradığı gün. Kafe kalabalıktı, koşturmaca vardı, herkes oradan oraya seğiriyor; yer kapmaya çalışıyordu. Rodin, Deniz ile kafede oturmuş, muhabbet ediyordu. O esnada görmüştü onu, bir daha asla unutamayacağı kadını. Üzerinde mor bir kazak, siyah bir kot, ayağında yüksek topuklu siyah bir bot vardı. Beline kadar uzanan saçları, sol yanağının üzerinde küçük bir beni ve ...

Devamını Oku »

Ressam Can Ersal ile Özel Röportaj | Aycan SERCAN

Can Ersal yaşamında nasıl bir yol almış? Benim yollarım çok zikzaklı dolayısıyla zikzaklı yollarda yürürken bir kere hayalperest olacaksın. Hayallerin olacak, yolun eğrilikleri seni demoralize etmemeli. Ben yıllar boyu kağıtlara çizip çizip attım ama bir gün o kağıtların değerinin anlaşılacağını bilerek çizdim. Bu yola girdiğim andan itibaren geri dönüşü düşündüğün an kaybediyorsun. O yolun sonunda çok büyük şeyler de beklemeyeceksin, ...

Devamını Oku »

Yürüyenlere | Taner ARSLAN

Sonra yürüdüm. Koştum. Kırıldım/kırdım. Kızdım. Üzüldüm… Vurdum yüreğimi en kalabalık alanlara, Tenhalara. Ağladım, Özledim, özledim… Özlem, Keskin bir kılıca dönüşünce Durmak kabahattir İstasyonlar, beton kentler, garajlar hepsi Ve daha neler neler Hepsi şahittir. Ben hep gitmek istedim. Gittim, gidiyorum, Yine de kalıyorum. Unuttum, unuttum… Üşüdüm. Islandım. Unuttuğum yerde durdum. Hatırladım. Yürüdüm. İnsan bazen umutsuzluğu yakıştırmasa da yüreğine Yenemiyor işte, Bunu ...

Devamını Oku »

Tanrının Sakladığı Armağan | Eda Sultan ERKARAMAN

Sen benim en acı yanımdın… Rahmimde henüz filizlenmemiş çocuklarım, Yıllardır ziyaretine gelmediğim, Toprağın bağrında yatan babamdın. Sen benim en acı yanımdın… Belki de kanatlarını uğruma feda etmiş gibi görünen Ama her dem kârı kendine dert edinen Kınalı kekliğim, Fedakâr anamdın. Sen benim en acı yanımdın… Ne zaman bir karpuz yemek istesem, Karşıma çiğit çiğit bahaneler sıralayan Ve belki de hep ...

Devamını Oku »

EVRİM | Sipan GÜLER

Aynı gökyüzü altında gözlerimiz sevişiyor. Duyuyor musun, ceplerimde taşıdığım çocukluğumun seslerini? Aynı gökyüzü altında içim, ellerine koşuyor. Buralarda kar yağmıyor, insaniyet namına üşüşüyor üstümüze İskenderler, Hammurabiler. “Ölü evinde sessizlik!” diyerek sürüklüyorum orduları öteki tüm şehirlere. Bu yeryüzünde, senin gölgenle ayin yapıyor Medler! “Buldum, buldum!” diyor adı hatırlanmayacak aciz bir homosapiens. Kanatlarını bir kuyuya asmış, “Buldum, buldum!” diye bağırıyor. Hişt! Sakin ...

Devamını Oku »

İzmir’de Bir Vakit | Çiğdem SUDE

Bir vakit geldik İzmir’e. Otogarın o sıcak sarılması karşıladı bizi. Sarıldıkça içimizin ısındığı bir sarılma… Konak’ta tarih kokan bir yapı, Bir havuz ve yirmi beş musluk eksikle Saat kulesi… Önünde ise eksik olmayan iki şey: Kuş yemi ve çiğdem. Yerli yabancı turistler var sonra, Tek derdi şuursuzca fotoğraf çekinmek olan. Birde şimdilerde var olan falcı kadınlar, çiçekçi amcalar, balon satan ...

Devamını Oku »

Kaygan Zeminler | Ayşe TÜRK

İstanbul’a bir şehir düştü. Hep dağ Tanrım, hep dağ. Midesi bulanan bir fahişe, dili örülmüş bir mecburiyette. Elleri kurşun bir taş savaşçısı ile eziliyor Tanrım, eziliyor. Kokusu süzülmüş üzüm, Kabukları oyulmuş bir kabak. Şarap bu Tanrım, şarap. Gözleri fütürist bir adam, Suyu kirli bir gölde. Tuşları cam bir piyano sesini kasvetle takip eder Lana. Bir gördü, bir duydu, bir anlattı. ...

Devamını Oku »

Tramvayın Kuyruğuna Takılmak ve Bir Şehir Hakkında Rivayetler | Hafize ÇETİNKAYA

Bozkırın en ortasında, basit düzlüklerin sakinliğine boğulmuş bir şehir hikâyesinden bahsedeceğim sizlere. Şehrin ilerici yüzü olan bir tramvay hattı bizlere eşlik edecek. Ve bir şehir hakkında elde edemeyeceğiniz kitabi olmayan bilgileri sıralayacağım. Tüm söylenenler tramvayın paçasından akacak. Hatıralar ve hayaller ve en bilindik safsatalar zihnimizi güzelce meşgul edecek. Ve yazının sonunda amaçsızca dağılacağız. Şehrin en ucundan en merkezine doğru bir ...

Devamını Oku »

Bir Yazarın Geçmişini Okumak: Harita Metod Defteri | Neslihan DEMİRHAN

“Hepimizin trajedisi bir zamanlar çocuk olmamızda yatar.” Nietzsche Murathan Mungan’ın 60 yaşında kaleme aldığı Harita Metod Defteri kendi ağzından yazılmış gerçek bir çocukluk kitabı adeta. Günümüzden geçmişe uzanan yolculukta kendini bir roman karakteri gibi yansıtan, arka planda geçmişin Türkiye’sini görmemize fırsat tanıyan Mungan’ın bu kitabı otobiyografik bir roman niteliğinde denebilir. Harita Metod Defteri’nde yer alan “Çocukluk çoğu kez anlamı bilinmeyen ...

