Anasayfa » Etiket Arşivi: yazı

Etiket Arşivi: yazı

Giderler | Eren KURAL

Giderler - Eren Kural Şiir Görseli

Giderler Beynimin caddelerinde başıboş kalır sokaklar Aklımın ücra köşelerinde yeşeren umutları bırakıp Koşar adım uzaklaşır bu şehirden Kalanlar ki Karanlık gecenin ardından bakarlar Giderler Gök masmavidir Sokaklar zifiri Boşluğa bırakmışsındır ansızın her şeyi Bir gelmişsindir bin gitmişsindir kendinden Gözlerin hep arar gideni Gözlerin Ufukta sahipsiz bir imge şimdi Giderler Kadıköy sakindir henüz Sessiz bir güne uyanmışsındır Kâğıt kalem masanın üstünde ...

Devamını Oku »

Yokuş Çocukları | Taner ARSLAN

Yokuş Çocukları Yazı Görseli

Yokuş Çocukları Arkadaşlarım’a… yırtarak geçiyor kalbimizden hayatı da törpüleyen zaman şuramızda bir şey var acıya benzer umuda benzer böyle günlerde her şey hem acıya hem umuda benzer (Arkadaş Z. Özger) Akşamüzeri hafif rüzgâr esiyor. Güneş, batmak üzereyken küçük şehrin çatılarına ince kızıllığını bırakmış. Okuyorum, aynı sayfayı defalarca kez okuduğum fakat hiçbir şey anlamadığım kitap, önümdeki dağınık masanın başında. Pencere açık, ...

Devamını Oku »

-Nerelisin? +Dünyalıyım! | Dilara ŞİMŞEK

-Nerelisin? +Dünyalıyım yazı görseli.

-Nerelisin? +Dünyalıyım! İki sene önce Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nde staj yaparken, tercümanlık yapan ve başka bir ülkeden gelen arkadaşa nereli olduğunu sordum. Amacım sohbet etmek idi, hiçbir kötü niyetim yoktu. Ancak hiç beklemediğim buruk bir gülümsemeyle hiç beklemediğim bir cevap verdi: -Dünyalıyım. Yüzünde garip bir ifade vardı. Bu gülüş “Neden herkes bana nereli olduğumu soruyor, neden ön yargı ve ...

Devamını Oku »

Last Tango In Paris: Başlangıç ve Bitişlerin Kesişim Kümesi | Duygu BİLGİN

Last Tango In Paris - Fotoğraf

Last Tango In Paris Film İncelemesi (Yazının içeriği filmle ilgili spoiler içermektedir.) Film bize şehrin gürültüsü, tren sesi ve bu seslerin arasında dünyaya haykıran bir adam görüntüsüyle merhaba diyor. Ardından bir kadın silueti görüyoruz. Adam ve kadın birbirlerinden habersiz bir şekilde kendi hayatları, düşünceleri, koşturmacaları arasında birbirlerini teğet geçerek kendi yönlerine doğru gidiyor. Nereden geldiklerini bilmiyoruz, nereye gittiklerini de anlayamıyoruz. ...

Devamını Oku »

AMENNA | Serhat TÜNER

Amenna - Serhat Tüner

AMENNA bir rüya kopar atiden gelmiş geçmiş her zerre ayağa kalksın kafesinde debelensin can kafeste durmazsa, amenna bir ayet oku ölü ruhlar uyansın bir tohum atmış olursun ruhlara filizlenirse aşk, amenna derin bir deniz gibi sakin bir tebessümle yaklaş âdemoğluna anlat ve geri çekil, gerisi o’na anlarsa, amenna patlamaya hazır bir volkan gibi öfkeli bir sinirle yaklaş cellada silsin elindeki ...

Devamını Oku »

Bu Nasıl Bir Özgürlük? | Onur Ömer DARA

Bu Nasıl Bir Özgürlük? - Yazı Görseli

Bu Nasıl Bir Özgürlük? “Mutluluğun sırrı özgürlüktür. Özgürlüğün sırrı cesarettir.” Tukidides Hiç kapitalizm ve özgürlük arasında bir ilişki olabileceğini düşündünüz mü? Elbette ki düşünmüşsünüzdür. Kuşkusuz kapitalizm günümüzde hâlen varlığını güçlü bir şekilde sürdüren bir sistemdir. Kendisiyle birlikte yaratmış olduğu ve sürekli olarak yeniden üretim ile çağın dinamiklerine ayak uydurduğunu hepimiz biliyoruz. Bunu her ne kadar ekonomik bir zeminde kullanıyor gibi ...

Devamını Oku »

Karanlığa Teslim | Kerem DOĞAN

Kerem Doğan - Karanlığa Teslim Yazı Görseli

Karanlığa Teslim Elleri hâlâ ellerimdeydi. Yanımızdan geçenlere aldırmadan duruyorduk. Bir an gözlerimiz birbirine değdi, Gözler yalan söylemez derler. Gözleri de son derece ciddiydi. Bir şey saklıyor gibiydiler. Bana eskisi gibi bakmıyordu. Her zamankinden daha ıslaktı gözleri. Bıraksa, gözyaşları damlayacaktı dudaklarına kadar, Ama yapmadı, bir anda dudakları ve elleri Titremeye başladı, kırmızı dalgalar yayıldı dudaklarında. Durduramadı, ısırdı dudaklarını. Sonra elleri huzursuzlandı. ...

Devamını Oku »

Harapsın Ey Ruhum | Serhat TÜNER

Serhat Tüner - Harapsın Ey Ruhum Şiir Görseli

Harapsın Ey Ruhum kımıldama yerinden ayaklarım zaman akıyor saç tellerimden ürpermiyor musun ey gözlerim müstesna bu yüce nizamdan harapsın ey ruhum, uyan şakaklarımda uyuyan bir cin alnımdan emir bekliyor gibi tedricen çözülüyor ömrüm ankebût ağını örüyor gibi harapsın ey ruhum, uyan bir şey doğuyor içime ansızın çağırıyor bir ses beni uzaktan dalıyor gözlerim cefakâr bir uykuya telaşla sayıklıyorum durmadan harapsın ...

Devamını Oku »

Giden: Muhacir | Cevdet POLAT

Giden: Muhacir - Cevdet Polat öykü görseli.

Giden: Muhacir “Hikayelerin en güzel yüreği Hamdi ÜLKER kardeşimin anısına…” Elindeki son bohçayı da kağnının üzerine koydu. Birkaç elbise, bir iki kap kacak ve yol boyunca yetip yetmeyeceği belli olmayan biraz yiyecekti bütün yükleri. Hasan, öküzleri koşmak için kağnının koşum baş tarafını havaya kaldırıp altına değnek yerleştirdi. Az ilerde, yerde yatan öküzleri masta ile dürtüp kaldırdı. Öküzler görevlerini ezberlemiş gibi ...

Devamını Oku »

MİTOMANİ | Ali GÜLTEPE

Şiir: Mitomani

Yeşil başak tanesi kokusu burnumun ucunda. Derinden sarsılıyor içim. Çocukluğum misali, Kâh buhran kâh ferah. Gözlerime ilişiyor ellerin, Islak ve kanlı; Bir kadının ıstırabı gibi, Kasıklarından yediğim okkalı sözler gibi… Sığmıyor, sığmıyor… İçimdekiler birer birer taşıyor; Ne denizler ne de okyanuslar alıyor. Mitomani hastalığından oluşan sözlerinden sınıfta kalıyorum işte. Zayıfım başlı başına, Yalnız başına değeri olmayan sıfır gibi. Sıfırdan kaftanlar ...

Devamını Oku »

Kültür ve Kültürel Emperyalizm: Özgürlük | Mustafa SÜZEN

Milyonlarca insanı savaşlara sürükleyecek kadar özgür olan bir sınıfa karşı intihar etme özgürlüğüne sahip milyonlar! Bütün toplumsal hareketlerin özgürlük şiarıyla harekete geçtiğini biliriz ancak özgürlük kavramı, yönetici sınıftan devlet otoritelerine kadar her kesimde üzerine basılarak belirtilen bir kavramdır. Che Guevara’nın “Özgürlüğün en büyük düşmanı halinden memnun kölelerdir.” sözünü ele aldığımız zaman otoritelerin neden özellikle özgürlük kavramı üzerinde durduğunu anlayabiliriz. Halinden ...

Devamını Oku »

Bir Karganın Ölümü | Mehmet Ali ÇEVİK

Takvimler aralık şarkılarını çalmaya başladı. Ak dumanlar üstünde. Ölü bir adam yatıyor. Kar, ayaz, don… Sağ bileğinde zaman durmuş, ya dokuz ya on. Kimsecikler yok soğuk et parçasının yanında, Sessiz rüzgarlarla fısıldıyor ayazın türküsü. Aralık, ayların en kötüsü. Bir sokak lambasının altında, Süzülüyor kar taneleri gökten. Bir karga geldi naaşın yanına, Bakışları değdi adamın alnına. Ezgin sözlerle konuşmaya başladı: “Ben ...

