Anasayfa » RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ » Yarın Yokmuş Gibi: Batu Akdeniz ile Röportaj | Sevginur DİKİN

Yarın Yokmuş Gibi: Batu Akdeniz ile Röportaj | Sevginur DİKİN

Batu Akdeniz: “Her dönem kendi trend müziğini yaratır.”

 Herhangi bir listeyle, trenddeki müziklerle ilgilenmiyorum. Her dönem kendi trend müziğini yaratır. 5 yıl sonra rock’n roll tekrar liste başı da olabilir. Ben bununla gerçekten ilgilenmiyorum çünkü yaparken kendimi ait hissettiğim, bulduğum müzik bu ve bu değişmeyecek.” cümlesi 3 Nisan tarihinde Akustik EP çalışması Yarın Yokmuş Gibi’yi dinleyicileri ile paylaşan Batu Akdeniz’e ait.

Onu belki “Heavy Sky” grubundan ya da Ankara’daki müzik sahnelerinden tanıyorsunuz. Yazdığı Türkçe şarkıları ilk olarak 2018 yılında “Hayat Böyle” çalışmasında yayımladı. Takvim yaprakları 2019 yılına geldiğinde ise “Yanlış Biriyle Doğru Hikâye”, “Hareket Vakti” ve “Vuruldum”u müzikseverler ile paylaştı. Kısa süre içerisinde büyük beğeni ve dinleyici kitlesi kazanan ve yerli rock müziğin önemli isimlerinden biri haline gelen Batu Akdeniz, 17 Ocak tarihinde “Yarın Yokmuş Gibi” isimli EP çalışmasını paylaştı. Kısa zaman içerisinde EP’de yer alan şarkıları yeniden düzenleyen ve akustik olarak kayıt yaparak, 3 Nisan’da Akustik EP çalışmasını müzikseverlerin beğenisine sundu.

Garaj Müzik etiketi ile yayımlanan bu akustik EP çalışmasında öne çıkan “Artık Bi’ Manyağın Var” isimli şarkıda Batu Akdeniz’e Aleyna Talınlı eşlik ediyor ve kulaklarımıza bir şölen yaşatıyor. Biz de bu karantina günlerinde yerli rock müziğe yeni bir soluk getiren Batu Akdeniz ile söyleştik.

Heavy Sky” ile başlayan müzik yolculuğunuz solo projeleriniz ile devam ediyor. Bu müzik süreciniz nasıl geçiyor?

Keyfim şu son Covid-19 olayları dışında oldukça yerinde, müzikal olarak her şey iyi gidiyor. Son 1,5 yıldır kendi ismimle, Türkçe müzik yapıyorum ve gelen tepkiler beklentimin de ötesine geçmeye başladı bu kısa zaman için, mutluyum.

Unplugged albümlerin hastasıyım

Önce “Hayat Böyle” dedin ve bir albüm geldi 2018’de. Sonra 2019’da “Yanlış Biriyle Doğru Hikâye”, “Hareket Vakti” ve “Vuruldum” geldi. 2020 yılında ise “Eksik” ve “Yarın Yokmuş Gibi” geldi. Son akustik çalışmanız olan “Yarın Yokmuş Gibi Akustik”in ortaya çıkış sürecinden bahseder misin?

Tabii! Ben şarkılarımı genelde akustik gitarla bestelerim. İlk üretildikleri zamanki akustik hallerini dinleyicilerin de duymasını ve bilmesini istedim. O sadeliği seviyorum, daha çiğ ve bazen duyguyu da daha iyi aktarabiliyor dinleyiciye. Unplugged albümlerin hastasıyım, kendim için de bu formülü uygulamayı seviyorum.

Müziğimi tek bir felsefenin üzerine oturtamam.

 Şarkılarınızda melankolik bir atmosfer de hâkim. Bunu Ankara çıkışlı bir müzisyen olmanıza bağlayabilir miyiz?

Yok yahu, bu Ankaralı olmaktan değil de hayatı algılayış şeklim ile ilişkili olabilir. Hayata yüksek dozajlı duygularla bakmayı ve hayatımı öyle yaşamayı seviyorum. Acıyı da mutluluğu da bu şekilde yaşarım. Belki bu da beni melankolik bir insan yapmıştır.

Bunun dışında şarkı sözlerinizde felsefi anlamlar da yükleyebiliriz. En azından ben dinlerken felsefi esintilere de kapılıyorum. Misal “Var oldukça dünya, bu ruh özgürleşmeli” dizeleri gibi… Müziğinizi felsefe ile bağlamlaştırmanızın bir anlamı var mı?

Böyle düşünmene sevindim. Özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu sanırım şu son birkaç haftada bütün gezegen olarak bir kez daha hatırlıyoruz. Müziğimi tek bir felsefenin üzerine oturtamam; açıkçası şarkılarımı yazarken böyle bir tasayla yazmıyorum. Daha çok gündelik, evrensel duygular üzerine yazıyorum, hayatımı nasıl yaşıyorsam öyledir müziğim de… Ama Hareket Vakti için konuşursak evet; o bir ‘özgürleşme’ parçasıydı.

Herhangi bir listeyle, trenddeki müziklerle ilgilenmiyorum.