Devamını Oku »

ŞENGEBÎ | Fırat ÇİÇEK

Göl dalından örme öpüşler Leylaklıyor ağzını. Saçılıyor. Duruluyor. Bulanmıyor çimenler. Kesik bir soluk debeleniyor dudaklarımda Ve ölü bir kısrak yunuyor Enin damarlarıma. Fısıltı ıralıyor nefsimi hallacından. Vuku bulur ruha bulanan kıvılcım. Hangi günün akşamında ağarır, Çamura saplanmış kayığın kırık yelkeni. Oysa sararmış tül perdelerinde Yeşermiş usul külleri; Yelkovan kuşları ile doldurmaksa, Öteden beri adetimdir. Uç uç böceğin ahı var artık ...

Devamını Oku »

SON | Bavul Adam

Kıvrımlı dağ yollarını geçtikçe denizin kokusu daha çok dayanıyor burnuma. Hiçbir kum tanesine el değmemiş kara parçalarında yeşeriyor düşlerim. Kollarımı kaldırıp buradayım diyemiyorum. Ellerim büyüyor günden güne, kaldırıp ceplerime bile koyamıyorum. İçim Fethiye’nin Ölüdeniz’i gibi. Bir yanım deli dalgalarla dağları tokatlıyor, bir yanım anasının memesinde uykuya dalmış bebek gibi masum bir durgunlukta. Kaldırma kuvvetimle koca gemileri taşıyorum da içimde ötüp ...

Devamını Oku »

Kum Saati | Mehmet İlker PİLAVCI

Bir eylül ayının akşamüzeri Eserken rüzgâr denizden sahile Yüzgeci kırılmış bir balık, dönmeye çalışırken ait olduğu denize, Bir insan boyu uzak sevdiğine… Atabilse üzerinden rüzgârın eserken taşıdığı kum tanelerini, Aşabilse mesafelerini… Duyabilse sesini kayalara vuran dalgaların, Ulaşabilse nasıl sevinecek, çırpınacak sevdiğine… Yılların yorgunluğu ve dalgalar Döve döve kırmışsa yüzgecini, Cesaret edip dönmeye korkuyorsa ait olduğu denize, Yıllar mı suçlu, Deniz ...

Devamını Oku »

Kırıldım, Koştum ve Düştüm | Zeynep YAZICI

Kapıları senin tınınla araladım. Bakışımın her bir parçasını bir yere bırakarak varlığı bakışımla doldurdum. Bataklığın kıyısında, senin tebessümünü bir balçıkta görünce namaza durdum. Dikenin kökünde senin yadın gizliydi, kopardım ve tüm evrene saçtım. Kendimden yeşerip kendime yayılarak ağaçların özü ile uyumlandım. Gece tümüyle bir oluk açarak, sır tohumunu serpmeye niyet ettim. Hile askısını kırdım ve hiçliğe kadar koştum, ölümün çehresine, ...

Devamını Oku »

Çöz Makara | Derya BOZ

Yüzünü yokladı ilk iş, yaşıyordu. Nefesine çekidüzen verdi ve önce “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye yarıldı. Tüm yaşanmamışlıklar saçıldı ortalığa. Bir ayağı eksik masanın üstündeki nar! İlk avazı ve ana rahminden hatıra kan. “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye ayrıldı Ve kan. *** Yüreğini yokladı ikinci, Yirmi iki gün geçmişti. Sırası var, zamanı var. “Beklemek güzelmiş” dedi. Verdiği nefesi ...

Devamını Oku »

çıplak-aşık-sarhoş | Nudem ROJAR

Vakit gecenin dördü, Ben hafif çakırkeyif. Hayranlıkla vücudunu izliyorum, Her bir parçan seyir defterimin başkahramanı oluyor. Önce tek tek, sonra hepsiyle konuşuyorum. Yavaş yavaş arınıyoruz üzerimizdeki her şeyden, Önce parmak uçlarımla dokunuyorum ay parçası tenine, Ardından, dudaklarım sana ait her bir zerreyi kucaklıyor. Aslında hepsi sana ait değil, Bana ait ve mecbur. Her yanın benimle bütünleşmek üzere yaratılmış. Sonra bir ...

Devamını Oku »

İyi Bilirim Ben Bu Soytarıyı | Sibel KANDİLLİ

Ben bu gözleri bilirim. Kimi zaman şehvetli Kimi zaman derbeder bakar. Kim bilir kimlerin gönlünde Fark etmeden Ne onmaz yaralar açar. Bana kasten, Bana bilerek Ne zulümler yapar. Sonra Efendim, elleri var, elleri… Ben bu elleri Pek iyi bilirim, Pek güzeldirler. Kaç kere iyi ettiler beni. Kaç gece sardılar Yorgun bedenimi. Ne vakit umutsuz olsam Omzumdaydılar, hissettim. Ağlasam hırçın bir ...

Devamını Oku »

Sabah Ayazı | Mehmet İlker PİLAVCI

Ruhumun boş kalmış odalarına dalarken zihnim ve hatırlarken seni saçlarından nasırlı topuklarına kadar, Bir perde iniyor gözlerime sabah ayazında. Bir çocuk fısıldıyor. Küçücük ve masum. Aslında bir umudu yeşertiyor, korkarak. Unutmak istediğim şeyi hatırlatıyor. Yüzsüzce… “Onu hala seviyorsun.” Hatırlamak istemiyorum. Sormasın, dokunmasın, konuşmasın. Seni duymak zor çocuk, fısıldama. Geri dön geldiğin geçmiş anılara. Açma ruhumun boş kalmış odalarına bakan pencereyi. ...

Devamını Oku »

ENDİ | Ali GÜLTEPE

Şimdi bakıyorum da ne dinlenecek şarkılar kalmış ne de okunacak şiirler. Sadece bir ben kalmışım, O da yarım yamalak bir ben, Duyguları kemirilmiş bir ben, Sadece bir ben işte! Etten kemikten bir ben… Gelirsin diye bekledim hep Rüyalarda, yazılan her satırda, Düşen her yağmur damlasında Bekledim. Kapıyı arala, ben geldim de Adamım de yine eski günlerdeki gibi Sımsıkı sarıl bana ...

