Anasayfa » Etiket Arşivi: kadın

Etiket Arşivi: kadın

ÇİLE | Seda BAŞTAŞ

geçmişimin söküklerinden bir çile yapıp hayata verdim, ömrümü yeniden örsün diye kaç çile ederdi bir ters bir düz hatıralarım bunu hiç hesaplayamadım bir kaçışın ardından gelin bohçamda öksüz kalan porselen tabak gibiydim durdukça eskiyordu ruhum kırkbeşlik plaktan Zeki Müren dinlerken modası geçmeyen sevgiler düşledim “ah bu şarkıların gözü kör olsun” diyordu tam o sırada karanlık bir şiir, şaşı bir ezgiyle ...

Devamını Oku »

Çöz Makara | Derya BOZ

Yüzünü yokladı ilk iş, yaşıyordu. Nefesine çekidüzen verdi ve önce “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye yarıldı. Tüm yaşanmamışlıklar saçıldı ortalığa. Bir ayağı eksik masanın üstündeki nar! İlk avazı ve ana rahminden hatıra kan. “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye ayrıldı Ve kan. *** Yüreğini yokladı ikinci, Yirmi iki gün geçmişti. Sırası var, zamanı var. “Beklemek güzelmiş” dedi. Verdiği nefesi ...

Devamını Oku »

Erkek Kulübünde Siyaset’ten Leyli’ye Kalanlar | Hatice KURT

Leyli Sanat Ekibi Prof. Dr. Serpil Çakır ile “Erkek Kulübünde Siyaset” adını verdiği kitabı üzerine söyleşi ve imza etkinliği düzenledi.  Siyaset bilimci Prof. Dr. Serpil Çakır ile söyleşi ve imza etkinliği Micasa Teras’ın ev sahipliğinde ocak ayı etkinlikleri arasında gerçekleşti. Etkinlikte kadınların siyasal dünyadaki yeri, siyasetteki rollerinin az olması ve bu rollerin giderek azalmasının temel sebepleri ele alındı. Kendisini feminist ...

Devamını Oku »

Rüzgâr | Zuhal KAYA

30.11.2019 şimdiki zamanlarda 06.06 Rüzgâr! Mevsimin gelir bilirim. Daimî saran sevgili hassasiyetinde Biraz kızsan, bükülesi beller incinir. Boşluklar savaşında yanında, Ne yerinden etmek için Ne donmuşluğa mazeret Dön dolaş var diyedir, kendine. Sakinliği anlatmış kızıl elbisen, Kadın ismiyle çağırırlar bu yüzden. Arzu çoğalır, sen meltem… Rüzgâr! Bilirim, mevsimin de geçer. En kuruluğa varır sıcaklık. Çatlayan toprak, resmederken Yıkılır, dizilen taşlar. ...

Devamını Oku »

Hırçın Deniz Yanarken | Sibel KANDİLLİ

Senin teninde Alevler var, Alevlerin en azgını. Senin teninde denizler var, İşte o Denizlerin en ateşlisi. Bulutlar var, Yine benden bekleneceği gibi Bulutların en keskini. Senin tenin Öyle bir kaynak ki Kavurur beni, Söndürür hırçın denizlerimi. Yanına gelsem Yanarım, Aleve düşmüş çiğler gibi. Yakarsın hıncımı, öfkemi. Uzak dursam Soğurum kendimden. Git gellerim olur, Gemilerimin hepsi Alabora olur. Bir senden soğumam. ...

Devamını Oku »

Bir Ses, Bir Kaybediş | Gülistan MAMİŞ

Bir dünya yarattım sol yanımın en ücra köşesinde. Hışım bir sessizlikle adım attım ebediyete, Gözleri kamaştıran sokaklarına, Kaldırımlarında son bulan aşklarına. Serin bir rüzgâr esiyordu Nemli gözlerimin üzerine, Çelimsiz bedenimle bir bütün oluyordu âdeta Kelimelerim dudaklarımdan dökülürken Onun yüreğine boşalıyordu sanki, Tüm sevgi sözcüklerini Ketum bir edayla söylüyordu. Ses tonunda hissiz bir tını vardı… Kulaklarımı, ağlamaklı bir tonla ıslatan ses. ...

Devamını Oku »

PASLI MIH | Eda Sultan ERKARAMAN

Tütün kokusuna karışmış küf Genzimi yakar. Bir paslı mıh gibi İnadına inadına Adını beynime çakar. Sabır taşını yüklenmiştir omuzlar… Bembeyaz kuşlar gibi, Kireçten evlerimiz Mis gibi kokar. Çelikten kalpleri Anca ateş aklar. Turkuaza vurulmuş yârin Neyine bahar, Neyine sarı papatya? O anca Turkuazın vurgunudur, Fırat gibi akan Yılların yorgunudur. Olacak bu ya! Kırmızı kanın renginde durur. Pusulası Bir yetim sevda ...