Devamını Oku »

Kendi Çizdiğimiz Sınırları Aşmak: Ma nuit chez Maud | Sena SALTAN

Ma nuit chez Maud, Éric Rohmer’in altı ahlak hikayesinden biri. Benim de La Collectionneuse’den sonra en sevdiğim ahlak hikayesi. Fransa’da Michelin için çalışan bir mühendis olan Jean’ın zıtlıklarla dolu hayatından bir kesit görüyoruz. Katolik olan Jean, bir süre yurt dışındayken şimdi taşrada yaşamaktadır. Artık 34 yaşındadır, Katolik ve sarışın bir kadınla evlenmek, durulmak ister. Filmin ilk sahnelerinde kilisede Jean’ın evlenmek ...

Devamını Oku »

YARIN | Cevdet POLAT

Elbet bu günler bitecek Elbet ellerimize doğacak güneş Elimiz kolumuz bahar olacak Gül kurumayacak Çiçek solmayacak Ve umarsız güneşin ardından Günebakanlar dimdik duracak Bu devran dönecek elbet İlkbahar gelecek yüreklerimize Kırağı üşütmeyecek kayısı çiçeğini Akşam erken inmeyecek köylerimize Ve çocuklar Daha sıkı sokulacaklar Taşlı tozlu sokağın kucağına Elbet sarılacağız yeniden Yeniden kucaklayacağız bekleneni Sönecek bütün kuytuların çoban ateşi Gözü yolda ...

Devamını Oku »

Açlıklarımız ve Saplantılarımız Üzerine: Hungry Hearts | Duygu KAYA

Saverio Costanzo’nun son filmi olan “Hungry Hearts”, Türkçe’ye “Aç Kalpler” olarak çevriliyor, filmin adı izlemeye başlamadan önce bizde birçok düşünce uyandırıyor. Açlığın ne olduğu, açlık denilince neden yemekle bağ kurduğumuz ve bir kalbin nasıl aç olabileceği, en önemlisi de içinde bulunduğumuz parçalanmış ve yıkılmaya yüz tutmuş bu evrende açlığımızı ya da açlıklarımızı nasıl doyuracağımız. Film Jude ile Mina’nın bir Çin ...

Devamını Oku »

MEKTUP YA DA… | Jıyan BARAN

Sevgilim, sana bu mektubu üçüncü ve son kez geldiğim Van’dan yazıyorum. Bir yasın ve ihanetin ardından terk ettiğim şehrine, bu defa şen olmak için geliyorum. Nikah şahidi ya da mutlu olacak iki kişinin mutluluğunu onlarla taşımaya geliyorum. Derimin içinden ve üzerinden sıyrılan eşiklerden topallayarak geldim. Hâlâ yürüyor ve hâlâ kokuna benzeyen şehrinde seni arıyorum. Şunu bilmeni isterim ki yaşamım; beni ...

Devamını Oku »

Ardıl Görüntü: Tarih Enkazı Altında Bir Ressamın Hikayesi | Ayten KESER

“Sanatta ve aşkta sadece sahip olduklarınızı verebilirsiniz.” Wladyslaw Strzeminski Kuş cıvıltıları, açık ve temiz hava, yeşil bir çayır ve şövaleleri başında resim yapan öğrenciler. Filmin ilk sahnesindeki manzaranın kendisi de tıpkı bir tablo gibi. Varşovalı yeni öğrenci Hanna, elinde bir buket çiçekle ve çiçeği burnunda hevesi ve heyecanıyla Profesör Strzeminski’yi sorar ve tepede gördüğümüz Strzeminski, Hanna’nın şaşkın bakışları altında, değnekleriyle ...

Devamını Oku »

Zaman ve Sen | Kerem DOĞAN

Seni gördüğüm zaman, Cümlelerim kendiliğinden tamamlanır. Zihnimde, kalbimde, İçimde ve her yerimde, Adını bilmediğim, Kokusunu hissedemediğim Bir ‘aşkın kızıltısı’ yankılanır. Şimdi, Hangi sokak sana çıkar? Yolunu bilmediğim Ve sonuna kadar çekindiğim. Bakışları ile Ay’ı kıskandıran kadın, Sana hangi dize layıktır? Şimdi sana hangi şarkı yazılır? Elleri gökkuşağı kokan kadın, Senin dokunduğun her yer yanar. Alevler içinde kalmış, Affedilmeyi bekleyen bir ...

Devamını Oku »

Tetikte Yaşamaya Dair Güçlü Bir Anlatı: In Danger and Deep Distress, The Middleway Spells Certain Death | Meltem ÖZKAN

In Danger and Deep Distress, the Middleway Spells Certain Death, MUBI Türkiye’nin bu sene hazırladığı 20 filmlik Locarno Film Festivali seçkisinde yer alıyor. Yönetmenliğini Edgar Reitz ve Yeni Alman Sineması’nın öncü isimlerinden Alexander Kluge’nin yaptığı film, dönemin Batı Almanya’sına -ve spesifik olarak Frankfurt’a- dair mekansal bir analiz sunarken iki farklı kadının bu şehirdeki yaşamlarına odaklanıyor: farklı erkeklerle ilişkilenmelerini hırsızlıkla sonlandıran ...

Devamını Oku »

Nefes | Zeynep YAZICI

Uzun zamandır yazıyorum, siliyorum, zihnimde kelimeleri toparlıyor, dağıtıyorum. İçimde dışımda dolandırıyorum. Boşluğa bırakıyorum, masanın üstüne diziyorum. Sürekli bir devinim halindeyiz yani. Birlikte nicedir ilginç serüvenlerin içinden geçerken ansızın bir kelime beliriveriyor içimde, ardından büyüyor, büyüyor, iyice yer ediyor, ta ki böyle birbiri ardına akıncaya değin. Bu sihirli kelime “pencere”. Hazırsanız çıkıyoruz bu tılsımlı ve meşakkatli yolculuğa. İki yıl evvel Farsça ...

Devamını Oku »

İnsan Değerlidir: MARMOULAK | Derya KURTULUŞ

“İnsan değerlidir, insan olduğu için.” İnanç birçok farklı şekilde yaşanabilir. Bir fikri, düşünceyi savunmak onu sahiplenmek de inançtır. Ancak inanç deyince aklımıza genelde dini anlamda inanmak gelir. Sizinle hakkında düşüncelerimi paylaşmak istediğim bu filmde temelde dini inanç üzerinden bir anlatım söz konusu olsa da iyiliği ve doğruluğu bulma yolunda bir inancı bize anlatmaktadır. Karşınızda Kamal Tabrizi’nin Marmoulak filminin kendimce yorumu. ...

Devamını Oku »

KİMSİN? | Tunahan ÇETİN

Ben bir lezbiyenim! Hem sever hem de gizlerim, yoktur benim yerim. Derinde değilim, karanlık bir örtüdedir bedenim. Aradığım dostluk, gördüğüm pusluk… Hayallerim koca bir boşluk. Gözlerim mavi, bedenim aydır; hem ben çirkinim, yoktur güzelliğim. Çünkü ben bir lezbiyenim! Ben bir geyim! Gözlerim kalem, çoraplarım gökkuşağı, ben rengarengim. Hep bir arcade, ne dost kaldı ne sırdaş, budur yaradılışım. Ben senim, sen ...

Devamını Oku »

Titanik: Sonu Gelmeyen Bir Aşk, Sonu Gelen Bir Dünya | Sanem TEKKAYA

James Cameron yönetmenliğinde, 19 Aralık 1997’de, izleyicileri belki ağlatacak belki de sosyal yaşamdaki belirli farklılıkların farkına varmalarını sağlayacak, olağanüstü epik-romantik film Titanik, seyircileriyle kavuştu. Filmin evrenselliğine öylesine inanıyorum ki bu filmde herkesin kendinden ve günlük yaşamından bulabileceği parçalar var. Titanik’teki hazine avı “Okyanusun Kalbi” başlıklı bir elmas kolye için başlar. Daha sonrasında, araştırmacılar Caledon’un kasasında bu elmas kolye yerine Rose’un ...

Devamını Oku »

Basit Sevmek Öyküsü | Melike UZANIR

Duygu birikimlerim kimi zaman –belki de her zaman- beni himayesi altına almaya çalışıp başarılı olmaya devam ederken, günün birinde benliğimin önüne koyduğum kapım çaldı. Umutsuz, bitkin, korkmuş ve her şeyden uzaklaşmış halim bir kenara çekilmeye karar verdi ve nedense ilk defa içimden engel olmak gelmedi. Sanki uzun zamandır bu anı bekliyormuşum da haberim yokmuşçasına kalktım ve o biçimsiz kapıya doğruldum. ...