Devamını Oku »

Erkek Kulübünde Siyaset’ten Leyli’ye Kalanlar | Hatice KURT

Leyli Sanat Ekibi Prof. Dr. Serpil Çakır ile “Erkek Kulübünde Siyaset” adını verdiği kitabı üzerine söyleşi ve imza etkinliği düzenledi.  Siyaset bilimci Prof. Dr. Serpil Çakır ile söyleşi ve imza etkinliği Micasa Teras’ın ev sahipliğinde ocak ayı etkinlikleri arasında gerçekleşti. Etkinlikte kadınların siyasal dünyadaki yeri, siyasetteki rollerinin az olması ve bu rollerin giderek azalmasının temel sebepleri ele alındı. Kendisini feminist ...

Devamını Oku »

Deli – Tiyatro Serisi VI | Neslihan DEMİRHAN

Bugün yaşadığım semtin, Maltepe Belediye Tiyatrosu’nun sahnelediği bir oyundan bahsedeceğim. Nikolay Gogol’un pek çok kez uyarlanan Bir Delinin Hatıra Defteri’ni daha önce Genco Erkal’dan izleme fırsatı bulmuştum. Türkiye’de oynanan ilk tek kişilik oyun olan Bir Delinin Hatıra Defteri’ni, bu kez Maltepe Belediye Tiyatrosu’nun uyarlamasının -daha önceden sahneledikleri oyunlarını izleyip başarılı bulmuştum- nasıl olacağını çok merak etmiştim gerçekten. İyi bir tiyatro ...

Devamını Oku »

Uzlaşma – Tiyatro İncelemesi | Tibet TEBÜKTEKİN

Birkaç yıl önce Sırça Hayvan Koleksiyonu‘yla başlamıştım tiyatro alışkanlığıma. Oyundaki flashback tekniğini çok zekice bulmuştum. Nedir? Aşırı basit iki hile ile sinemaya özgü bu efekti harika bir şekilde replike edebilmişler. Detaylarına girmeyeyim, kendiniz gittiğinizde temaşa edersiniz. Bunun gibi birçok oyunun ilgi uyandırıcı tekniklerle bezendiğini gördüm. Bir Fransız oyunu olan Uzlaşma’da ise sahnenin en ön tarafı oyun alanı. Arka planda dekor ...

Devamını Oku »

Röportaj: Nebi Vural | Aycan SERCAN

15 yaşında dövüş sanatları eğitimi almaya başlayan ve kendini hala çırak olarak gördüğünü ifade eden Nebi Vural, 1951 doğumlu olup yüksek öğrenim için 1972’de gittiği Fransa’da Tamura Sensei ile tanışır ve aikido yolculuğuna başlar. Şu anda dünyayı dolaşıyor ve seminerler, eğitmen sınıfları ve yaz kampları düzenleyerek deneyimlerini paylaşıyor. Aikido ile yollarınız nasıl kesişti? Aikidoya ilk başta bir spor yapmak için ...

Devamını Oku »

S/us Düğümü | Seda BAŞTAŞ

Canımdan başka verecek neyim kaldı ki, dedi adam iki dudağının arasından zor duyulan bir sesle. “Eğer mutlu edecekse sizi, alın, parçalayın. Lime lime olan etlerimi atın kurtların önüne. Belki doyurur aç gözlüleri yetimin eti. Almayı maharet sayıp vermeyenlere inat, alın kalbimi de parçalayın ellerinizde. Zaten kırık, yaralı, harap… Düğümlenmiş s/uslarınızı çözmeden bitirin bu işi yoksa bir ucundan tutup bütün damarlarınızı ...

Devamını Oku »

Suyun Deniz Adı | Ayşe TÜRK

Sana bir şey söyleyeceğim, Suyun sesinden, Suyun renginden, Suyun deniz adından. Bu adın tanımlanamamış renginden. Birikip damaklara erişme çabasında olan Suyun deniz adından. Sana bir şey söyleyeceğim. Martılar uçacak, suyun kemik kazanmamış sırtında. Eriyik bir akımla suyun deniz adı vuruyor kendini Taşların kenarlıklarına. Bu kenarlıklardan sana bir şey söyleyeceğim ve çimen rengi yosunların vıcık dokusundan. Merhamet adına ekmek kırıntıları bırakılmış, ...

Devamını Oku »

Kuyusuz Hüzün Kuşu | Fırat ÇİÇEK

Gök, serabın akıbetine uğramış bu gece Güneşi batmakta ve kızılı nakşolmakta. Ha kan ağacı Ha gelincik taburesi Boynu zihnime damgasını vuran Bir sırça, bir sicim, Şehla gözleri ise bir onur öyküsü. Bulutun şakaklarına Hasretle tıkırdayan kafesin, Bir ağacın yarım kalmış umududur. Pullanmış derin Ve tırnak diplerin ise Hâlâ ilk yeşeren bir çam kokusu. Seni gelincik tarlasına dönüştürdüğüm İncecik bir çisenti ...

Devamını Oku »

Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu | Ufuk KADIZ

Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu kitabı, Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans programında Feminist Teori dersine giriş yaptığımızda adını gördüğüm ve ilgimi çeken yapıtlardan birisi oldu, sonrasında kitabı satın aldım. Sel Yayıncılık’ın Kadın Kitaplığı serisinden güzel bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Daha önce Andre Breton’un Sürrealist Manifesto adında bir eserini okumuştum, Solanas’ı okurken de yer yer aklıma geldiğini söylemeden geçmemeliyim. Sürrealist Manifesto da o ...

Devamını Oku »

Uçurumdaki Umut | Helin YILDIZ

Hiç kimseye anlatamadığım ağrı var içimde. Ben artık yarınlara “benim” diye bakamıyorum ya da yatağımdan her gün yeni bir umutla kalkamıyorum. Her şeyden yoruldum, kafamdakileri dağıtamıyorum. Kaburgalarımın arasında yüreğim sızlıyor, acı çöküyor canıma… Gelmeni çok bekledim biliyor musun? Bütün kapılarım sonuna kadar açıktı, gelseydin her şey düzelecekti. Sen gelmeyince kaybolmuş gibi hissediyorum, eksiliyorum, ellerimi nereye koyacağımı bilemiyorum. Boğazım düğüm düğüm ...

