Anasayfa » ANLATI » Yüzleşme | Melihat ÖZDOĞAN AĞGÜL

Yüzleşme | Melihat ÖZDOĞAN AĞGÜL

Yıllardan beri yapmak isteyip de yapamadığım bir şey vardı. Mayıs ayında Ankara’ya eğitim amaçlı üç günlük seyahate gittiğimde. İşte bunu yapmanın tam zamanı. İzmir’den Ankara’ya rötarlı uçtuk, bu engel olamaz dedim, eşyalarımı otel odasına fırlattığım gibi otogara koştum. Akşam olmak üzere, Konya Kulu’ya otobüsler iki saat sonra kalkacak ve bunun için çok geçti. Yine de yılmadan araştırmaya devam ettim. Eski bir otobüs buldum, “hemen kalkıyor” dediler. Otobüse atladım, kafamda sadece gitmek vardı. Sonra baktım ki otobüsün her tarafı dökülüyor, üç dört yolcudan başkası yok, umurumda da değildi. Otobüs hareket ettiğinde muavin geldi: “nerede ineceksiniz?” Nerede mi? 30 yıldır görmediğim yerin neresinde inmem lazımdı? Değişim olmuştur, tanıdık neresi kalmıştır derken Olof Palme Parkı deyiverdim. Orada çalıştığım yıllardı. Park, Olof Palme’nin öldürüldüğü hafta açılmıştı. Halkının büyük bölümü İsveç’te yaşadığı için İsveçli yetkili kurdelesini kesmişti. Belirsiz yolculuk başlamıştı.

Telefonum çaldı, arayan eşimdi, ona gidişimden bahsettiğimde endişelendi: “Tanıdığın kimse yok yalnız başına, akşam akşam!” Endişelenmekte haklıydı, onu yatıştırdığım konuşmadan sonra camdan dışarı seyre başladığımda gözyaşlarım kontrolsüzce akıyordu. Bozkırı seyrederken 30 yıl öncesinde ambulansla hasta taşırken yaşadığım acı dolu günlerim canlanıverdi birden. 18 yaşında bize yüklenen bir yığın sorumluluklar… Genç yaştaki tek başıma olan mücadeleler…

Rahmetli babam ve annem ile gelmiştim ilk görev yerine. Çarşıda yemeğimizi yedik, iş yerine gidene kadar gördüğü kişileri ve iş yerini görünce rahmetli “İstifanı ver dönüyoruz.” demişti Sonrasında ısrarıma dayanamayıp orada kalmamı kabul etti. Kendisi, arkadaşla ortak yaşam alanıma yerleştirmişti beni. Ona yaşadığım acılardan bahsedemiyordum üzülmesin diye. Sonradan annemden öğrenmiştim ki Köle Isaura dizisini seyrederken hep beni düşünürmüş, kötü bir şey yaşadıysa o gece uyumazmış. Sorunlar ile mücadele ederken yaşamda direnerek ayakta durmayı öğrenmiştim.

Film şeridi gibi geçmiş gözümün önünden geçerken, muavinin “burada ineceksiniz!” sözü ile kendime gelmiştim. Havanın kararmasına biraz daha zaman vardı, geçmişte yapamadığım isyanım geldi birden. Yanımda bana tuhaf bakan yaşlı kadına aldırmadan sigaramı yaktım, yürümeye başladım. Geçmişte yaşadığım eve doğru gidiyordum, duruyor mudur acaba? Kafamı sağ tarafa çevirdiğimde eski iş yerimi gördüm. Yıkılmış, biraz ilerisine hastane yapılmış, çok da anlam taşımamıştı. Yeni sokaklar, evler yapılmış. Eski evi bulamadım, bakkala gittim, ev sahiplerinin ismini ve evlerinin yerini sordum. Adam bana baktı, “Onlar öldü.” dedi. Ama isterseniz oğlu ve gelini var, diyerek evi gösterdi. Heyecanla o tarafa doğru yöneldiğimde hava kararmak üzereydi. Geçmişte yaşadığım ev de bahçe de çok fazla değişmemişti.

Kapının zilini çaldığımda, içeriden cevap veremediğim “Kim o?” sorusu geldi. Kapıda “şaşkın bir kimsin” soru ifadesi olan gözlerle karşılaşmıştım. Espri ile “Şu anki gördüğünüzün yarısı, otuz yıl öncesindeki kiracınız” dedim. Birden gülümseyen yüzlerle bana baktılar ve adımı, soyadımı söylediklerinde şaşkınlık ifadesi bu sefer bende idi. İçeri davet ettiler, çaylar içildi. Doğumunu yaptırdığım yan komşu da eve çağrıldı. Hep birlikte çarşı içinde lokantada yemek yedik; eskilerden, çocuklardan ve diğer anılardan konuştuk. Eşim ile telefonda tanışarak sohbet ettiler. O gece kalmamı isteseler de dönmek zorundaydım. Eski ev sahiplerine geçmişteki yardımlarından bahsederek, minnetlerimi bildirerek teşekkür edip son otobüse bindim. Otobüsten onlara el sallarken içimi huzur kaplamıştı. Tesadüf bu ya, otobüs yeni ve rahattı. Ankara’ya gelene kadar geçmişin güzel izlerini hatırlayıp dinginleşmiş olarak döndüm.

Melihat ÖZDOĞAN AĞGÜL

mozdogan35@gmail.com

 

2 yorum

  1. Sanırım ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu yolculuğu anlamam nasıl mümkün değilse anlatmamda o derece mümkün değil. Bildiğim bir şey var ki yol çağırınca anılar aklına girip silinmiş izlerine çağırınca hiç sorgusuz gidilir. Hem okur dediğin öyle her yazıya yorum yapacak değil bazen okuduğunu hisseder oturduğu yerde çay içerken denk geldiği yazının içine doğru açılan cümlelerini düşünür, yağmur için açılan bir tente kapatılır gün ışığı tenine işlemiş gibi olur. O kadar . Çok tebrik eder mücadelenin etkilerini kutlarım.

  2. Yorumunuz için teşekkür ederim.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Scroll UpScroll Up