Devamını Oku »

Musa’nın Asası | Rumeysa AYDINER

Gece örtüyor üzerimi Ipıssız koyuluklar sarıyor bedeni Sensizlik kaplı yollarıma konmuş Islak meşaleler ışımamaya yüz tutuyor Koyu kestane ağaçları Bursa’da Adımlarıma eşlik ediyor Bir minare yükseliyor çarşıya doğru Tren biletleri yanmış Mutluluğun arkasından mendil sallıyoruz Ve ay tamamlıyor son parçayı Yeryüzünde parelenmiş insan suretleri Gömülüyor birer birer nefessiz anılara Uzaklar gittikçe uzuyor Ölüm bir arka kapıda Çaresizlik şimdi her hasta ...

Devamını Oku »

Kültür ve Kültürel Emperyalizm | Mustafa SÜZEN

Kültür, genel anlamda düşünüldüğünde bir toplumun yaşayış biçiminden düşünce yapısına kadar uzanan olgular bütününe denir. Toplumu toplum yapan yani bir arada tutan ve gelecekte var olma teminatı veren tek olgu kültürdür. Geçmiş dönemlere baktığımız zaman bir ulusun yok edilmesi asimilasyon, soykırım ve benzeri insanlık dışı uygulamalar ile gerçekleştirilirken; günümüze baktığımızda geri bırakılmış bölgelerde bu kavramlar halen geçerliliğini koruyor olsa da ...

Devamını Oku »

Aşk Kadını | Çiğdem Sude

Aşk ve kadın… Birbirine çok yakışan iki güzel kelime. Sürekli yolları kesişir. Sanki onları birbirine çeken görünmez bir ip vardır. İkisi de bu dünya için çok önemlidir. Kadın hayattır. Her şey onda başlar. Aşk ise hayata bağlar. İnsan âşık oldukça hayata daha güzel bakar. Bir de aşk kadınları vardır. Onlar için söylenecek çok şey vardır. Aşk histir, hissetmektir. Aşk kadınına ...

Devamını Oku »

meyus | Huri ATEŞ

Yıkık, virane, köhne bir yer. Zifiri karanlıkta ufak bir ışık vuruyor uzaktan, Yaklaştıkça sönmeye yüz tuttuğunu fark ediyorum. Uzaklaşsam yok oluşa gömüleceğim. Yakından baktığımda çaresizlik aslında, İkilemde kalıyorum. Kulağımda uğultular, Elimde umutlarım, Aklımda geçmişin ağırlığı… Zihnimi kontrol etmeye çabalıyorum. Kelimeler oturmuyor yerine, sesler iğreti duruyor cümlelerimde. Boğazım düğümlü, şimdi derman olmayan ayaklarım Koşar adımlarla uzaklaşıyor viraneden. Ben yerimde çakılı kalıyorum. ...

Devamını Oku »

SERZENİŞ | Bengisu ÖZKES

Doo Kapı aralığında kedim göründü. Belli ki bozduğum sessizlikten kendisine pay çıkaracak. Sessizliği bir anlık bozuyorum çünkü yüreğim dinmiyor. Yürek dinmiyor, sevmek eylemi tükendi. Tükettim daha nicelerini. Re Duygular bize geldiklerinde hiç de saf değillerdi, Bizler; yitip bitmelerine imkân tanıdık. Bizatihi hücrelerimiz besledi onları. Ekledik, çıkardık, harmanladık uzun yıllar. Hiçbir mevsimi zamanında yaşamadık. Miii Eyy, nice renk ve melodiye misafir ...

Devamını Oku »

Bir Başıma | Nurdan ÖZYOLCU

Güneş’in en tepede olduğu saatlerde uyanıyorum en derin enkazlarımın birinden… Hâliyle terli, Yapış yapış bir haldeyim. Başımda bir ağrı, Hiç sormayın o anı. Saçlarım yüzüme yapışmış, Her bir teli ayrı karışmış. Sanki kafamın içinde bir orkestra, Verilecek konserleri var galiba. Düşünüyorum da ne oldu bana? Ah evet, birkaç buhranım var bu ara. Şöyle bir bakıyorum yaşantıma, Nerede yapmıştım ben hata? ...

Devamını Oku »

Bir Halk Yaratmak | Ertan ERAT

Büyük kayalar düşürmelisin. Küçük bir taş Oynatamaz yerinden geleceği. Çekiç darbelerinden harflerle, Alnındaki terin kokusunda, “Yeter!” demelisin Etrafını örümcek ağı gibi kaplayan çaresizliğe. Bir fısıltıyla kulağına söylemelisin ağacın, Yalnızlığında ormanın sesini büyüttüğünü. Ellerinin nasırına utancını saklayan bir çocuğun İçinden geçen sonsuzluktan, geriye kalanlara bak! Paslı sesinde bir şarkının, söylediklerini anlatıyor. Yas zamanı değil, Zalimin okları bir bebeğin kalbinde ömür biçerken ...

Devamını Oku »

Dedeme Mektup | Huri ATEŞ

Dedeciğim, Kokunu hatırlayamadığım, sesini işitemediğim, bir daha yüzüne dokunamayacağım biricik dedem. Gözümün önünden gitmiyorsun. Heybetli duruşun, kar beyaz gömleğin, siyah şalvarın, fötr şapkan, tespihin ve tabii ki hala sakladığım cep saatin… O heybetinin altındaki naifliğini, yufka yüreğini sevdim ben dedem. Adalet duygunu, evlatlarına tutumunu her zorluktan kaya gibi sağlam çıkışını sevdim. Gözümde hep kahramandın ki öyle de kalacaksın. Herkesin senden ...

Devamını Oku »

İbrenin Altı Buçuğu | Fırat ÇİÇEK

Ayak sarsıntısında yok olmak isterdim. Topuk kaygılarım Ve olgun çatlakları! Ezim ezim ezilirken üstümdeki bir yığın etim; Ağırlaşıyor, Çürüyen bir yaprak gibi dizlerim. Kırık omzumu kirleten; tenin sarsak çırpınışları, Dudak sesleri, ebabil kuşları ve kavak ağacı… Tam o vaktin karaltısında, Bir begonya çiçeğinin düşüne düşer yüzün. Ki ibreler hep eskiyi vurduğunda, Çığlığımdan arta kalandır bu sesler. Yüzümü yeryüzüne karşı perdeleyen ...

Devamını Oku »

Kayıp Çocuk | Barış YILMAZ

Gündüzün evlatlık çocuğuymuşum, Terk etmiş beni Ay. Feryatlarım kovalasın her birinizi, Küllerim sarsın yeryüzünün her zerresini. Derim kalbime dek yüzülsün, Kaldırımlara aksın renklerim. Denizlerin en derininden başlasın ağlamaya yunuslar, Ta ki yerini okyanuslara bırakana kadar. Sonbahar ilkbaharın yolunu gözlemeyi bıraksın, Gelmeyeceğim. Dicle, Fırat’ın boynundan çeksin ellerini, Tutmayacağım. Dağ taş üstüme dökülsün, yeşermeyi öğrendim. Sahranın kucağına atsınlar beni, kahve renginde yağmurlarım ...

Devamını Oku »

Şehrin Işıkları | Servet SES

Yıldızlar sönsün bugün, ay daha az parlasın, Ilık bir rüzgâr essin, getirsin güzel kokuları. Kimse uyumasın gecenin bir vakti. Açın, yansın şehrin ışıkları! Derdi olan kalem dökmesin içini kâğıda, Kapatmasın umuda dair kapıları. Aydınlığa hasret hayatlar için, Açın, açın da yansın şehrin ışıkları! Vurmasın gecenin hüznü aşıkların üstüne. Radyolar çalmasın ayrılığa ait şarkıları. Bir fısıltı ile söylensin ninemin masalları, Açılın, ...

Devamını Oku »

Kompleksite Bir Aşk Manifestosu | Sipan GÜLER

Savaşlardan sana sığınırım! Damarlarımı bir bir koparıp atıyorlar sunaklara. Saklambaç oynuyor köşe başlarında kuşlar. Kendimi döksem buraya, Bulacaklar beni! Sayacaklar her bir dizimi. Biliyorsun, Trenlerde sigara içilmez. En büyük tesellim bu oluyor. Çünkü rayları taşıyorsun sırtında. Birkaç sosyalist bunalımın eşiğindesin. Şeftalinin tüyleri kadar konuşulmadan üstelik. Ciğerlerimden kaçıyorum ben. Ne zaman sorsan çiçekli hikâyeler anlatıyorlar. Nefes alacak olsam, herkesler koşuyor dışarıya. ...

Devamını Oku »

Paslı Mıh: JESUS | Hacer AKTAŞ

 Prof. Dr. Nurettin Başyiğit’e ithafen… Bir istiridyenin içine Babasız doğdu Jesus. Her şeyi oldu bir kadın Ve her şeyi oldu bir kadının. Masumiyeti; Karnında kadının, anlamı hayatın. Susma orucu, sabrı, bekleyişi… Bir perdenin ardındaki yalnızlığı, Kelimeleri, sabırsızlığı, Dilsizliği Meryem’in… Doğdu. Daha bebek… Dili oldu Meryem’in. Sevgiyi anlattı insanlığa ve barışı. Sofra açtı evsizlere. Suyu oldu çölün ve susuzluğu… Şifası oldu ...