Devamını Oku »

Kaplumbağayı Öldürmek | Rênas ROZ

İçimdeki bu sıkıntıyı bastıramıyorum, uzun zaman oldu. Hep geç kalmışlık hissi, hep yavaş hareket etmişim gibi bugüne kadar. Geçen vakitlerin, günlerin benden geçip gittiğini görmek, beni dipsiz bir kuyuya sürüklüyordu. Boşluğa düşüyordum ve bu boşluğu başka boşluklarla doldurmaya çalıştıkça, sonsuz bir döngü başlıyordu düşüncelerimde çünkü düşüncelerimde bir boşlukta gibiydi, çok yavaş hareket ediyordu. Ben bu kadar yavaş hareket ederken ve ...

Devamını Oku »

Rüzgâr | Zuhal KAYA

30.11.2019 şimdiki zamanlarda 06.06 Rüzgâr! Mevsimin gelir bilirim. Daimî saran sevgili hassasiyetinde Biraz kızsan, bükülesi beller incinir. Boşluklar savaşında yanında, Ne yerinden etmek için Ne donmuşluğa mazeret Dön dolaş var diyedir, kendine. Sakinliği anlatmış kızıl elbisen, Kadın ismiyle çağırırlar bu yüzden. Arzu çoğalır, sen meltem… Rüzgâr! Bilirim, mevsimin de geçer. En kuruluğa varır sıcaklık. Çatlayan toprak, resmederken Yıkılır, dizilen taşlar. ...

Devamını Oku »

Hırçın Deniz Yanarken | Sibel KANDİLLİ

Senin teninde Alevler var, Alevlerin en azgını. Senin teninde denizler var, İşte o Denizlerin en ateşlisi. Bulutlar var, Yine benden bekleneceği gibi Bulutların en keskini. Senin tenin Öyle bir kaynak ki Kavurur beni, Söndürür hırçın denizlerimi. Yanına gelsem Yanarım, Aleve düşmüş çiğler gibi. Yakarsın hıncımı, öfkemi. Uzak dursam Soğurum kendimden. Git gellerim olur, Gemilerimin hepsi Alabora olur. Bir senden soğumam. ...

Devamını Oku »

Bir Ses, Bir Kaybediş | Gülistan MAMİŞ

Bir dünya yarattım sol yanımın en ücra köşesinde. Hışım bir sessizlikle adım attım ebediyete, Gözleri kamaştıran sokaklarına, Kaldırımlarında son bulan aşklarına. Serin bir rüzgâr esiyordu Nemli gözlerimin üzerine, Çelimsiz bedenimle bir bütün oluyordu âdeta Kelimelerim dudaklarımdan dökülürken Onun yüreğine boşalıyordu sanki, Tüm sevgi sözcüklerini Ketum bir edayla söylüyordu. Ses tonunda hissiz bir tını vardı… Kulaklarımı, ağlamaklı bir tonla ıslatan ses. ...

Devamını Oku »

Peri | Uğur ADAR

Ilık rüzgârların tatlı esintisiyle duyguların mest olduğu gecede, evimizin penceresinden içeriye vuran ay ışığında, kıvrak belinde şarap akıtmayı düşlerken hasret kaldığım o zeytin gözlerinin siyahında boğuluyorum Peri. Puslu camlar ardında hayaline dalmışım. Yol tenha, yol karanlık, sen ise imkânsız olmuşsun. Asildim, aşkla bakarken gözlerine, duygularıma karışmış şehvetimi saçlarını koklayarak giderirdim. Adresi belirsiz umutlarımın peşinden koşamıyorum artık, yorulmak mıdır bu, yoksa ...

Devamını Oku »

Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi – Tiyatro Serisi V | Neslihan DEMİRHAN

Not: Yazıda argo ifadeler bulunmaktadır. Anlamları yazının sonunda yer almaktadır. Çocukken izlediğim ve sınıf sınıf duyurulan, okulda sergilenen tiyatro oyunlarını saymazsak, izlediğim ilk oyun Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi idi. Sumru Yavrucuk’u Caddebostan Kültür Merkezi’nde görmem ve sahnede devleşen kendisine hayran kalmam da bu şekilde gerçekleşti. Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi oyunu Ebru Nihan Celkan tarafından yazılmış. Yönetmenliği ve oyunculuğu ...

Devamını Oku »

Zerya’ya Dönüş | Sipan GÜLER

19 Eylül 1995 Zerya, Kendimle boğuştuğum uzun bir müddetten sonra sana yine yazıyorum. Hoşnut kalmayacağın bir durum bu biliyorum. Lakin sebebini merak et istiyorum. Merak ettikçe oku, okudukça büyüsün gözlerin. Biliyor musun? Kim bilir kaç uğraş tükettim seni düşünmemek adına. Kaç geceyi çürüttüm nefes aldığım o yüzünü uzuvlarımdan silebilmek için. Bir anlayabilsen Zerya, bir duyabilsen kulaklarımda sesini duymak isteyen şu ...

Devamını Oku »

Parasite Film İncelemesi | Tibet TEBÜKTEKİN

Uzun zamandır izlediğim bir şeyden bu kadar memnun kalmamıştım. Joker güzel bir filmdi, ama sanatsal bir Kore filmi olan Parasite bence daha güzel. Üç vakte kadar filme dair her şey zihnimden silineceği için unutmadan hemen notlarımı düşeyim. İsmi Parasite olunca ve afişteki eğreti duran insanlar yüzünden sanki uzaylı mikrop ve zombilerini izleyeceğimi sanmıştım. Oysa konusu gayet moderniteye dairmiş. Aslında modernite ...

Devamını Oku »

DELİLİK | Zuhal KAYA

Zule’nin Penceresi Delirmeyle her an iç içe. Tanımlaması külfetinden eksikçe. Bunca yinelenen bir halin mutlak sureti olmadığı apaçık. İnsanın varlık sancısı kadar eski. Her an kapıyı çalacak kadar esrik. Bana hep bir yol edasında gözüken zihin labirentindeki dalgalanmalar gibi gelir. Bir “deli”nin kendine deli dediği görülmüş müdür? Çoğunluk olmaya başladığımızdan beri şekillenen “normallikle” bir ilgisi var mıdır? Tüm tanımlamaları önce ...