Devamını Oku »

Şarap Terbiyecisi | Fırat ÇİÇEK

Ayşe Türk’e ithafen Ceketinin göğüs cebinden çıkardığı sigarayı yakmadan önce frişka rüzgarının esmesini bekledi. Rüzgârın ona ramak yaklaşmasını beklemeden ayağa kalktı. Yüzünü yalazlayan rüzgâra bıraktı. Sigarayı pakete geri koyup ilerlemeye karar verdi. Bu ilerleyişi çok normal olmayan, adeta beş adama yetişecek kadar hızlı bir yürüyüş biçimiydi. Gökyüzü kızıla boyanmaya başlamıştı. Buna rüzgârın taşıdığı nem ve kokunun eşlik etmesi ile yoğunluğu ...

Devamını Oku »

Ev Korkusu | Ayşe TÜRK

Karşıda bir ev, Çay ocağında evden korkan bir kadın. Caddenin sesine, hatırlanmanın keyfini değdirecek Lakin çekiniyor o küçük yokuştan ve evden. Penceresini görmüyor, Üstelik pencere de görmüyor onu. Yüksek masada fesleğen ve fısıltı adında bir kitap, Kapalı. Ellerinde çağın dokunmatik defteri. Başını kaldırıp bakıyor bir kez daha yokuştan az aşağıya. Bir arabada, kadın şoföre gülerek bir şeyler anlatıyor. Ama o ...

Devamını Oku »

Kalbimin Ters Acısı | Zeynep AVAN

Gözüme acı kaçtı Ama ağlamıyorum, Elimin tersiyle siliyorum acılarımı ve önüme bakıyorum. Yüreğimden umut kaçtı, Dokunamıyorum artık sana. Kalbimin tersiyle siliyorum aşkımı ve göğe bakıyorum. Kulaklarımdan sesin, Dudaklarımdan nefesin eksildi Ama yanaklarıma yağmur etmiyorum acımı, Umutsuzluk dehlizinde kayboluyorum. Senin dikenli yolların var sevgili. Yürürken yara bere içinde kalıyorum. Ne ışığın var yaktığın, Ne ellerin var uzattığın… Bir sapak var ileride. ...

Devamını Oku »

Güneşin Bekleyişi | Helin YILDIZ

Sen benim içimdeki çocuğun rengarenk uçurtmasıydın. Uçup gittin avuçlarımdan… Beni gecelerce hıçkırıklara boğularak ağlamaya terk ettin. Acıdan nabzımı hissettiğim anlara bıraktın beni. Sensiz bu iklimde neden nefes almak zorundayım? Benim güneşim senin sağ elinde doğup sol elinde batıyor. Güneş ufukta göründü, ya sen? Öyle ki bazen… bazenler sığmıyor, yetmiyor biliyor musun? Acının derinliğinde boğuluyorum. Biriktirilmiş çığlığın adıdır yokluğun… Sol’un değer ...

Devamını Oku »

Gözlerim Sağır | Helin YILDIZ

Gidiyorum, yağmurun ıslattığı toprağın kokusunda. Senin kokunun toprakla bütünleşmesini hâlâ bekliyorken yağmur yağar, toprak kokusu gelir; ama sen gelmezsin biliyorum. Kaç mevsimin yağmurlarında bekledim seni. Yağmurları sever misin? Onu bile bilmiyorum. Ama yağmur kokusunu seviyorsundur. Ben de senin hiç alamadığım kokunu seviyorum. Hiç dokunamadığım sol yanına başımı koysam ya, O güzel ellerinden tutsa bu bekleyiş içindeki ellerim. Hayalini bile kuramadığım ...

Devamını Oku »

Zerremde Sensizlik | Helin YILDIZ

Rüyanın da rüyasının kabusluğundan soluk soluğa uyanıyorum. Payidar kalan yanının acı dolu sevgisizligiyle… Yine sükutun bir sabahından bir vaveyla kopartıyorum içimde. Her yerde derin bir sensizlik, bir türlü bitmez bu kepaze densizlik. Bunlar beni çok ürkütüyor. İşkilleniyorum aynada kendi gözlerime, bu gülen suratı taşıyan moloz yığının altında ağlayan gözlere, işkilleniyorum… Ömrümden ömür gidiyor. Berhava hepsi senin için… Şimdi kimin hikayesinde ...