Devamını Oku »

otuz üç yaş | Seda BAŞTAŞ

tavafı yarım kalmış bir ibadetin taşlamasında öldüm ve bir ölünün kalem tutabileceğini ispatladım gece yarısını beş geçeydi zaman karanlığı örttüler üstüme kefen niyetine pek tabii ağlamadı kimse cenazemde gözyaşlarını sevmediğimi onlar da bilirdi onlar da bilirdi bir beyazda ölüp bir siyahta dirildiğimi ellerimi götürecekti cellatlar, zor direndim direncimin yazmak gibi bir naifliği var kırılınca kalemim pıhtılaşıyor sözcüklerimin damarlarında sözcüklerimi asacaklardı, ...

Devamını Oku »

Babasının Süsü | Mahsum ORTAÇ

Çok oldu oturalı burada Yanı başımda dumanı tüten kül tabağım Ve boş iskemlede sohbetlerim Kalemi kusarcasına yazmalarım Çok oldu üşüyeli burada Perçeminin altında söğüdün Ve balkonunda zihnimin Ciğerlerimi sökercesine bağırışlarım Hiçbir söğüt düşüremedi gölgesini alnına Hiçbir baba sevmedi süsünü Ve alnını süpüren perçemini Artık çok oldu seni düşünmelerim Söğüt misali perçemin kirpiklerine değse Konar mı geceyi aralayan güne kirpiklerinin aydınlığı ...

Devamını Oku »

Geçmişe ve Kendine Yolculuğun Mümkünlüğü Üzerine Bir Roman: Ölmeye Yatmak | Neslihan DEMİRHAN

“Kımıldamadan yatıyorum. Hücrelerimin direnmekten cayıp ölüme geçmesini bekliyorum.” Ölmeye Yatmak, Adalet Ağaoğlu tarafından 1973 yılında yazılmış roman türünde bir eserdir. Dar Zamanlar üçlemesinin ilk kitabı olan Ölmeye Yatmak’ı, 1979 yılında yayınlanan Bir Düğün Gecesi ve 1991 yılında yayınlanan Hayır romanları takip etmiştir. Ölmeye Yatmak, kendisini ve hayatını sorgulayan Profesör Aysel’in ölmek için bir otel odasına yatmaya gitmesiyle başlar. Otel odasında ...

Devamını Oku »

Yüzleşme | Melihat ÖZDOĞAN AĞGÜL

Yıllardan beri yapmak isteyip de yapamadığım bir şey vardı. Mayıs ayında Ankara’ya eğitim amaçlı üç günlük seyahate gittiğimde. İşte bunu yapmanın tam zamanı. İzmir’den Ankara’ya rötarlı uçtuk, bu engel olamaz dedim, eşyalarımı otel odasına fırlattığım gibi otogara koştum. Akşam olmak üzere, Konya Kulu’ya otobüsler iki saat sonra kalkacak ve bunun için çok geçti. Yine de yılmadan araştırmaya devam ettim. Eski ...

Devamını Oku »

Adile | Salih GÖZEK

üzgün bir duruşun vardı Adile balkonundan bakarken ben yazdığım şiirleri düşünürdüm ağlar mıydın yüzüne bakmadan geçip giderken yıllar sonra aklıma düştün de nasıl kopmuştum o şehirden sen geçişlerimi gözlerken sana tutunamazdım içimdeki başka evrenler özlemi varken aşka hiç çalışmazdı aklım esmerdin göğe bakardın / bir de gidişlerime benim aklımda başka şehirler sana ümit de veremezdim / yazık ki… başka sokak ...

Devamını Oku »

Bilesin | Ali GÜLTEPE

Şimdi karış karış ellerimle ölçüyorum Odanın her bir yanını. Yalnızlığın son sefasındayım sanırım, Hatta delirmenin son sayfası. Dört duvar yerli yerinde bir mahzen, Işığın kustuğu yarım yamalak gölgede Her şey ezberimdeki gibi. Değişmeyen tek şey; Ayyaş seslerden oluşan bir dize. Dizeleri tek tek akıtıyorum içime. Sonra boş kadehi gözyaşlarımla dolduruyorum. Yalnızlığıma içiyorum bu gece, Bedenimin her yanını dört bucak saran ...

Devamını Oku »

Yas Bandı | Fırat ÇİÇEK

Artık eskiciler de gezmiyor. Henüz baharında tükettik, Tüketeceğimiz ne varsa. Tüm yaprakları takıp peşine öylece; Sessiz ve renksiz. İnancını yitirmiş ciğerlerimle, Öksürsem öleceğim sanki. Ansızın cehennem Kendi yolunu bununla döşüyor. Yırtılan beyin kaslarımla, Sağ gözüme sıcak bir ağrı düşüyor. Boş bir sandalyede bekleyen bir ceketin Sesi değmedikçe sesine, Bu koca bir yalnızlık değil midir? Yüreğim kulağımda Ve bir umut arıyorum ...

Devamını Oku »

Gözüme At Kaçtı | Rênas ROZ

Şiir okuyamıyorum artık, Kestim dilimi. Gözlerime de atlar kaçtı, Dört nala hem de. Kum tanelerinden küçük atlardı bunlar. Gözlerimde atlar koşturuyor. Ben hiç ata binmedim. Yüreğimde de atlar var Soluksuz koşan… Ama çatlıyorlar, Çatlıyorlar ve yığılıyorlar yere. Yüreğimdeki ölü atlara Akbabalar üşüşüyor. Ne işi var bu akbabaların? Yoksa atlar kaçarken gözüme, Akbabalar da mı kaçtı aynı vakitte? Oysa ben hiç ...

Devamını Oku »

Dijimin/Düşman | Sipan GÜLER

Tu, dijimina herî bêtirîya mini delal! Digel tu dizanî bû; tiştek ez hez dikim ji min dikûje Lê dîsa jî li xwe pê dan hez kirin. Tu têket êrda xwina min, wek beyanîya xerib hişk kir çanda zimanê min. Wek vîrûsek cangir, Wek mirina giranî! Tu, dijimina herî bêtirîya mini delal! Tu têket dîzîya çep, li nav singê min, Wek ...

Devamını Oku »

Aklın Coğrafi Serüveni | Kâmuran TÜRKAN

İnsan IQ’sunun farklı coğrafyalarda değişkenlik göstermesinin sebepleri neler olabilir? Çağımız, insanları gerçekten de bir kapana mı alıyor, yoksa insan zekâsına istediği şekli verip bir kişilik oluşturma yolunda önlerine inorganik engeller mi koyuyor? Sanırım birçoğumuzun aklına takılan sorular bunlar. İnsan IQ’sunun 1970’lerden günümüze gittikçe azaldığını söyleyen araştırmalar var. Bu konuyu sahiden düşünmeye başladım, hemen hemen her gün ağzımızdan düşmeyen “insanlığın durmadan ...

Devamını Oku »

Düş Kapanı | Mehmet İlker PİLAVCI

Düşümde gördüm seni Beyaz bir güvercin süzülürken Yağmurlu bir akşam ortasında Açıyor iki yana kanadını Belki sevdaya Belki uzaklara Açılırken gözlerim uyku mahmurluğuyla Rüzgâr ıslık çalıyor uyanışıma Yağmur tıklatıyor penceremin camını Ayın ışığı silerken odamın duvarlarını Ve sen Kaplarken yüreğimi korkuyla Düşümde gördüm seni Gerçekten tersi mi çıkar Düşünde gördüğünün Solmuş çiçeklerin arasından Bir papatya büyüse balkonumda Söyler mi bana ...

Devamını Oku »

SAKLI | Esra TOKGÖZ

Kasıp kavuran saydamlık için mi Bu kendini hiçleştirmeler, Işığın usulca uzaklaşması geceden, Kayboluşların çığlıklı akıbeti? Neyi, kimi arıyorsun dünyanın karmaşasında? Bulduğunu sandığın inandıklarınsa, İnandıkların buluşur mu sonsuzlukla? Uzansan kelimelere, Varabilir misin en derine? Kimsin sen yabancı, Duvarların ötesinde? Saklanıp seyre daldığın köşelerinde Ötelenmiş hisler, Sahiplenilmemiş sevgilerin ücrasında Karışır yitip giden seslere. Toy bakan buğdayların sessizliğinde Derinliğin unutulmuşluğu, Bir küçük kuş ...