Devamını Oku »

Şarap Terbiyecisi | Fırat ÇİÇEK

Ayşe Türk’e ithafen Ceketinin göğüs cebinden çıkardığı sigarayı yakmadan önce frişka rüzgarının esmesini bekledi. Rüzgârın ona ramak yaklaşmasını beklemeden ayağa kalktı. Yüzünü yalazlayan rüzgâra bıraktı. Sigarayı pakete geri koyup ilerlemeye karar verdi. Bu ilerleyişi çok normal olmayan, adeta beş adama yetişecek kadar hızlı bir yürüyüş biçimiydi. Gökyüzü kızıla boyanmaya başlamıştı. Buna rüzgârın taşıdığı nem ve kokunun eşlik etmesi ile yoğunluğu ...

Devamını Oku »

S’ONLU S’ONSUZ | Helin YILDIZ

Hasretin yüreği sona erdi. Keşke o vuslat, sürekli düşündüğüm gibi güzel kalabilseydi. Ne güzel umutlar ne renkler ve nakaratlar vardı oysa. Öncesi ben, sonrası ben, ortada iyileşirsin “sen”. -İçimde korlanan bir saudade… Bu böyle olmamalı! Hasretin sonu kendini tekrar ayrılığa bırakmamalıydı. Fakat buna mecburum. Puslu bir duvar örüyorum. Tuğlası, güven. Harcı, kırgınlık. Boyası ise dökülmüş büyük bir beklentisizlik. Aşılması imkânsız… ...

Devamını Oku »

Ev Korkusu | Ayşe TÜRK

Karşıda bir ev, Çay ocağında evden korkan bir kadın. Caddenin sesine, hatırlanmanın keyfini değdirecek Lakin çekiniyor o küçük yokuştan ve evden. Penceresini görmüyor, Üstelik pencere de görmüyor onu. Yüksek masada fesleğen ve fısıltı adında bir kitap, Kapalı. Ellerinde çağın dokunmatik defteri. Başını kaldırıp bakıyor bir kez daha yokuştan az aşağıya. Bir arabada, kadın şoföre gülerek bir şeyler anlatıyor. Ama o ...

Devamını Oku »

Mehmet Atlı ile Müzik Üzerine Söyleşi | Aycan SERCAN

“Mehmet Atlı” yaşamında ve müziğinde nasıl bir yol almış ve bu yolun neresinde? Müzikte belli bir tecrübem var, akademide belli bir tecrübem oldu ve mimarlık mesleğinde çeşitli tecrübelerim oldu, iki çocuk babasıyım, baba ve eş olarak tecrübelerim oldu. İnsan, yolun sonunu kestirmediği için yolun uzunluğu, kısalığı konusunda bir kestirimde bulunamadığı için yolun neresinde olduğuna ilişkin bir şey söyleyemiyor. Çünkü sonuna ...

Devamını Oku »

Mekânsal Hafızalar Üzerine Karalamalar | Sevginur DİKİN

Azıcık Çay Edebiyatı – I 21 Ocak Cumartesi, 18:55  Karaköy İskelesi’nden vapura biniyorum. Hava karanlık. Sevmiyorum bu karanlığı. Vapurun üst katında pencere kenarında bir yer buluyorum. Sırt çantamı yanıma koyup Eminönü’ne doğru bakmaya başlıyorum. Yanan ışıklar… Ne kadar büyüleyici değil mi? Elimde ise malum ikinci dalga kahve dükkanlarının birinden aldığım kahve. Eminönü’nü seyretmesine seyrediyorum fakat beynimin içerisindeki bin bir düşünce ...

Devamını Oku »

Dinle Beni Ey İnsanoğlu | Ali GÜLTEPE

Dinlemek ile diner mi acılar? Sadece müzik dinlemekle mi mutlu olur insanlar? Halbuki insan insanı dinler İnsan doğayı dinler Felsefeyi, edebiyatı dinleyerek özümser Kimisi dolu kadehin çınlayışını dinler Kimisi rüzgarın esintisinde kendini bulur Aşık olan, sevdiği kadının sesi olur Dinlemeyi bilmeli insan Nerede olursa olsun Cudi’de kurşun seslerini kuş sesleri gibi Diyarbakır’da güneşin özgürlüğe susayışını Hozat’ta bir Munzur türküsünü Dinlemeli… ...

Devamını Oku »

KURŞUN | Seda BAŞTAŞ

Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… Y/aralarım acıyor kapı açık kimse yok Neden, nasıl, niçinler… Bir yığın bomboş sebep Aynı yerden vuruyor düşümden fırlayan ok Yelkovan koştursa da mazime mıhlı akrep Dört duvar, bir bardak çay, kalem, k/ağıt, mürekkep… On sene, yüz yirmi ay; yaşım otuz, kırk, elli… Mağrur bir gülümseme ve ağlayan küçük kız Hep en başa ...

Devamını Oku »

Kalbimin Ters Acısı | Zeynep AVAN

Gözüme acı kaçtı Ama ağlamıyorum, Elimin tersiyle siliyorum acılarımı ve önüme bakıyorum. Yüreğimden umut kaçtı, Dokunamıyorum artık sana. Kalbimin tersiyle siliyorum aşkımı ve göğe bakıyorum. Kulaklarımdan sesin, Dudaklarımdan nefesin eksildi Ama yanaklarıma yağmur etmiyorum acımı, Umutsuzluk dehlizinde kayboluyorum. Senin dikenli yolların var sevgili. Yürürken yara bere içinde kalıyorum. Ne ışığın var yaktığın, Ne ellerin var uzattığın… Bir sapak var ileride. ...