Devamını Oku »

Âdem’in Çizdiği Tanrı | Sipan GÜLER

Bir kadın çiziyor Tanrı durmadan, erkeğin kemiğinden bir kalemle! “Kabul et!” diyor Adem’in canı istediğinde. “Evde oturup çocuk yapacaksın gerektiğinde. Seveceksin onu sevmeyi istemesen de.” Tanrı, Âdem’e teslim ediyor kalemi böylece. “Eti senin, kemiği benim, al kaderini yaz.” diyor. Kadın gülecek oluyor, Âdem yasak çiziyor. Kadın birini sevecek oluyor, Âdem fetva yazıyor. Kadın, uzuvlarını görüyor, kapatıyor Âdem… Güneşe vuruyor kendini ...

Devamını Oku »

KARIN AĞRISI | İlker YILDIZ

Bir çocuğum var nur topu gibi, maşallah deyin lütfen, nazar değmesin! Onsuz yaşayamam. Güzel bir evliliğim var, mutluyum. Eşimle çok iyi anlaşırız; duyarlı, anlayışlı biridir. Çok şükür işlerim tıkırında, Allah’a şükür rızkımızı da kazanıyoruz. Her şey bu kadar tozpembe değil tabi, sağlık sorunlarım var beni rahatsız eden. Çaresiz bir hastalık değil; hastaneye gidiyorum, tedaviyi araştırıyorlar. Ancak sorunun ne olduğunu anlayamıyorlar, ...

Devamını Oku »

Yokluğunda | Hakan GÖKKAYA

Uzaklığında öğrendim aşkı, Yokluğunda. Sen yokken güzeldi aşk. Varlığından korktum. Gözlerimle aradım boşluğunu. Sormaya kıyamadım. İstemediğine kumar oynadım, İstediğine galip gelmedi bir türlü. Bir ışık yaktım geleceğine. Bir mektupla soldu ışığım. Geri dönsem o güne. Düşsem peşine korkmam daha. Varlığında yokmuşsun gibi Yaşıyorum bu hayatı. Yaşamak buysa… Gözlerinde kaybolmak varken Hatıralarda kayboldum işte. Ayrılık bir ateş, gölgesiz şimdi. Geçmişte takılı ...

Devamını Oku »

Gözlerini Sımsıkı Kapat | Seda BAŞTAŞ

Gözlerini sımsıkı kapat, yazının sonunda bahsedeceğim bütün süreçleri anı anına yaşadıktan, hissettikten sonra. Göz bebeklerimiz süzerken etrafımızı, algılarımız açıktır her türlü uyarıcıya. Ondandır ki bilinçaltımız uykumuzda açığa verir pişmanlıklarımızı, kırgınlıklarımızı. Rüya olarak nitelendirsek de, mealini araştırıp her türlü tabir cetvelinden geçirsek, süzsek de bilincimizi nafile. Her şey geçmişin harabesinde saklıdır, bilinçaltı denilen kara delikte. Gözlerini sımsıkı kapat. Düşün ki ömür ...

Devamını Oku »

Körebe | Emine Ömür SEÇİNTİ

Oyunu kuralına göre oynamadığım için mızıkçı ilan edilmiştim. Köşemi ve mendilimi kapıp kabul etmeyişe tutsak olmaya başladım ağlayarak. Bundan sonra, timsahların leyleklerle uzuneşek oynayamamasının mücadelesini ben verecektim. Ama… Âşık olmuştum. Ay! Yani şey… Saklambaç oynuyorduk. Kesinlikle bulacaktım ve sobeleyecektim sümüklüleri! Seksek oynarken çizgiye basınca “Öldüüüüün! Öldüüüünnn!” kıyametinin kopuşu gibiydi arayıp onu saklandığı yerde bulamamak. Ya ben gölge kovalamacadaydım ya da ...

Devamını Oku »

Gönül Çığlıklarım | Hakan CAN

Sisli bir dağın şarkısında Duyuyorum sesini Tınısı serin, üşümüş yalnızlığında Çıkıp gelsen bir kavuşmak gölgesinde Üzerine titreyecek ellerim Perde olacak korkularına gözlerim Öfkeli bir kurdun kederinde Bütün masum telaşların Gün dönümü çiçeğimsin sen En şaşaalı saksımın içinde Yeter ki aman dile benden Bütün kuvvetim bakışlarında, sevinçlerinde Ecel yokuşunda bir koyunun Evhamlı gözlerindesin Ceplerinden taşan yaşamak arzun Gamzende nefes bulmuş Şirin ...