Devamını Oku »

Karahindiba | Barış YILMAZ

Doğumumda başladı sancılarım, Ta en derinden çözüldü dizlerim, ayrıldım cennetten. Elmayı dahi tanımıyorum, kovuldum renklerin en gözdesinden, beyazdan. Ciğerlerimi yakan, bedenime ateş açmaya başlayan dünya; Sömürülmeye değer bedenim… Alıştığım tek bir koku vardı, nefes diye ak süt Alındı kara gecelerde, boğazımdan. Çözülen dizlerim ayaklanmaya ant içti, Taş duvarlara tırmandı, düştü. Ana demek isterken feryat çıktı dilimden, “Konuşmayı sevmiyorum” hikayemin başlangıcı. ...

Devamını Oku »

Denizin Çağrısı: Aganta Burina Burinata! | Neslihan DEMİRHAN

“Ben söylerim, sen dinlersin Birden filizlenir düşünceler Silinir dünya, açılır kapılar sonsuzluğa Aganta Burina Burinata”* Yaşar Kemal’in “Bizden Nobel’e aday düşününce aklıma ilk o geliyor.” dediği, Nazım Hikmet’in “Cevat Şakir hepimizden büyük şair.” diyerek bahsettiği Halikarnas Balıkçısı’nın 1946 yılında yazmış olduğu ilk romandan bahsedeceğim bu yazıda. Aganta Burina Burinata, gemi derin sulara yelken açmadan hemen önce verilen son komut. Bir ...

Devamını Oku »

ÇİLE | Seda BAŞTAŞ

geçmişimin söküklerinden bir çile yapıp hayata verdim, ömrümü yeniden örsün diye kaç çile ederdi bir ters bir düz hatıralarım bunu hiç hesaplayamadım bir kaçışın ardından gelin bohçamda öksüz kalan porselen tabak gibiydim durdukça eskiyordu ruhum kırkbeşlik plaktan Zeki Müren dinlerken modası geçmeyen sevgiler düşledim “ah bu şarkıların gözü kör olsun” diyordu tam o sırada karanlık bir şiir, şaşı bir ezgiyle ...

Devamını Oku »

Yokluğunun Gölgesinde | Yusuf GÜLER

Yokluğunda demlenmeyi öğreniyorum, Acemi gelin çayı gibi, Her seferinde ağır gelerek. Gölgesine sığındığım, Zamanın ardında ilerledikçe Tavşan kanı kesiliyorum. Acemi cesareti sarıyor beni, Sonumun ne olacağını unutuyorum. Kendimi kanıtlamaya kalkışarak bir çilingir sofrasına kuruluyorum. Kötü anıların tebessümü, Güzel anıların özlemine karışıp beyazlaşan rakı ardından yudumlanıyorum. Ama istek ve cesaret anlaşmaz oluyor. Birini hep bir adım önde, Diğerini hep bir adım ...

Devamını Oku »

Saye-i Güzeşte (Geçmişin Gölgesinde) | Fırat ÇİÇEK

Ağır bir ağrı gibi mevsim. Sen ey karanlık! Son yaprağı ölümse papatyanın, Biraz sarısını konuşalım. Sarısını ömrümüzün, Hem de ta orta yerinden. Rengini gökyüzünün griliğine, Denizin kor mavisine yaklaştırıp Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr, Işıksız ruhumu sallar da durur.* Tıpkı yüreğimin zihnime kaptırdığı pembe hisler gibi. Gövdemden halince derimi atan, Döşümü kanatan bir kalbim var. Şimdi ise göğsümde bir güvercin ...

Devamını Oku »

Bambaşka Bir Hikayenin İçindeyiz: Doğu Yücel Röportajı | Sevginur DİKİN

“Ben mutlaka bir şeylerin değişeceğini düşünüyorum. Kapitalizmin dayatması olan ve teknolojik gelişimimize uygun olmayan ‘Her gün işe gelmelisiniz’ anlayışı bile şimdiden yıkıldı, bu bile tek başına yaşam kültürümüzde birçok şeyi değiştirecek. Kültür sanat ve edebiyat penceresinden bakarsak ben daha klasik yapıdaki anlatıların tekrar önem kazanacağını düşünüyorum.” cümleleri yazar Doğu Yücel’e ait.  “Düşler, Kabuslar ve Gelecek Masalları”, “Hayalet Kitap”, “Varolmayanlar”, “Kimdir ...

Devamını Oku »

Bugün ve Yarın: Uyku Hali | Ufuk KADIZ

10 Ekim 2016. İlk yazım. Kafamdan öyle düşünceler geçiyor ki… Söylemek isteyip de yutkunduğum, yazarak rahatlayacağıma inandığım sonsuz kelime küme halinde dönüyor etrafımda. Ne yazarsam mutlu ederim sizi? Ne yazarsam güzel vedalaşırız? Ne yazarsam içiniz rahat, kafanızda soru kalmadan geçip gidersiniz sayfamdan? Bu cümleleri karanlık saatlerde döküyorum, yazmaya en elverişli olanlarından. Gündüzleri gezer, tozar, günlük işlerimizi halleder; geceleri düşünülmeye fırsat ...

Devamını Oku »

Göçebe Mutluluk | Çiğdem SUDE

Emir, gözlerini açınca tavanda asılı duran lambayı gördü. Birkaç dakika ona bakarak ayılmaya çalıştıktan sonra yataktan kalktı. Günlük rutinini yerine getirmek için mutfağa gitti. Mutfakta kendisine bir tost yaptıktan sonra alelacele evden çıktı. Emirle birlikte gitmek zorunda olan biri vardı. Çünkü o emire sadıktı. Ama onu gören yoktu. Yolda tostunu yedi. Arabanın camından şehrin her yerini istila eden o gökdelenleri ...

Devamını Oku »

Caz Müzisyeni Kağan Yıldız’la Çok Özel Röportaj | Aycan SERCAN

“Caz, bizim kültürümüze yabancı bir müzik olmasına rağmen bazı özellikleri ile müziğimize oldukça yakındır.”  Dünyaca ünlü caz festivallerinde sahne almış olan caz müzisyeni Kağan Yıldız ile caza dair merak edilenler üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Merhaba, ilk olarak klasik sorumla başlamak istiyorum. Kağan Yıldız yaşamında nasıl bir yol almış? İlkokuldan sonra konservatuvara girmem yolun başlangıcıydı diyebiliriz ve bu başlangıç, müzik ...

Devamını Oku »

ÇOCUK | Taner ARSLAN

Çocuktun, büyüdün. Hiç büyümedi içindeki çocuk… Herkesi, her şeyi; dağları, taşları, yıldızları sığdırdın içine. Sevmeleri, Özlemleri, hasreti, acıyı sevdin. Bir kendi içine sığmadın, bir ruhuna… Kendine yetemedin çocuk. Hayata sorular sorup cevap bekleyensin hâlâ. Tutuşturmuş geceleri gidensin hâlâ. Özleyensin, Bekleyensin, Koşansın hâlâ… Dağları, dağları sevensin hala! Sen hiç büyüme çocuk! Sen, hayallerini ve dizlerindeki yaralarını sevensin. Sevgiden başka neyin var ...

Devamını Oku »

SEL | Rênas ROZ

“Sen; kötü biten kısa bir öyküsün..” Bütün öyküler ağır… Hatta yalan, yalan kadar ağır… Oysa daha karanlıktaydı, gece gibi… Yeni yeni aydınlığı tanımaya başlamıştı gözleri. Beklediği gün ne zaman gelecek diye sorardı güneşe. Karanlığın içinde, nasıl da konuşabiliyordu sıcak sarı, bu çelişkiye kendisi bile şaşıyordu. Ama güneşte çelişkiyi seviyordu onun gibi işte. Yüzünü bir yere dönmeye korkuyordu hep. Çünkü yüzünü ...

Devamını Oku »

Geç Kalınmışlık Vesvesesi | Bengisu ÖZKES

göğümde kuş uçmaz, uçtuğunda yoktum gönlümdeki garabet gözlerime mani oldu halbuki esti geçti devran boyu, dediler epey de süzüldü sendeki gafil heyecanla gündüzün telaşı, gecenin vurdumduymazlığıyla göğümde kuş uçmuş, sesini bile duymadım düşünceler derya derinlerime duvarlar ördü halbuki kayıtsız bekleyenin vardı, dediler kalabalık seni yuttu, cıvıltıyı sağır duydu malum heves de uykusunda kedere boğuldu göğümde kuş uçarsa tüyü havada salınsın ...

Devamını Oku »

Mnemosyne Affetsin | Derya BOZ

Durup durup konuşuyorum kapı koluyla. Kapı kolu kör, ben dilsiz. Açmazlar… Kilitler bilincini kaybetmiş. Anlayacağın sonsuz bir boşluk, Anlayacağın yersiz yurtsuz, Anlayacağın o ki sevgilim, Cesaret kan yoluyla bulaşmıyordu. Ve biz toplumda bir belirsizliğe baş koymuş deliler olarak fişleneli çok olmuştu. Şimdi bu söylediklerimi unut. Belki uyanınca tanımazsın beni. Bütün o masallarda, hikâyelerde, şiirlerde gözle görülmeyen birileri var. Yazdığın tüm ...