Devamını Oku »

Şarap Kırmızısı Şiirler | Eda Sultan ERKARAMAN

Sevdamın ve bahtımın karasında Karalanırken kalbim Şarap kırmızısı şiirler seslendirdim Beceremedim Ne afitap sarısı papatyamın kalbine Sevda renginde çiçekler ekmeyi Ne sevdamın ve bahtımın renginde yaşayan Taze kara gülüme müttefikleşmeyi Ne kınalı kekliğimi Kalbinden vurup Kurşun rengi sözlerle Yok etmeyi Beceremedim Sevdamın ve bahtımın karasında Karalanırken kalbim Şarap kırmızısı şiirler dinledim Kadehin dolu tarafından bakmayı denedim Öyle ki Aslında hiçbir ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Güray Gürsel – Yedi Gece Masalları | Tibet TEBÜKTEKİN

Kim yazmış: Önermeler veya yargılarda bulunan hiçbir metin yazarı şahsı tanınmadan okunmamalı. İsterse masal anlatıyor olsun. Jack-of-all-trades denebilecek, kendi halinde, 43 yaşında, medya sektöründe çalışan sakin bir adam Güray Gürsel. İlişkiler üzerine erkek gözünden yazdığı bir kitabı daha var. Sosyal medyada lakabı Burus Vilis. 2010’larda blogçuluğun ve Twittercılığın moda olmasıyla dijital ayak izlerini bırakmaya başlamış. Şimdi de ünlülere sosyal medya ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 4 | Mahmut AKSOY

Mahmut AKSOY: Bir sanatçının sanatını icra etmek için, yaşamak için seçtiği, seçeceği taşra-metropol nasıl bir etkiye sebep olur? Çağın ÖZBİLGİ: Sanatçının yaşamak için seçeceği taşra ya da metropol sanatını icra etmekte oldukça önemli bir unsur olarak dikkat çekmekte. Taşrada yaşayan bir sanatçı, taşra hayatına hâkim ve yaşanan güçlüklere yakinen şahittir ancak metropol hayatına da uzak değildir (teknolojik gelişmeler vb. sayesinde). ...

Devamını Oku »

Güneşin Bekleyişi | Helin YILDIZ

Sen benim içimdeki çocuğun rengarenk uçurtmasıydın. Uçup gittin avuçlarımdan… Beni gecelerce hıçkırıklara boğularak ağlamaya terk ettin. Acıdan nabzımı hissettiğim anlara bıraktın beni. Sensiz bu iklimde neden nefes almak zorundayım? Benim güneşim senin sağ elinde doğup sol elinde batıyor. Güneş ufukta göründü, ya sen? Öyle ki bazen… bazenler sığmıyor, yetmiyor biliyor musun? Acının derinliğinde boğuluyorum. Biriktirilmiş çığlığın adıdır yokluğun… Sol’un değer ...

Devamını Oku »

Bir İstanbul Rotası 5: Doğaya Dönüş | Neslihan DEMİRHAN

Bu yazıda bahsedeceğim yere ilk kez lisedeki coğrafya öğretmenimin düzenlediği gezi sayesinde gitmiştim. Üzerinden çok uzun zaman geçince “Hafıza tazelemenin zamanı geldi.” deyip hemen yola koyuldum. Avrupa yakasında, Sarıyer ilçe sınırları içerisinde bulunan Atatürk Arboretumu’nun önce tarihçesinden bahsedeyim. Arboretum, bilimsel araştırma ve çalışmalar için oluşturulmuş çeşitli bitki ve ağaçların olduğu alan olarak tanımlanabilir. Bir arboretumun kurulması kararı ise 1949 yılında ...

Devamını Oku »

BAL GÖZLÜM | Çiğdem SUDE

İLK İZLENİM Otobüsten indim. Kendimden emin adımlarla buluşacağımız noktaya gittim. Orada bekliyordu. Heyecanlı olduğu her halinden belliydi ama asaletinden de ödün vermiyordu. Beni gördü ve tüm içtenliğiyle gülümsedi. Bir yere oturduk ve konuştuk. Meraklı ve bir o kadar da ilgili bir şekilde beni tanımaya çalıştı. Bunu yaparken de göz teması kurmayı ihmal etmedi. Ama bir yandan da gözlerime bakarken çekinen ...

Devamını Oku »

Aydınlık, Ben, Çiçek ve Su | Zeynep YAZICI

Bulut yok Rüzgâr yok Ben yaşam salkımının arılığında Bir gölün kıyısına oturuyorum Balıkların kıvrılmaları, aydınlık, ben, çiçek, su. Annem reyhan deriyor. Ekmek, reyhan ve peynir, bulutsuz bir gökyüzü, yeni iklimler… Avlunun çiçekleri arasında yeşerir umut Bakır bir tasın içindeki nur mucizeler yağdırır Büyük duvardaki bir merdiven, sabahı yeryüzüne taşır. Bir gülüşün ardında saklıdır her şey Zaman duvarındaki küçük bir dehlizden ...

Devamını Oku »

Röportaj: Gürşat Özdamar ile CANLAN! Üzerine | Ufuk KADIZ

Gürşat Özdamar kimdir diyerek başlayalım söze. Sinemanın içinde uzun yıllar farklı işler yaptıktan sonra şimdilerde sinemayı özellikle çocuklara sevdirmek ve onların da kendi filmlerini yapabilmelerini sağlamak amacıyla yaratıcı dramayı ve oyunu kullanarak sinema atölyeleri yürüten biriyim. CANLAN! Çocuklarla Sinema ismini verdiğim bir de kitap yazarak bu alandaki bilgilerimi “her yaştan” çocuklarla paylaşmak istedim. İSTOPMOTION İstanbul Sinema Topluluğu nasıl oluştu, siz ...

Devamını Oku »

Son/suzluk | Hasan ÖRHAN

Biten bir şeyin devam ettiğini söyleyebilir miyiz? Son sözcüğü herhangi bir şeyin bitimi anlamını taşıyor. Son sözcüğünden türemiş ‘sonsuzluk’ sözcüğü ise herhangi bir şeyin sürekli devam etmesi, bitmeyecek oluşu anlamını taşıyor. Peki ama nasıl oluyor da bir sözcük, kökünden bu denli zıt anlam içeriyor? Asıl olan ise bu sonsuzluk sözcüğünü türetmemizi sağlayan şey ne? İdrak edemediğimiz şeyleri geçiştirmede canlılar arasındaki ...