Müziğini tanımlarken “Elektriklenmiş Rock’n Roll” kavramını kullanıyorsun. İlk albümün “Hayat Böyle” de dinleyiciler tarafından sevildi. Peki, elektronik ve rock’n roll müziği birbiri ile nasıl harmanlamayı başardın?

Bu hem o dönem çalıştığım prodüktörümün hem de benim müziğimin getirdiği bir şey, başarısıydı diyelim. Sound’u daha çok ön planda tutmayı amaçlayan bir EP idi, Hayat Böyle. İkinci EP Yarın Yokmuş Gibi ile hem sound’u hem de tavrımı biraz daha değiştirip daha çiğ bir müzik yapmayı hedefledim.

Son yıllarda Rap müzik baya yükselişte, hatta listelerin başlarında seyrediyor. Bestelerini yaptığın bu süreç içerisinde müzik piyasasının durumu karşısında neler hissettin? Bu durum seni rock’n roll’a nasıl yönlendirdi?

Açıkçası ben rock’n roll’a hiçbir ticari kaygı gütmeden, tamamen bu müziğe âşık olduğum için yöneldim çok genç yaşta. Zaten Heavy Sky Türkiye’de İngilizce sözlü hard rock müzik yapan bir gruptu, düşünsene, delilikti ama kendimi, kendime ve insanlara kanıtlamamı sağladı! Herhangi bir listeyle, trenddeki müziklerle ilgilenmiyorum. Her dönem kendi trend müziğini yaratır. 5 yıl sonra rock’n roll tekrar liste başı da olabilir. Ben bununla gerçekten ilgilenmiyorum çünkü yaparken kendimi ait hissettiğim, bulduğum müzik bu ve bu değişmeyecek.

Günümüzde sosyal medya büyük bir etken. Özellikle de bağımsız bir şekilde müzik yapanlar için. Sizde bu durumlar nasıl?

Her müzisyen için kullanılması gereken bir mecra haline geldi sosyal medya. Ben hala 70’lerde ya da 90’larda yaşamaktan yanayım ama bunu başaramayacağım için uyum sağlamak zorundayım. Sosyal medyanın tek güzel tarafı seni sevip dinleyen insanlarla direkt iletişim kurabilmek bence. Bunun dışındaki kısmını gerçekten sevmiyorum ama ister istemez bir bağımlılık haline geliyor.

Kaliteli ve samimi, dürüst şekilde yapan tüm sanatçı dostlarımın sonuna kadar arkasındayım.

Karantina sürecinde sürekli dinlediğin ve dinleyicilerin ile paylaşmak istediğin grup/müzisyen var mı? Bir de müzisyen gözüyle ülkedeki alternatif müzik dünyasını nasıl buluyorsun?

Yeni gruplar ve müzisyenler keşfetmeye çalışıyorum ama beni beynimden vuran yeni bir şey keşfedemedim bu sıra. Lana Del Rey ve The Amazons’u döndürüp döndürüp duruyorum. Lana’yı herkes biliyor ama bu ‘’The Amazons’’ süper bir rock grubu. Hala dinlemeyen varsa onları ve Highly Suspect’i dinlemelerini öneririm.

Türkiye’de kendi müziğini tarz fark etmeksizin kaliteli ve samimi, dürüst şekilde yapan tüm sanatçı dostlarımın sonuna kadar arkasındayım ve destekçileriyim.

Karantina sürecinde Instagram ve YouTube üzerinden canlı konser yayınları büyük ilgi görüyor. Sizin bu konserlere bakış açınız nasıl oluyor?

Bence bu hayranlarla bütünleşmek için harika bir fırsat. Ses kalitesi ne yazık ki çok başarılı olamayabilir ama insanlar evlerinde ve sen de evindesin, öyleyse neden olmasın? Şu ana kadar 2-3 konser yaptım ben de. Devamı da gelecek.

Son olarak karantina süreci sonrasında neler yapmayı planlıyorsunuz?

Okuyamadığım, okuma fırsatı bulamadığım bir sürü kitabım vardı; onları okuyorum. Ufak birkaç kayıt yapacağım. Şanslıyım ki evde ağırlıklarım vardı, spor da yapıyorum bol bol.

Sevginur DİKİN

sevginurdikin@gmail.com

Sevginur DİKİN

Sevginur Dikin, bir nisan gününde İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya gelmiştir. Fotoğrafa ve sanata olan merakı İşletme Bölümü'ne uymayınca yeniden sınavlara hazırlanarak Plato Meslek Yüksekokulu’nda Medya ve İletişim okumuş, devamında da Kocaeli Üniversitesi’ne geçiş yaparak Gazetecilik Bölümü’nü bitirmiştir. Medya sektörünün birçok alanında çalışarak deneyim kazanmıştır. Okumayı ve araştırmayı her daim hayat felsefesi olarak nitelemektedir. Hem Leyli Sanat'ta içerik üretirken hem de Maltepe'de yerel bir gazetede muhabir olarak çalışmaktadır.
Sevginur DİKİN

2 yorum

  1. Röportaj in yarısınında hareket vakti şarkısını açtım. Sesiyle anlattıklarını beraber dinledim. Müzik yolu açık olsun . Röportajınla bize Batu Akdeniz i ulaştırdığın için teşekkürler. Tebrik ederim ikinizi de 👏👏👏👏

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up