Devamını Oku »

Ağaç Kokusunda Uğultu | Ayşe TÜRK

Bahçeler kurusa da kurutulsa da çimenlikler, Son kuruluktan çiçeklenecek çimenler. Biliyorum mesafelerin uzaması, Çimenliklerin kurumuş haline benzeyecek. Her adımda, her bakışta Görmediğim yüzünün can kaymasına neden olan dokunuşunu kovalıyorum. Görebilecek bir sihir var aramızda. Durmadan düş ile kovalamam bundan. Çünkü son kuruluk her daim özlemin son damlasına benzer. Bitmiştir o kuruluk canı. Düşleri açar, düşler içinde yüzünü kovalarım. Nefes nefese ...

Devamını Oku »

Korona Günlerinde Veba’yı Yeniden Düşünmek | Serap TUNÇ

Veba, bilinmeyen bir zamanda -çünkü anlatılan olay net bir tarih olmamakla beraber 194…’lı yıllarda- Cezayir’de Oran kentinde gerçekleşen bir salgını, vebayı anlatır. Ancak şurası çok önemli bir noktadır: Bu kitap her ne kadar bir şehrin başına gelen ölümcül veba felaketini anlatsa da aslında buradaki önemli konu, insan varoluşunun sınırlarını anlamak ve kabul etmektir. İşte bu bize özellikle ölümle karşı karşıya ...

Devamını Oku »

Uçur Ruhunu Maviye | Barış YILMAZ

Çek ellerini gözlerinden. İnanmak zorundasın artık Başka bir dünya yok. Çık kabuğundan. Alışmayı çoktan geçtin. Sessizleşince uçmaktan vazgeçiyor mu kuşlar? Sönüyor mu yanan ateş? Susuyor mu kafandaki sergüzeşt? Baksana usanmıyor doğmaktan Güneş, Vazgeçmiyor gelmekten Ay, Papatya bile direniyor, tek tek canından verdiği halde yapraklarını. Ocak ayı gözlüyor yolunu aralığın, Aralık ise kasımın, Yoldaş yolunun, Hasret gözlerinin. Gölgen hep elinden tutmuş ...

Devamını Oku »

Reis Bey – Tiyatro Serisi VII | Neslihan DEMİRHAN

Evde kaldığımız şu günlerde herkes vakit geçirmek için pek çok uğraş arayışında. Kitap okumak, mutfakta farklı tarifler denemek, dizi-film izlemek aşağı yukarı herkesin hobisi olma yolunda ilerliyor. Peki bu dönemde evde oturarak tiyatro izleyebilir miyiz? Elbette bir tiyatro salonunda, karanlıkta, koltukların arasından canlı sahneye bakmanın verdiği hissi yaşatmasa da YouTube’a yüklenmiş tiyatro oyunları mevcut. Bunlardan biri T.C. Kültür ve Turizm ...

Devamını Oku »

Kızıl Gece | Fırat ÇİÇEK

Ji bo bîranîna Hêlîn Bolek (Helin Bölek anısına) Aynı daldaydık, gayrı düştük. Hiç ayrı düşmedik Ama beni de unutmasınlar. Aramızda yüzyıllık, köhne bir şehir. İnsan kurtçukları ise kaygısızca gülüyor. Alacakaranlıksa yüz milyon yıldır uzakta şimdi… Sol kasığımdan vurdular. Bırak gülsünler, kendilerine boyun eğemediklerim. Bin kıvılcım düşer önce, Büyür yavaş yavaş. Olmasın hiç, Baş koyup da kendilerine baş verdiklerin. Son istasyonun ...

Devamını Oku »

Göçemem Kuşları | Kerim KARAYEL

göçemem kuşu ihtiyarlar ailemizin ki bu dubasıdır rıhtımda geminin koşarak gelmek için uçarak varılan o uzak asya’da, at sürerek mezarlık çiçekleri koparmaya gelmek gelmez sanırdım aklın ucuna göçemem kuşu, vakit tamam demiş bu ben bir soyum devamıyım demek veya soyum devam demek çocuklara ölmek, kalanlar içinmiş başucuna bir ağaç diktim hatırlar göçebe kuşlar Kerim KARAYEL kerim.karayel@gmail.com

Devamını Oku »

GÜMÜŞSERVİ | Yusuf GÜLER

Seni sevmeyi yokluğunda buldum, Tüm gerçekliğini, dizelerime yansıtırken. Çünkü dizelerim gözlerimin içidir, Ayın su üstüne vurması gibi. Ve sen, Dizelerimin gümüşservisi! Her dizelerime yansıyışında… Gözlerin diyorum, Elmacık kemikleri içinde Aktif yanardağları andırıyor. O gözlere dalanı, Dumanı ile zehirlemeye başlıyor, Geri çekilmek için geç oluyor artık. Püsküren lavlara doğru yavaşça çekiliyorsun. Kalp ise, kurtulma çabası içinde Hızlı hızlı çarpıyor. Kaşların diyorum ...

Devamını Oku »

Yarın Yokmuş Gibi: Batu Akdeniz ile Röportaj | Sevginur DİKİN

Batu Akdeniz: “Her dönem kendi trend müziğini yaratır.”  “Herhangi bir listeyle, trenddeki müziklerle ilgilenmiyorum. Her dönem kendi trend müziğini yaratır. 5 yıl sonra rock’n roll tekrar liste başı da olabilir. Ben bununla gerçekten ilgilenmiyorum çünkü yaparken kendimi ait hissettiğim, bulduğum müzik bu ve bu değişmeyecek.” cümlesi 3 Nisan tarihinde Akustik EP çalışması Yarın Yokmuş Gibi’yi dinleyicileri ile paylaşan Batu Akdeniz’e ...

Devamını Oku »

Gezgin-Yazar Armağan Portakal ile Röportaj | Aycan SERCAN

Ne kadar çalışırsanız çalışın günün sonunda yaptığınız iş, bir firmanın klasöründe rafa kalkar. Armağan Portakal, topraktan beslenen bir çiftçi. Yol arkadaşı Banu Özkan Tuzluyurt ile Anadolu’yu karış karış gezen bir gezgin. Aynı zamanda Pencere ve Tesadüf kitaplarının yazarı. Son kitabı “Doğma Yavrum Dünya Çok Kalabalık” ise naif bir protestonun çığlığı niteliğinde… Şimdi Armağan Portakal’ı biraz daha yakından tanıyalım.   1- ...

Devamını Oku »

İnsanlık Yolu | Barış YILMAZ

Yolunun başındayım insanlığın. Yürümeye başladım, Yamacımda melekler… Gözlerimin çölü kupkuru, Dimdik yürüyorum yaşam umarcasına. Yolunun ortasındayım insanlığın. Karnımda hafif kelebekler uçuşuyor, Kötü huylu bir sancı gibi… Uzaklarda yerde yatan kalpler var üstelik. Yolunun ortasını geçtim insanlığın. Melekler uzaklaşıyor benden… Hafif bir yorgunluk hayal kırıklıklarından, Gözlerimin çölü yeşillenmeye başladı. Yolunun sonuna doğru insanlığın. Yürümeye devam ediyorum, Yamacımda siyah maskeli, taştan kalpli ...

Devamını Oku »

Sanaldan Gerçeğe Bir An | Seda BAŞTAŞ

İnternette bulduğum bir iş ilanına başvurmamın ardından mülakata çağrılmamla uzun zamandır işsiz dolaşmanın yarattığı depresyondan sıyrılmış gibiydim. Onca eş dosta haber salmıştım da ne yazık ki birinden bile müjdeli haber gelmemişti. İlk önce dostluklarımı sorgulamış, sonra onların da elinden bir şey gelmediği gerçeğini kabullenmiştim. İşsiz kaldığım bir sene zarfında ben de kendimi soyutlamıştım her şeyden, herkesten. En iyi dostum bana ...

Devamını Oku »

Taş ve Keder | Malik Enes GÜMÜŞLÜ

-I- Ahşap bir kapı açtın bana ve oturup anlattın bir bir Cenin ne, güz neden, rahman kim… /Bu sırrı bir zarfta saklayacağım./ Yüzümün çizgilerinde gezdirdin ellerini, hatırlattın bir bir Akşam kimden, rivayet kimden, sürgü kimden… /Bu ah’ı bir suda yıkayacağım./ -II- Bir gülü kalbinde özenle büyütüyorsun diyedir Bunca yük, bunca iz, bunca düğüm… /Bu ayeti bir saksıda yetiştireceğim./ Göğüs kafesinde ...

Devamını Oku »

“İçimizdeki Şeytan” Üzerine Bir İnceleme | Serap TUNÇ

Kimi zaman okuduğumuz kitapların arkasındaki gerçekliğe, ne yazık ki derinlikli bir araştırmaya girmeden vakıf olamıyoruz. Kitabın son sayfasını da okuyup derin bir nefes alıp arka kapağı kapatarak kitap üzerinde düşüncelere dalıyoruz. Karakterleri, olayları ve duyguları belleğimizin süzgecinden geçirip tekrar tekrar düşünüyoruz. Ancak kurmaca diye bilip okuduğumuz eserlerin gerçek hayatta yaşanmış olma ihtimali -hatta belki de bunun birilerinin ölümüne sebep olmuş ...