Devamını Oku »

Seni Beklerken | Eda Sultan ERKARAMAN

İçimden dökülürdü Her gece Her seferinde Birkaç efkârlı satır Yaşama sevincini kucaklamak varken Seni anımsar Ölümü hatırlardım O kışların arifesinde Nefessiz kalmışçasına Adeta ölümün acizliğini Mayhoş bir meyve sanmak Ve tatmak isterdim Akan gözyaşlarıma aldırmadan İsteğimin bir kronolojisi yoktu tabi O zamanlar Bir bahar meyvesinin Tomurcuklanmasını beklemekti kışta Şu kara rağmen Senin gelmeni beklemek Bir bakıma meleklerin Kötülerin tarafında olması ...

Devamını Oku »

Şarkıdaki Hür Acı | Ayşe TÜRK

Günü hatırlamam da seksen kilometre boyunca beni ağlatan, o gün ciğerimi damıtan şarkı* çalıyor burada. O günüme götürüp o sancı karaladı içimi. Balta vuruşları gibi bu şarkı göğsümde. Saçımı çekip koparacak kadar stres doluyum, aslına bakarsan stresten öte bir şey beni damarlarımdan koparıyor. Ve bağırıp kendimi paralamak geliyor içimden de ben oturmuş yazıyorum. İçimden konuşmalarım yarattıklarına yetişmiyor maalesef. Ne yapsak ...

Devamını Oku »

AY(I)KIRIYIZ | Fırat ÇİÇEK

Kendilerini dalganın kıyısında sahipsiz hisseden eşyalar gibi ve kırık deniz kabuklarını topladıktan sonra arkadaşlarına “denizin neye benzediğini” göstermek üzere eve koşan çocuk gibi hissettiren sayılı yaşantıları var, bu aykırı lügatına kendini sokanlar. Elbette, bu koskoca ruhun ve bedenin esrarengiz anlamlılığını koca bir dört duvarlık alan dahilinde aktarmak kolay değildir. Kim diye soruyorsunuzdur bu aykırı kişiler? Kimler değildir sorusuna önce cevap ...

Devamını Oku »

Naylon Uçkur ve Patronun Fahri Konsolosluğu: Junior Çernobil | Sultan GÜLSÜN

– I – Kötüydü tarihimiz. Panayırda gerisin geriye benimle telaşlanırken şöyle bir Gevheri türküsüne dönseydi dilin.. Şeyhi ve şahı, cüzzamlı bir otoriteden indirirken oldu bu. Unuttuklarımız oldu. Hatırlamak istemediklerimiz. Isabella Rossellini, hadi ama durma öyle, bu kadrajdan dünyayı çıkaramayız sen de biliyorsun. Köprüleri bir yerden alıp bir yere kaldırıyorlardı. Üzerinden atlamak istemiyordum batıl döşeklerin. Anla beni. Kurgularımız küçülecek diye mi ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Murat Menteş – Derde Deva Randevu | Tibet TEBÜKTEKİN

Yazarı: Modern edebiyatımızın meşhur yazarı Murat Menteş’i tanımak isteyen internetten bakabilir. Üşenenler için söyleyeyim: herhangi bir kitabını ortadan rastgele açın, sizi şaşırtacak bir espri, kelime oyunu ve tespit buluyorsunuz. Boş yok. Türkçe bildiğime sevindiğim dört durumdan biri bu adam. İçeriği Ne? Müteveffa yazarlarla söyleşiler. 11 düşünürün* birtakım günlük mevzular üzerine fikirlerini öğreniyoruz. Format olarak bazıları çizgi roman bazıları hasbihâl. Menteş ...

Devamını Oku »

Taşranın Dinginliği ve Kargaşanın Üzerine – Söyleşi Dosyası 3 | Mahmut AKSOY

Mahmut Aksoy: Bir sanatçının sanatını icra etmek ve yaşamak için seçtiği/seçeceği taşra-metropol nasıl bir etkiye sebep olur? Yiğit Ergün: Bu etki sanatçının dışarıya tuttuğu aynadır aslında. Olaylara bakış, akabinde hayatın içine akışta, bastonudur yaşadığı muhitin kimliği sanatçıda. Bu meselede sanatçının içine doğup büyüdüğü coğrafyayı kıskaçla ele almalıyız. Göçebe bir çocukluk/gençlik geçirmişleri ayrı değerlendirmek gerekebilir. Ben kendimden yola çıkarak bazı saptamalara ...

Devamını Oku »

Frapan: İç/Birimize Bakıyoruz | Sultan GÜLSÜN

Greenwich’in bütün doğularına doğru (1+1+1+…) imgedeki silah ile gerçek silah arasındaki ayrımı yapamayacak düzeyde bir sekansa geçtiğimiz için suni savaştan bahsedebiliriz. Doğada bir araya gelen 1+1’ler ile kolektiflik modelize edilebilir ancak bu çoğulculuk dünyayı erişilebilir kılmaz. Kent yerleşimlerinde 5000-10000 kişi aralığını aşmış bütün büyük kümülasyonları düşünmenizi rica edeceğim. Seslerin yutulduğu konusunda hemfikir olabileceğimizi düşünüyorum. Günümüz için bile çıkarılmak istenen seslerin ...

Devamını Oku »

BENgizisyon | Sipan GÜLER

Aforoz edildiğim bir hayattan yazıyorum. Beni bir ayin sırasında yakan bir mumdur bu evren. Siz cennet dualarınızı ederken ben cehennemdeki ilk kıvılcımı yaktım. Leheb odun taşıyıp durdu dilimin ateşine. Hurilerle kimin işi olabilir ki! Ben tek bir kadını bile sevmeyi beceremezken yedisini birden idare edemem. İsteyen olursa yalnızca birini sevip geri kalanını eş, dost, akrabaya dağıtmak isterim. Zaten herkes pek ...

Devamını Oku »

Yas, Suç ve Eylül | Fırat ÇİÇEK

Ellerimiz değmiyorsa içimize, Dokunma derime. Belli ki Yıldızın titrek ışığında, Isınmış ıhlamur kokusunda Ezilmiş incir tanelerinde, Ağır akasya tütününde Karışmış, senin ilk çığlığın. Alazlanan alevde Mest esinti içimizi sarmadan, Tandan önce toplayalım badeleri. Demlenen öfkende, Bu yarı çıplak suda Yepyeni sardunyalar açılacak. Buğulu göz kapaklarına Bulutların yaşı dinsin. Merdivenler dikilsin geceye. Karışmış siluetler. Dağınık rüzgarlar, Sepya tonu renkler. Geçiyor nefesin ...