Devamını Oku »

Pesimist | Tunahan ÇETİN

Bir çiçek oldum, sabahın çiğine kandım, yağmur sandım, açtım. Kokumu rüzgâra saldım, meğer açtığım yer çölmüş, kurudum. Bir kalem oldum. Aşk üzerine hatıratlar yazacağım sandım. Bir de baktım ki hâkimlerin elinde bir idam mahkûmunun kırılan kalemiyim. Kırıldım… Kırdım… Bir türkü oldum. Özenle, cefayla yazıldım. Leylalar, Mecnunlar için söyleneceğim sandım. Bir de baktım ki bir sarhoşa meze oldum. Şimdilerde ise kendi ...

Devamını Oku »

Mevsimin Yabancısı | Fırat ÇİÇEK

Kendi avuç içine bile yabancı bir yüzsün, Bir sevmenin/yitmenin yıkıcı enkazında. Yaydım gövdemi evrene, Sığar mı içindeki bu acı eteğime? On milyon yıl oldu. Kaldır beni. Karanlıklarda mayala ruhumu. Uyut, Uyuştur, Nefes ver şeyhim. Kaç karıncayı topal bıraktım, İyi niyet yollarında yürürken. Kaç baharı kovdum kapımdan, İnanmadığım için badem ağaçlarına. İki demlik çaya sığdırdım, Seneler sonra duyacağım pişmanlıklarımı. Saatlerce arşınladığım ...

Devamını Oku »

Virgül Devamı Güz Şevki | Ayşe TÜRK

Bir virgül ile başladım yüzüne bakmaya. Yüzünü bulmazdan evvel bitmesi gereken bir cümlem vardı, bitimine değdi yüzün. Bir virgül ile sardım cümlemi yüzüne. Tanıdığım tüm kadınların güz’ü kokuyordu dişlerinde. Bükebilsem belimi, yakından koklayabilecektim. Ancak; mesafe çok yakışmıştı gövdemize, bozmadım. Dinlenmeden sol kolundan omuz yuvarlağına cam yansımaları gezdirdim. Biliyorum, yansımalar sesinin kemiği. Tanıdığım tüm kadınların güz’ü dişlerinde, söylemiştim. Bir salise yakaladım ...

Devamını Oku »

Zorun Anlatımı | Mesut DEMİRHAN

Kuşkulusun, sesin titriyor bu gece. Cümlelerinin hepsi sanki cevapsız bir bilmece. Neden gözlerinde aşk yok senin? Dargın geliyor kokun, kutuplarda gibi elin. Kırgınsın, yüzünde değil bu gece ay. Saçının rengi küsmüş, bakışların sert bir subay. Hissediyorum, aldığın nefeste ben yokum. Kirpiklerin şaha kalkmamış, kaşlarınsa ketum. Yorgunsun, ruhundaki çocuk uyumuş erkenden. Göğüs kafesine sığıyor kalbin, gözlerinde değil evren. Gülüşündeki cennetten mahrum ...

Devamını Oku »

Hayatını Müziğe Adamış Bir Müzisyen: Çağın Bodur | Sevginur DİKİN

“Dertlere derman çok, aslolan safi sevda” diye başlayan şarkıya radyolarda ya da dijital müzik platformlarında denk gelmiş olabilirsiniz. Aslında bugüne kadar birçok şarkısını defalarca dinledik, sözlerini hafızalarımıza kaydettik. Mesela, “Her aşk incelip incelip vadesi dolunca kopuyor, bitince bile bir nergis kadar güzel kokuyor” ya da “Deniz görmeden yaşayamıyorsan sen eşittir ben demektir” sözlerini okuyunca mutlaka hatırlayacaksınız. Belki de, kendinizi melodiyi ...

Devamını Oku »

Kesik Süt Ağrısı | Ömer Hezarfen BOZKURT

Bir kuşun süzgecinden vuruyorum kederi Balıkları da kanadından asıyorum tavana Anneme de en güzel yalanları söylüyorum -Hayır, bir şey olmadı, iyiyim!- Beni kendime bıraksalar toplanacağım Elimi eteğimi çekeceğim kendimden Sonra nefesimle hohladığım vitrin camlarına yazacağım, ‘Annemeyalansöyledimben’ Kâğıt vazoyu kırdığımı polise ihbar etmek istiyorum. Annemin meme uçlarına sürdüğü kahveyi de yaladım Ve üstelik babam diyeceğim, Büyük gladyatördü, öldü. Evde ses olsun ...