Devamını Oku »

Veda Havası | Fırat ÇİÇEK

Daha doyamamışız yaşamasına, Öyle ki Uzak şarkılardır benim ağzımdaki. Kıyıların ıslak kumundan Sütü çoktan çekilmiş Kuşlara belki birazcık dönerdim yüzümü. Belki de biraz daha fazlası… Kapıda dikilen incirin harlı lekesine bulanmış İlkbahara söyleyin, Kurumuş suyu artık kuyunun. Ayrık bir yumak duruyor ellerimde, Büsbütün yitiriyorum seni, Dört yaprağı apayrı bir yoncayı anımsatırcasına. İki kuşak ölmesem yasını tutacak kim bilir bu insanlar. ...

Devamını Oku »

Bir İstanbul Rotası 6: Heybeliada Devam Gezisi | Neslihan DEMİRHAN

Başlıktan da anlaşılacağı üzere daha önce yazmış olduğum Heybeliada gezisinin devamı niteliğinde olan bu yazıyı yine bir bahar öncesinde yazmayı uygun buldum. Gezip görmek için tek günün yetmediği Heybeliada’nın müze, kilise ve diğer yapılarını bu gezi yazısında göreceğiz. Ada vapurları ile ulaşımı sağladığımız bu gezide, iskeleden iner inmez yönümüzü sola çevirip cadde boyu ilerlerken ileride beyaz bir yapı görüyoruz. Deniz ...

Devamını Oku »

PARANORMAL AŞK | Nudem ROJAR

I Yağmurlu bir nisan akşamıydı gözlerine uğradığı gün. Kafe kalabalıktı, koşturmaca vardı, herkes oradan oraya seğiriyor; yer kapmaya çalışıyordu. Rodin, Deniz ile kafede oturmuş, muhabbet ediyordu. O esnada görmüştü onu, bir daha asla unutamayacağı kadını. Üzerinde mor bir kazak, siyah bir kot, ayağında yüksek topuklu siyah bir bot vardı. Beline kadar uzanan saçları, sol yanağının üzerinde küçük bir beni ve ...

Devamını Oku »

Ressam Can Ersal ile Özel Röportaj | Aycan SERCAN

Can Ersal yaşamında nasıl bir yol almış? Benim yollarım çok zikzaklı dolayısıyla zikzaklı yollarda yürürken bir kere hayalperest olacaksın. Hayallerin olacak, yolun eğrilikleri seni demoralize etmemeli. Ben yıllar boyu kağıtlara çizip çizip attım ama bir gün o kağıtların değerinin anlaşılacağını bilerek çizdim. Bu yola girdiğim andan itibaren geri dönüşü düşündüğün an kaybediyorsun. O yolun sonunda çok büyük şeyler de beklemeyeceksin, ...

Devamını Oku »

Yürüyenlere | Taner ARSLAN

Sonra yürüdüm. Koştum. Kırıldım/kırdım. Kızdım. Üzüldüm… Vurdum yüreğimi en kalabalık alanlara, Tenhalara. Ağladım, Özledim, özledim… Özlem, Keskin bir kılıca dönüşünce Durmak kabahattir İstasyonlar, beton kentler, garajlar hepsi Ve daha neler neler Hepsi şahittir. Ben hep gitmek istedim. Gittim, gidiyorum, Yine de kalıyorum. Unuttum, unuttum… Üşüdüm. Islandım. Unuttuğum yerde durdum. Hatırladım. Yürüdüm. İnsan bazen umutsuzluğu yakıştırmasa da yüreğine Yenemiyor işte, Bunu ...

Devamını Oku »

Tanrının Sakladığı Armağan | Eda Sultan ERKARAMAN

Sen benim en acı yanımdın… Rahmimde henüz filizlenmemiş çocuklarım, Yıllardır ziyaretine gelmediğim, Toprağın bağrında yatan babamdın. Sen benim en acı yanımdın… Belki de kanatlarını uğruma feda etmiş gibi görünen Ama her dem kârı kendine dert edinen Kınalı kekliğim, Fedakâr anamdın. Sen benim en acı yanımdın… Ne zaman bir karpuz yemek istesem, Karşıma çiğit çiğit bahaneler sıralayan Ve belki de hep ...

Devamını Oku »

EVRİM | Sipan GÜLER

Aynı gökyüzü altında gözlerimiz sevişiyor. Duyuyor musun, ceplerimde taşıdığım çocukluğumun seslerini? Aynı gökyüzü altında içim, ellerine koşuyor. Buralarda kar yağmıyor, insaniyet namına üşüşüyor üstümüze İskenderler, Hammurabiler. “Ölü evinde sessizlik!” diyerek sürüklüyorum orduları öteki tüm şehirlere. Bu yeryüzünde, senin gölgenle ayin yapıyor Medler! “Buldum, buldum!” diyor adı hatırlanmayacak aciz bir homosapiens. Kanatlarını bir kuyuya asmış, “Buldum, buldum!” diye bağırıyor. Hişt! Sakin ...

Devamını Oku »

İzmir’de Bir Vakit | Çiğdem SUDE

Bir vakit geldik İzmir’e. Otogarın o sıcak sarılması karşıladı bizi. Sarıldıkça içimizin ısındığı bir sarılma… Konak’ta tarih kokan bir yapı, Bir havuz ve yirmi beş musluk eksikle Saat kulesi… Önünde ise eksik olmayan iki şey: Kuş yemi ve çiğdem. Yerli yabancı turistler var sonra, Tek derdi şuursuzca fotoğraf çekinmek olan. Birde şimdilerde var olan falcı kadınlar, çiçekçi amcalar, balon satan ...

Devamını Oku »

Kaygan Zeminler | Ayşe TÜRK

İstanbul’a bir şehir düştü. Hep dağ Tanrım, hep dağ. Midesi bulanan bir fahişe, dili örülmüş bir mecburiyette. Elleri kurşun bir taş savaşçısı ile eziliyor Tanrım, eziliyor. Kokusu süzülmüş üzüm, Kabukları oyulmuş bir kabak. Şarap bu Tanrım, şarap. Gözleri fütürist bir adam, Suyu kirli bir gölde. Tuşları cam bir piyano sesini kasvetle takip eder Lana. Bir gördü, bir duydu, bir anlattı. ...

Devamını Oku »

Tramvayın Kuyruğuna Takılmak ve Bir Şehir Hakkında Rivayetler | Hafize ÇETİNKAYA

Bozkırın en ortasında, basit düzlüklerin sakinliğine boğulmuş bir şehir hikâyesinden bahsedeceğim sizlere. Şehrin ilerici yüzü olan bir tramvay hattı bizlere eşlik edecek. Ve bir şehir hakkında elde edemeyeceğiniz kitabi olmayan bilgileri sıralayacağım. Tüm söylenenler tramvayın paçasından akacak. Hatıralar ve hayaller ve en bilindik safsatalar zihnimizi güzelce meşgul edecek. Ve yazının sonunda amaçsızca dağılacağız. Şehrin en ucundan en merkezine doğru bir ...

Devamını Oku »

Bir Yazarın Geçmişini Okumak: Harita Metod Defteri | Neslihan DEMİRHAN

“Hepimizin trajedisi bir zamanlar çocuk olmamızda yatar.” Nietzsche Murathan Mungan’ın 60 yaşında kaleme aldığı Harita Metod Defteri kendi ağzından yazılmış gerçek bir çocukluk kitabı adeta. Günümüzden geçmişe uzanan yolculukta kendini bir roman karakteri gibi yansıtan, arka planda geçmişin Türkiye’sini görmemize fırsat tanıyan Mungan’ın bu kitabı otobiyografik bir roman niteliğinde denebilir. Harita Metod Defteri’nde yer alan “Çocukluk çoğu kez anlamı bilinmeyen ...

Devamını Oku »

ŞENGEBÎ | Fırat ÇİÇEK

Göl dalından örme öpüşler Leylaklıyor ağzını. Saçılıyor. Duruluyor. Bulanmıyor çimenler. Kesik bir soluk debeleniyor dudaklarımda Ve ölü bir kısrak yunuyor Enin damarlarıma. Fısıltı ıralıyor nefsimi hallacından. Vuku bulur ruha bulanan kıvılcım. Hangi günün akşamında ağarır, Çamura saplanmış kayığın kırık yelkeni. Oysa sararmış tül perdelerinde Yeşermiş usul külleri; Yelkovan kuşları ile doldurmaksa, Öteden beri adetimdir. Uç uç böceğin ahı var artık ...