Devamını Oku »

Gözlerim Sağır | Helin YILDIZ

Gidiyorum, yağmurun ıslattığı toprağın kokusunda. Senin kokunun toprakla bütünleşmesini hâlâ bekliyorken yağmur yağar, toprak kokusu gelir; ama sen gelmezsin biliyorum. Kaç mevsimin yağmurlarında bekledim seni. Yağmurları sever misin? Onu bile bilmiyorum. Ama yağmur kokusunu seviyorsundur. Ben de senin hiç alamadığım kokunu seviyorum. Hiç dokunamadığım sol yanına başımı koysam ya, O güzel ellerinden tutsa bu bekleyiş içindeki ellerim. Hayalini bile kuramadığım ...

Devamını Oku »

Kitap İncelemesi: Kurtcebe Turgul – Bence Katil Öldürdü | Tibet TEBÜKTEKİN

Kim yazmış: Kurtcebe Turgul en meşhur reklam ajanslarından Medina DDB’nin kreatif direktörü. Galatasaray Lisesi mezunu, Fransız ekolunun edebiyat eserlerini seven ve Dünya’da mizah ne durumda takip eden biri. Önceki yıllarda Şener Şen’in yer aldığı “Mucizeler Komedisi” tiyatro oyununu yazmış ve “Sevinç Vesaire” kısa filmini çekmiş. Konuları ilginç. Birkaç filmde küçük rollerde gözükmüş. Radyo tiyatrosuna da meraklı. Butik işleri kovalıyor. Sevimli, ...

Devamını Oku »

ZARİN | Tunahan ÇETİN

Hayatı yaşamak sevebilmektir seni. Elinde bir yumurta ile şeker almak isteyen çocuk misali. Yumurtadan da vazgeçilmez şekerin verdiği hazdan da. Oysa ki ben çölden de vazgeçtim serden de, Maldan da vazgeçtim, mülkten de bir tebessümün için. Ne gecenin karanlığı korkutur beni Ne de gündüzün güzellikleri kandırır. Sana koşuyorum ayaklarım bağlı, ellerim bağrımdayken bile. Otursak gün batımına doğru, el ele geceyi ...

Devamını Oku »

Sarı Urgandan Bir Minder | Ayşe TÜRK

Yine oturdum tam üzerine duygularımın. Her biri kumaş yırtıp iplerinden örgüler örerken, benle birlikte uykuya dalıyor, uyanıyorlar. Ve ışıklar görüp rüyalarında hayretler içinde kalıyorlar. Şaşkınlıklarına gülüyorum ve gülmekten kusuyorum. Bir süre sonra dönüyorum arkamı. Demem o ki ara sıra tüm duygularımı toplayıp bir minder parçası gibi altıma bırakıyorum, vücut ağırlığım mı, onlar mı daha iri diye bir kavgam oluyor ara ...

Devamını Oku »

VEFA | Eda Sultan ERKARAMAN

İnce belli bardaklardaki çay kadar koyu Uçsuz bucaksız denizlere dayanır soyu Gökleri aşar ve yıldızları geçer boyu Yangınlardaki kor ateşlerin közü vefa Yıllarca sağ kalan dostlukların ham maddesi Asırlardır yıkılmayan sevdaların sesi Alemlerin Rabb’ine giden yolun adresi Kâlû Belâ’da verilen sözün özü vefa Karanlığa mahkûm yüreklere görüş günü Odur sebebi unutmanın hatalı dünü Aşktan sonra gelen büyük bilmecedir ünü Lâl ...

Devamını Oku »

ÖRGÜ | Ali GÜLTEPE

Ah! Yok mu şu garip şey Sevmek denen iki ırak hece Öyle sıcak, Öyle içten, Öyle mayhoştur ki Ne ucu Ne bucağı görünür Ne de izi, soluğu Hep bir sonrası Hep bir ikilem Ve kıytırık ıstırapların soluduğu Zamansız yılışık Saat aralıkları Sonrası yitiklik Sonrası meçhul Öyle ki bir mahşer avlusu Yahut kara kuru cesetlikler Bunların hepsi Çarşıdaki hesaptan Hepsi yutulur ...

Devamını Oku »

Bana Öyle Ölme Diyorsun | Seda BAŞTAŞ

Bana öyle bakma diyorsun Biraz ürkek biraz da kaçak Belki de kirpiğimden kan damlar Üç el silah sesi… Duydun mu Bana öyle bakma diyorsun İçimde kefenini diken kanlı intihar Bana öyle gülme diyorsun Anason kokulu tarlalarda bıraktığın Yalın ayak çocuklara benziyormuşum Gül/erken Ne garip şey oysaki daha goncaydım Gamzelerimi ç/aldılar yanaklarımdan Dudak gerilirken göz kanar mı Düşün ki biri yay ...

Devamını Oku »

Soluğumda Hasret | Helin YILDIZ

Kıpkızıl bir gün doğumu doğuyor, yüreğimin perdesine. Burnumun direği sızlamaya devam ediyor senin için. Kokunu aramaya çıkmış bir bedevi gibi biçare kalmakta, kendi kendime ateş eder vaziyetteyim. Benliğimden eser yok artık. Ben, ben değilim. Bedenim kokunun sinmesini beklerken her şeyde bir sen, bir sen gizli. Sahi şu sensizlik Kabe’min etrafında neden bu kadar tavaf etmektedir? Yarıda kalmış bir nota, yarım ...

Devamını Oku »

AYYAŞ | Tunahan ÇETİN

Milyonların içinde karton kutuya hapsolmuş bir ayyaşım şimdilerde. Tek derdim şarabımın bitişi, tek sermayem geride bıraktığın son bakışın. Sahi bir gün biter mi? Sahi bir gün gider mi? Ey İstanbul’un kalabalığını kahkahalarına hapsetmiş kadın! Ey sevincini ele, hüznünü bana yad etmiş kadın! Ne dünyanın kahrı çekilir ne de sensizliğin ertesi. Ne melun bir şeymiş sana olan açlık! Sen sanıp koşmalarım, ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up