Devamını Oku »

Gülümse Çekiyorum | Emrah SAĞLAM

Bir çığlıktı benim edebiyatım, tonlarca yüreğe dokunduğum ama tutunamadığım… Sesim gırtlağımdan kesiyor, Sabahın köründe, piç hissiyatlar peydahlıyorum güne. Bendeki bu hâl /yeni/den yetememe. Temizliyorum kirleniyor. Tutuyorum bırakıyor. Çekiyorum itiyor. Seviyorum. Gidiyor. Hayat okuduğum kitaplarla devam ediyor. Sahi, ben ölünce okuduğum kitaplara ne olacak? Acı salt. Terk edilmiş bir adamın acısıyla adet sancısında bir kadının ağrısı aynı olduğu gibi, Sevdiğine kavuşan ...

Devamını Oku »

Belki Gelirsin | Seda BAŞTAŞ

belki gelirsin zamanı sakat bırakırız iki lafın belini kırıp kötürüm bir an’ın sol yanına sığınıp sessizliğimizle ısınırız belki gelirsin caddelerde yankılanırız kusana kadar u/mutsuzluk içen rezil bir ayyaşın narasına asılıp gelirsin belki aklın cehenneminde idam edilsek bile gönlün cennetine kahraman yazılırız belki gelirsin k/ördüğüm bukleleri dolayıp kaşlarına güvercinler salarım kan akışına çırpındıkça beyazlaşan ruhuna bakarım öyle böyle değil, güzel bakarım ...

Devamını Oku »

Erkek Milleti | Hakan CAN

Eli cebinde gezer erkek milleti. Göğsü önde, ilerler yol boyu. Söz gelimi; gamsız bir ömrün Hülyalı adımları sanırsın. Oysa o denli bayağı değildir Bir adamın doğası. Arada onun da havası bozar, Yağmur yağar, fırtına kopar. Ulu bir çınar da olamaz erkek milleti! Kök salar, büyür belki ama Mevsimince yaprak açıp dökemez; Dalıyla, budağıyla yalnız bir ömür süremez… Hakan CAN canmaj7@gmail.com

Devamını Oku »

Zühre | Fırat ÇİÇEK

Zühre, kendi halinde birçok şeyde fedakârlık gösteren, aile içindeki en güçlü kızlardan biriydi. Güçlü kadın olmanın yanı sıra otuz iki yılının verdiği tecrübeyi de göz ardı edemezdik. Diğer aile bireylerinin kendi halinde süren yaşantısına pek kulak asmayan, çoğu zaman dilimini anne ve babasının dizinin dibinde geçirmiş, bir kadın ruhunu asla üzerinden atamasa da bahsedildiği gibi iki ayağının üstünde durabilen, ayakları ...

Devamını Oku »

Tek Kişilik Tiyatro Oyunu: “KUL” | Sevginur DİKİN

Mercan, geçimini apartman merdivenlerini temizleyerek sağlayan evli bir kadın. Bir gün kocasına kızıyor ve onu evden kovuyor. Oyun tam olarak bu andan itibaren başlıyor. Kocası gidince kendine döneceğini sanırken, işler hiç umut ettiği gibi de gelişmiyor. “Azıcık aşım, kaygısız başım” diyebilmek keşke her zaman işe yarayabilseydi? Mercan’da da bir fayda etmiyor çünkü kimseye muhtaç olmadığını düşündükçe ne kadar çok muhtaç ...

Devamını Oku »

İKİLİ BAKIŞ | Ayşe TÜRK

Bana ait bir fısıltı bu Kulaklarını tırmalayan. Sana ait bir ısı bu Başımdan dönüp gövdemde harlanan… Birbirimizden yana çok tasamız var, belli Birbirimizden gayrı çok yan. Elleri kollara kavuşturan Bir uğraş bu Gözlerinin diplerinden boyanmış halini Sorgulayan ve sana ait. Yaprakları damarlarından koparan bir tırnak bu Ve bana ait. Kuşkusuz birbirimizden yana çok yanlımız Birbirimizden uzak çok karşımız var, belli. ...

Devamını Oku »

Ay Tutulması | Zeynep AVAN

Kızıl bir gecenin koynundayım, Çocuklarım olsa bu geceden Kıpkırmızı saçları, Çilli tombul yanakları olur, bahse girerim. Gece usul usul dokunuyor tenime, Dokunduğu yerlere yıldızlar konduruyor Bedenimde kayıp gidiyor dileklerim. Damlalar düşüyor saçlarıma, Gecenin mor bulutlarından İpek ipek dağılıyor saçlarım doğa anaya Gecenin usul dokunuşlarıyla. Geceyle sevişiyor ruhum, Ansızın gelen bir zevk perdesi Aralıyorum perdeyi Ve kızıl ışıklar tenimde dans ediyor ...