Devamını Oku »

SON | Bavul Adam

Kıvrımlı dağ yollarını geçtikçe denizin kokusu daha çok dayanıyor burnuma. Hiçbir kum tanesine el değmemiş kara parçalarında yeşeriyor düşlerim. Kollarımı kaldırıp buradayım diyemiyorum. Ellerim büyüyor günden güne, kaldırıp ceplerime bile koyamıyorum. İçim Fethiye’nin Ölüdeniz’i gibi. Bir yanım deli dalgalarla dağları tokatlıyor, bir yanım anasının memesinde uykuya dalmış bebek gibi masum bir durgunlukta. Kaldırma kuvvetimle koca gemileri taşıyorum da içimde ötüp ...

Devamını Oku »

Kum Saati | Mehmet İlker PİLAVCI

Bir eylül ayının akşamüzeri Eserken rüzgâr denizden sahile Yüzgeci kırılmış bir balık, dönmeye çalışırken ait olduğu denize, Bir insan boyu uzak sevdiğine… Atabilse üzerinden rüzgârın eserken taşıdığı kum tanelerini, Aşabilse mesafelerini… Duyabilse sesini kayalara vuran dalgaların, Ulaşabilse nasıl sevinecek, çırpınacak sevdiğine… Yılların yorgunluğu ve dalgalar Döve döve kırmışsa yüzgecini, Cesaret edip dönmeye korkuyorsa ait olduğu denize, Yıllar mı suçlu, Deniz ...

Devamını Oku »

Kırıldım, Koştum ve Düştüm | Zeynep YAZICI

Kapıları senin tınınla araladım. Bakışımın her bir parçasını bir yere bırakarak varlığı bakışımla doldurdum. Bataklığın kıyısında, senin tebessümünü bir balçıkta görünce namaza durdum. Dikenin kökünde senin yadın gizliydi, kopardım ve tüm evrene saçtım. Kendimden yeşerip kendime yayılarak ağaçların özü ile uyumlandım. Gece tümüyle bir oluk açarak, sır tohumunu serpmeye niyet ettim. Hile askısını kırdım ve hiçliğe kadar koştum, ölümün çehresine, ...

Devamını Oku »

Çöz Makara | Derya BOZ

Yüzünü yokladı ilk iş, yaşıyordu. Nefesine çekidüzen verdi ve önce “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye yarıldı. Tüm yaşanmamışlıklar saçıldı ortalığa. Bir ayağı eksik masanın üstündeki nar! İlk avazı ve ana rahminden hatıra kan. “Keşke” dedi. Ardından “Ah!” Ah ikiye ayrıldı Ve kan. *** Yüreğini yokladı ikinci, Yirmi iki gün geçmişti. Sırası var, zamanı var. “Beklemek güzelmiş” dedi. Verdiği nefesi ...

Devamını Oku »

çıplak-aşık-sarhoş | Nudem ROJAR

Vakit gecenin dördü, Ben hafif çakırkeyif. Hayranlıkla vücudunu izliyorum, Her bir parçan seyir defterimin başkahramanı oluyor. Önce tek tek, sonra hepsiyle konuşuyorum. Yavaş yavaş arınıyoruz üzerimizdeki her şeyden, Önce parmak uçlarımla dokunuyorum ay parçası tenine, Ardından, dudaklarım sana ait her bir zerreyi kucaklıyor. Aslında hepsi sana ait değil, Bana ait ve mecbur. Her yanın benimle bütünleşmek üzere yaratılmış. Sonra bir ...

Devamını Oku »

İyi Bilirim Ben Bu Soytarıyı | Sibel KANDİLLİ

Ben bu gözleri bilirim. Kimi zaman şehvetli Kimi zaman derbeder bakar. Kim bilir kimlerin gönlünde Fark etmeden Ne onmaz yaralar açar. Bana kasten, Bana bilerek Ne zulümler yapar. Sonra Efendim, elleri var, elleri… Ben bu elleri Pek iyi bilirim, Pek güzeldirler. Kaç kere iyi ettiler beni. Kaç gece sardılar Yorgun bedenimi. Ne vakit umutsuz olsam Omzumdaydılar, hissettim. Ağlasam hırçın bir ...

Devamını Oku »

Sabah Ayazı | Mehmet İlker PİLAVCI

Ruhumun boş kalmış odalarına dalarken zihnim ve hatırlarken seni saçlarından nasırlı topuklarına kadar, Bir perde iniyor gözlerime sabah ayazında. Bir çocuk fısıldıyor. Küçücük ve masum. Aslında bir umudu yeşertiyor, korkarak. Unutmak istediğim şeyi hatırlatıyor. Yüzsüzce… “Onu hala seviyorsun.” Hatırlamak istemiyorum. Sormasın, dokunmasın, konuşmasın. Seni duymak zor çocuk, fısıldama. Geri dön geldiğin geçmiş anılara. Açma ruhumun boş kalmış odalarına bakan pencereyi. ...

Devamını Oku »

ENDİ | Ali GÜLTEPE

Şimdi bakıyorum da ne dinlenecek şarkılar kalmış ne de okunacak şiirler. Sadece bir ben kalmışım, O da yarım yamalak bir ben, Duyguları kemirilmiş bir ben, Sadece bir ben işte! Etten kemikten bir ben… Gelirsin diye bekledim hep Rüyalarda, yazılan her satırda, Düşen her yağmur damlasında Bekledim. Kapıyı arala, ben geldim de Adamım de yine eski günlerdeki gibi Sımsıkı sarıl bana ...

Devamını Oku »

Erkek Kulübünde Siyaset’ten Leyli’ye Kalanlar | Hatice KURT

Leyli Sanat Ekibi Prof. Dr. Serpil Çakır ile “Erkek Kulübünde Siyaset” adını verdiği kitabı üzerine söyleşi ve imza etkinliği düzenledi.  Siyaset bilimci Prof. Dr. Serpil Çakır ile söyleşi ve imza etkinliği Micasa Teras’ın ev sahipliğinde ocak ayı etkinlikleri arasında gerçekleşti. Etkinlikte kadınların siyasal dünyadaki yeri, siyasetteki rollerinin az olması ve bu rollerin giderek azalmasının temel sebepleri ele alındı. Kendisini feminist ...

Devamını Oku »

Deli – Tiyatro Serisi VI | Neslihan DEMİRHAN

Bugün yaşadığım semtin, Maltepe Belediye Tiyatrosu’nun sahnelediği bir oyundan bahsedeceğim. Nikolay Gogol’un pek çok kez uyarlanan Bir Delinin Hatıra Defteri’ni daha önce Genco Erkal’dan izleme fırsatı bulmuştum. Türkiye’de oynanan ilk tek kişilik oyun olan Bir Delinin Hatıra Defteri’ni, bu kez Maltepe Belediye Tiyatrosu’nun uyarlamasının -daha önceden sahneledikleri oyunlarını izleyip başarılı bulmuştum- nasıl olacağını çok merak etmiştim gerçekten. İyi bir tiyatro ...

Devamını Oku »

Uzlaşma – Tiyatro İncelemesi | Tibet TEBÜKTEKİN

Birkaç yıl önce Sırça Hayvan Koleksiyonu‘yla başlamıştım tiyatro alışkanlığıma. Oyundaki flashback tekniğini çok zekice bulmuştum. Nedir? Aşırı basit iki hile ile sinemaya özgü bu efekti harika bir şekilde replike edebilmişler. Detaylarına girmeyeyim, kendiniz gittiğinizde temaşa edersiniz. Bunun gibi birçok oyunun ilgi uyandırıcı tekniklerle bezendiğini gördüm. Bir Fransız oyunu olan Uzlaşma’da ise sahnenin en ön tarafı oyun alanı. Arka planda dekor ...

Devamını Oku »

Röportaj: Nebi Vural | Aycan SERCAN

15 yaşında dövüş sanatları eğitimi almaya başlayan ve kendini hala çırak olarak gördüğünü ifade eden Nebi Vural, 1951 doğumlu olup yüksek öğrenim için 1972’de gittiği Fransa’da Tamura Sensei ile tanışır ve aikido yolculuğuna başlar. Şu anda dünyayı dolaşıyor ve seminerler, eğitmen sınıfları ve yaz kampları düzenleyerek deneyimlerini paylaşıyor. Aikido ile yollarınız nasıl kesişti? Aikidoya ilk başta bir spor yapmak için ...

Devamını Oku »

S/us Düğümü | Seda BAŞTAŞ

Canımdan başka verecek neyim kaldı ki, dedi adam iki dudağının arasından zor duyulan bir sesle. “Eğer mutlu edecekse sizi, alın, parçalayın. Lime lime olan etlerimi atın kurtların önüne. Belki doyurur aç gözlüleri yetimin eti. Almayı maharet sayıp vermeyenlere inat, alın kalbimi de parçalayın ellerinizde. Zaten kırık, yaralı, harap… Düğümlenmiş s/uslarınızı çözmeden bitirin bu işi yoksa bir ucundan tutup bütün damarlarınızı ...

Devamını Oku »
Scroll UpScroll Up