Devamını Oku »

RÜYA | Eda Sultan ERKARAMAN

Bir akşam, o hiç çalmayan kapım çaldı. Kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu fakat içten içe bir merak sarmıştı bedenimi. Açtım… O geldi! O geldi işte! Beklediğim, özlediğim, özlemini çektiğim, bir an önce boynuna sarılıp ağlamak istediğim geldi. Şansı da onun kadar temizdi. Kaynanası seviyormuş demek ki. Ben de sezmiş olacaktım ki, yemeklerin en güzellerini yapmışım. Fakat hiç konuşmadı, sadece ...

Devamını Oku »

Beyaz Kağıt, Kırmızı Şarap | Ufuk KADIZ

Uzun zamandır sigara içmiyordum. Filmlerde olur ya, yazarlar kitaplarını bitirdikten sonra kutlamak adına bir kadeh kırmızı şarap ile sigarasını yanı başına hazırlar. Evde şarap yok, sigaram da şurada bir yerde olacaktı. Yazıma başlamadım bile, sigaraya gereksinim duyuyordum. Sanki içime çekeceğim duman, hikâyemin akışına öyle bir yön verecekti ki, yüzyılın en iyi yazısı bana ait olacaktı. Koca bir yalan! Yeni aldığım ...

Devamını Oku »

KÜL MÜ EYLEDİNİZ DE GÖRÜNMÜYOR DUMANIMIZ?

Şiddet; köklü bir gelenek. Hükümdarların, sultanların saltanatlarını sürdürmek için uyguladığı, sokaktaki çetelerin hâkimiyetlerini korumak için sık başvurduğu, yeri geldiğinde üstün olduğunu iddia eden ırkın diğer ırka, yeri geldiğinde üstün olduğunu zanneden cinsin diğer cinse, yeri geldiğinde de üst sınıfın alt sınıfa uyguladığı bir bastırma yönetimidir. Karşısındaki kişinin, halkın, aile ferdinin, alt kesimde konumlanmış sınıfın, bireyin tepkisine göre olumlu ya da ...

Devamını Oku »

Özgürlüğe Bir Nefes Kala | Zeynep AVAN

Genç kadın çikolata damlasını andıran bilye bilye gözlerini uzağa dikti ve Levent’teki iş kulelerinin günün son ışıkları altında turuncu, kırmızı, lila gibi renklerle bezenmiş mükemmel bir tablo oluşturduğunu izledi. Geçip giden onca günü düşündü ve derin bir nefes aldı. Güneş gözlerinin içine bakarak yavaşça günden uzaklaşırken, o da kalbinin içinde yavaşça uzaklaşan o tatlı sızıyı hissetti. Verdiği kararın doğruluğuyla tuttuğu ...

Devamını Oku »

Tuhaf Serzenişlerin Kuytusunda Bir Aşkı Anmak | Büşra YAŞAR

Birkaç gönül kondu iki telin arasına. Bilsen bilmeyecek gibiydim. Seni görmeyecek gibi… Sonra bir bulut çizdim avuçlarıma, İçinde selam taşıyan uçaklar. Bir cam kenarı yolculuğunda sevecektim, gelsem. Gelmedim. İşte bu şehirde, İki tel arasında kaldım. Ne bir sesin çalındı kulağıma, Ne de bir Allah’ın günü iki satır yazdın. Kurumuş bir nehir gibi sadece izi kaldı yanaklarımda rimelin, Ayaklarım baş parmaklarına ...

Devamını Oku »

Zerya’ya Mektuplar | Sipan GÜLER

12 Temmuz 1993 Sevgili Zerya, Sana en az benim kadar yorgun düşmüş satırlarımı yolluyorum. Yorgun satırlarımı okurken hiç solmamanı ve mektubu beklerkenki heyecanını hep içinde büyütmeni, bütün ömrüne yaymanı isterim. Bana yolladığın satırları okurken, yıllardır hasretini çektiğim bir umudun suretini görmüş bulundum. Bilirsin, biz insanlar en çok hayal kurmayı severiz fakat benim hayalim diğer insanlar gibi hayal kurmanın ötesinde, farklı ...

Devamını Oku »

ESKİYEN GÜNÜN ERTESİ | Ozan Cemre KISA

Güneşte kavrulan tozların rüzgâr ile birlikte kanatlanıp alnımda damla damla birikmiş olan tere yapıştığı ve ortalama bir insan kadar, ortalama olan alnımın ortasında, kocaman bir çamur havuzunun gelişmiş olduğunu hissediyordum. Tenim, etten ince bir zırh olma özelliğini kaybetmiş, çamurdan heykele dönüşmüştü. Hareketlerim ağırlaştıkça ağırlaşıyor, uçuşan tozlar havadan direkt vücuduma lehimleniyordu. Her şey çok kızmıştı. Elimi kararan alnıma doğru götürdüğüm de ...

Devamını Oku »

“Aynada kendini arıyordu gözleri” | Ufuk KADIZ

  Aynada kendini arıyordu gözleri. Ellerine baktı, annesiyle beraber el ele, sokak sokak dolaştıkları günleri hatırladı. Dışarı atılan ne varsa onlar için değerliydi. Evleri yoktu, kaldıkları harabe soğuk günlerde ölümden daha beterdi onun için. Kaç kere içinden geçirdi ölebilmeyi. Yok olsam da daha fazlasına katlanmasam diye. Olmuyordu, annesi vardı ilk başta. Onun verdiği bu yaşam mücadelesine aşıktı. Ne kadar aşağılansa ...

Devamını Oku »

“Rüzgara Değer Bir Kadının Elleri” | Gülay ŞAH

Sokulur kıvrık kirpikleri göz kapaklarına. Tam o an, işte tam da o anda süzülür yanaklarına yüreğinin alı, moru… Öyle ya bir adamın dudaklarında can vermiştir umudu. Gözleri bulutlu gökyüzünde, bulutlu gökler gözünde. Salınır bebekler, kim bilir nereye çırpılan kanatlarında gözün. Bir kuş olsaydı. Hayır, olmamalıydı. Bir yol var düşünde; kenarlarında bahar çiçekleri, dalları pespembe şeftali ağaçları. Bulutlara yapıştırıyor, bulutlara yakıştırıyor ...

Devamını Oku »

ANLAT! | Gülay ŞAH

Çıplak dallarımın arasında dolaşan rüzgâr, tüm iliklerimden süzülürken, zihnim koca bir makine. Habire bir şeyler işledi. Ucu bucağı olmayan hırçın bir deniz, habire duvarını aşındırdı. İçimden söküp attığım ne varsa bir çocuğun ayak altında çıtırdayan sarı yapraklara dönüşüverdi. Sesim çıkmaz, gücüm yetmez, sabrım kalmaz oldu; gücenir oldum toprağa. Şarkılar söyledim sana. En savunmasız anlarında kalbine dokunup, avuçlarımda biriktirdiğim iyiye dair ...

Devamını Oku »

BİR ÖZGÜRLEŞME MÜCADELESİ: KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ | Resul ÖNEN

Karl Marx, ”Bütün ölmüş kuşakların geleneği, bir karabasan gibi, yaşayanların beynine çöker.” der. Kadının özgürleşme mücadelesi konusu ekseninde değerlendirdiğimiz zaman son derece yerinde bir tespittir. Bu, kadınların toplumdaki yeri ve görevine ilişkin olarak herkesteki duygu, düşünce ve istek konusu da son derece doğrudur. Anlayışta, alışkanlıklarda, gelenek-göreneklerde ve yaşam biçiminde; sürekli olarak, kadının analık bağı erkeğin ilk ve en eski mülkü ...

Devamını Oku »

Avucumdaki Kar İzi | Zeynep Dilay TÜKENMEZ

  Nefesim kesiliyor, Sağıma soluma bakıyorum. Alnımda akan terin yere damlayışını duyuyorum. Sahi yorgun muyuz hala? Gücümüz kalmamış mı? Bunu sen biliyorsun tabi ki! Acımasızca ruhumu ele geçirirken de sen biliyordun, Gizli bahçemizde koşup uyurken de. Maviyi seninle hissederken de, Mutluluk denen şeyin zehrini damarlarımda doldururken de. Sahi sen hala burada mısın? Ben avuçlarının içinde yok olurken de. Zeynep Dilay ...

Devamını Oku »

Dünyamın Kadını | Büşra YAŞAR

  Liseye yeni geçtiğim zamanlar… Yine bir 8 Mart sabahı, Annem kahvaltı hazırlıyor, babam yeni ütülenmiş gömleğinin kollarını sıvayıp, emekli bir subay bakışıyla mutfağa doğru yöneldi. Sert mizacını, gözlerinin altındaki çizgilerden, Alnındaki gerginlikten anlamamız pek tabii mümkün! Böyle bir adam, gizlilikle sever, sevgisini de benden başkasına pek belli edemezdi. Sandalyeyi çekti, masayı az öne itti ve oturuyordu. Annem suratı asık, ...

Devamını Oku »

8 Mart Özel: “Uygarlığın Küllerinden Doğan Meşe: Kadın” | Vedat ÖRÜÇ

Ananın kişiliği ve ölümü, doğurduklarıyla gerçekleşir. Ağaç büyür, tohumlanıp çevresini benzerleriyle donattıkça ölür. Ölüm aslında çoğalmanın bir gereğidir. Toplumun zihinsel meşesi de bu nitelikte kadın olgusudur. Kök salmış bir ağaçtır; tohumları dünyanın dört bir tarafına yayılmıştır.  Meşe karakterinde olduğu için dalları, gövdesi koptukça kökü üzerinde daha da gür yeşererek yaşamak isteyecektir. Kadının aklı ve yüreği yazıya ve söze değince yaşadığı ...

Devamını Oku »

Gururu Ağızlarda Öğütülen Kadınlar | Gülay ŞAH

Bir iktidara, bir arkadaşa, bir adama/kadına, başarısızlığa, kötülüklere ve sanırım en zoru da yıkılmaz tabulara, doğru sanılan yanlışlara, kadınlara… Kadın, nefes aldığımız her yerde mücadelenin vücut bulmuş halidir. Kapitalizmle gelen cinslerarası sosyal ayrım, kadını toplum içinde ötekileştirmiş ve ezmiştir. Tek tanrılı dinlerin etkisi altında olmadığımız ilkel çağlarda kadın, yeni çağa kıyasla daha kutsaldı. Bugüne dek devletler kuruldu, devletler yıkıldı, çağlar ...

Devamını Oku »

Ben Dünya İçinim! | Büşra YAŞAR

SESLENDİREN: Büşra YAŞAR DÜZENLEYEN: Ufuk KADIZ Doğduğun anda başlıyor aslında her şey; O nefesten sonra her şey senin hikayen. Önce annenin göğsünden akan nehirlere buluyorsun ufacık yüzünü, aylar geçiyor ellerinle değiyorsun ayak basılan yerlere, Tutunmayı öğreniyorsun süründükten sonra belki de. Ayağa kalkmayı, adım atmayı öğrendiğinde her şey güzelleşiyor. Yürüyorsun, koşuyorsun. Aslında bilmediğin detaylarla daha mutlusun. Haberin yok, sorguluyorsun; çocuksun bir ...

Devamını Oku »

Geyşalığın Doğru Anlaşılma Mücadelesi | Ahmet Koray SAYGIN

Tarihin belki de kendini devam ettiren en eski kültürüdür Geyşalık kültürü. Geyşa dedim ya, belki aklınıza bir milyon tane fantastik seks hikayesi gelmiştir. Ya da bilmem kaç milyon dolara satın alabileceğiniz sıradan bir hizmetçinin eski çağ versiyonu! Aklınıza gelen ilk soruyla başlayalım. Geyşalar erkeklerin tüm isteklerini yerine getirmek üzere eğitilmiş kadınlar mıdır? Tabii ki hayır. Peki nedir Geyşalık? Japonca’da Geyşa ...

Devamını Oku »

Çiçekli Bitkilerim | Umut AKALIN

Vakit gelince doğar, küçük bir çocuğun oyun alanında kullandığı misketleri andırırız. Bizler yuvarlanmayı, fırlatılmayı ve kaybolmayı deneyimler, öğreniriz. Bu deneyimler birer mücadeleye örnek olabilir fakat her mücadele ders niteliğinde bir hikaye değildir. Çünkü bazılarımız çok özeldir. Sokaktayım, dileniyorum… Mücadelem nerededir? Düşünceler yokmuş gibi yaşanılabilir mi? Mide boşluğundaki açlığı yalnızlıkla doyuruyorum. Hayallerimi ve isteklerimi unutmaya çalışıyorum. Dilendiğim sokaktan onlarca insan geçiyor. ...

Devamını Oku »

Kahkahasını Gizleyen Kadınlar Manifestosu | Zeynep AVAN

Eminönü’ne gittim bugün öğlen saatlerinde. Her sokağında, her taşında, kaldırımında ayrı mücadele izleri taşıyan bir yer Eminönü. Meydanda simit satan amcalar, balık ekmek ve turşu satan ağabeyler, ıslak mendil satmaya çalışan küçük çocuklar , gideceği yere yetişmeye çalışan insanlar ve denizin karşısında durup düşünenler. Herkesin ayrı bir mücadelesi var şu hayatta. Bugün Eminönü’ne şöyle alıcı gözüyle bakınca ve bu insanları ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up